• Hadi gülümse bulutlar gitsin
    İşçiler iyi çalışsın, gülümse
    Yoksa ben nasıl yenilenirim
    Belki şehre bir film gelir
    Bir güzel orman olur yazılarda
    İklim değişir, Akdeniz olur, gülümse.

    Sazlarım vardı, ırmaklarım vardı çok
    Çakıl taşlarım vardı benim
    Ama sen başkasın anlıyor musun
    Tut ki karnım acıktı, anneme küstüm
    Tüm şehir bana küstü
    Bir kedim bile yok anlıyor musun

    İklim değişir, Akdeniz olur, gülümse.
  • Konstantinopolis'in fethinden yarım yüzyıl sonra Osmanlılar'ın karşısına Hıristiyan değil, Müslüman bir rakip çıktı. Bu da İran'ın yeni Safevi şahlarıydı. Bunlar köklü bir Şii hareketinin ardından başa gelerek yüzyıllardan beri ilk defa Akdeniz ve Orta Asya ve Hindistan kapıları arasındaki bölgenin tamamını içine alan güçlü bir birleşik devlet kurmuşlardı.
  • Ne güzel şehirleri var Anadolu'mun benim Akdeniz kıyısında. Küçüktürler, portakal gibi güneşlidirler diri balık gibi pırıltılı ve renklidirler acı zakkum gibi.
  • Roman Toros Dağlarının eteklerinde bulunan Akdeniz'e betimleme yaparak başlamıştır. Olay daha çok Çukurova'nın bir köyünde yaşanmıştır. Yazar Toros dağları üzerinde bulunan yaklaşık 150 eşkıya'yı Ince Memed adlı bir kişi üzerinden betimleyerek anlatmıştır. Ama İnce Memed'in diğer eşkıyalardan farkı vardır. Bu fark romanın akışını değiştiren en büyük etkendir. (Biraz spoi olacak kusura bakmayın) Ince Memed dağa karısını götürmüştür, orada bir çocuk dünyaya gelmiştir ayrıca Ince Memed diğer eşkıyalar gibi halka kötü davranmamıştır. Eser içinde bir çok dönüştürücü öğe bulunur ama bu dönüştürücü öğelerden en çok dikkat çekeni Hatçe ve Memed'in köyden kaçmasıdır. Eseri okuduğunuz zaman ne dediğimi çok iyi anlarsınız.
    Ben bu eseri bir zorlama sonucu okudum ama iyiki okumuşum dediğim bir eser oldu. Yazar sayesinde köy yaşamının nasıl olduğunu, oradaki halkın neler yaşadığını, ağa düzeninin insanların hayatlarını nasıl değiştirdiğini öğrenmiş oldum. Yazarın yaptığı harika betimlemeler sanki olayları siz yaşıyormuşsunuz gibi bir izlenim verebilir zaten bu durum eseri daha çok benimsemenize yardımcı oluyor. Roman okuduğum güzel romanlar arasında yerini aldı en kısa zamanda diğer serileri de okuyacağım.
    Okumanızı içtenlikle tavsiye ederim
  • İletişim Yayınları'ndan çıkan kitabı Herkül Millas derlemiş ve çevirmiş. Sadece Rum tanıkların öykülerinin anlatılmış olması ve yer yer Türkler'in yaptıkları olumlu işler ilgi çekiyor. Yani göçün trajedisi ne kadar ağır bassa da iyi insanların her toplumda bulunduğuna kanıt olmuş bu kitap. Düşmanlıkları kışkırtmıyor ve son derece sade anlatımlara yer vermiş. 1919-1923 yılları arasında Anadolu'nun durumu (Ege'den İç Anadolu'ya oradan Akdeniz'e) anlatılmış.
  • “Telgrafın tellerini kurşunlamalı’’
    Öyle değildi bu türkü bilirim
    Bir de içime
    -Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen-
    Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek
    Bazan gelmesi beklenen bazan ansızın çıkagelen
    Haberler bilirim mektuplar bilirim.Gamdan dağlar kurmalıyım
    Kayaları kelimeler olan
    Kırk ikindi saymalıyım
    Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma
    Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından
    Baştan ayağa ıslanmalıyım
    Gam dağlarına çıkıp naralar atmalıyım.İçimde kaynayan bir mahşer var
    Bu mahşer birde annelerinin kalbinde kaynar
    Çünkü onlar yün örerken pencere önlerinde
    Ya da çamaşır sererken bahçelerinde
    Birden alıverirler kara haberini
    Okul dönüşü bir trafik kazasında
    Can veren oğullarının.Bir de gencecik aşıkların yüreklerini bilirim
    Bir dolmuşta yorgun şoförler için bestelenmiş
    Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine
    Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin
    Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan
    Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde
    Örneğin Hint Okyanusu gibi derin
    İsyanın kapkara sularına dalan.Nice akşamlar bilirim ki
    Karanlığını
    Bir millet hastanesinde
    Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda
    Başını kalorifer borularına gömmüş
    Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiplerden
    Haber sormaya korkan
    Genç kızların yüreğinden almıştır.Bir de baharlar bilirim
    Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği
    Anadolu bozkırlarında
    İstanbul’dan çıkıp Diyarbekir’e doğru
    Tekerleri yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğu ile içen
    Cesur otobüs pencerelerinden
    Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen
    Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında
    Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının
    Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken
    Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.Yazlar bilirim memleketime özgü
    Yiğit köy delikanlılarının
    İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları
    Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan
    Üstüne cehennem güneşlerde göğermiş mor sinekler konup kalkan
    Diğeri kan ter içinde yayla yollarında
    Mavzerinin demirini alnına dayamış
    Yüreği susuzluktan bunalan
    İçinden mahpushane çeşmeleri akan
    Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp
    Apansız silahına davranan
    Nice delikanlıların figüranlık yaptığı
    Yazlar bilirim memleketime özgüGüzler bilirim ülkeme dair
    Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir
    Kalakalmış bir kıyıda melül ve tenha
    Kalbim gibi
    Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri
    Titreyen kenar mahalle çocukları
    Bir sıcak somun için, yalın kat bir don için
    Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi.Kadınlar bilirim ülkeme ait
    Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak
    Göğüsleri Çukurova gibi münbit
    Dağ gibi otururlar evlerinde
    Limanlar gemileri nasıl beklerse
    Öyle beklerler erkeklerini
    Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi.İsyan şiirleri bilirim sonra
    Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden
    Harfler harp düzeni almıştır mısralarında
    Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır
    Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda
    Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.Müslüman yürekler bilirim daha
    Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet
    Eller bilirim haşin hoyrat mert
    Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır
    Her kırışığı sorulacak bir hesabı
    Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.Bütün bunların üstüne
    Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim
    Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim
    Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli
    Adın kurtuluştur ama söylememeliyim
    Can kuşum, umudum, canım sevgilim.
    -Erdem BAYAZIT 🌸