Yaptığı işlerden, şahsiyetinden şüphelenmek bir yana yeryüzünün en önemli kişisinin kendisi olduğuna inanan, bunun aksini düşünenleri ise çabucak hayatından kovan insanlara gıptayla bakıyordum. Bu insanlar; haklı olduklarına önce tüm kalbiyle kendileri inanır sonra da kutsal kitabın tüm ayetlerini, hatta şarkı sözlerini, dizi film repliklerini şahit gösterip mutmain olurlardı.
Ayşe Şasa'nın okuduğum ilk kitabı Delilik Ülkesinden Notlar. Okurken biraz ruhi dalgalanmalar yaşadığım, çokça kendimi sorguladığım bir eserdi. Kitabı okurken hayatını merak edip araştırıp, sinema sektöründe büyük eserlere imza atan bir senarist olduğunu öğrendim ve bunca zamandır neden tanımamışım diye hayıflandığım bir isim oldu Ayşe Şasa. Merak edenlere tavsiyemdir, Tabii platformundaki Ayşe dizisini de seyredip kitabı öyle okuyun. Cümleler daha manalı hale gelecektir eminim.
Bilgelerin cümleleri kısadır, onlar sadece cahille konuşurken lafı uzatırlar. "Lafın tamamı aptala anlatılır" sözü buradan gelir. Lafı uzatma, meseleyi ana fikrine kadar izah etme, gerektiğinde bir fıkrayla pekiştirip tekrar örneklemek bilgili kişiyi yorar, iştahını kaçırır.
"Karanlık ışığın yokluğudur, ışık ise karanlığın eksikliğinden doğar." gibi düşüncelerin esaretinde bir körün parmak uçlarıyla eşyalara dokunarak yol araması gibi atıyordum adımlarımı.