Ben doğduğum anda meydan okumayı öğrenmiştim sonra da baş kaldırmayı. Acıya, nefrete, öfkeye; mutluluğa, güzelliğe, sevgiye. Bütün duygulara baş kaldırmış, hepsine meydan okumuştum.
Kalbim, ağır ağır çalan bir piyanonun notaları gibi atıyordu, gitgide hızlanacaktı, biliyordum. O hız arttıkça nefesim hızlanacaktı, kulaklarım uğuldayacaktı, dünya daha hızlı dönmeye başlayacaktı ve hareket bile edemeyecektim. Kendimi tanıyordum ve bu duyguların sadece korktuğum zamanlar ortaya çıktığını da biliyordum.