Bu kitabı geçen hafta Ankara Kitap Fuarı'ndan satın almıştım. Daha önce kitapçıda sayfalarını karıştırıp kitabı yerine koymuştum. Dün bu saatlerde okumaya karar verdim. Bir gün öğretmen olmak isteyen birine hediye ederim düşüncesiyle kitaba herhangi bir işaretleme yapmadım (galerim kitabın sayfaları ile dolu).
Bir öğretmenin mesleğindeki anılarını anlattığı bir eser gözüyle bakıyordum ilk başta. Sayfalar ilerledikçe gözyaşlarımı tutamadığım kısımlar oldu hem sevgiden hem güzel anlara tanıklık etmenin gücünden. Aslında kitapta her yerde olabilecek olumlu olumsuz birçok durum yer alıyor ama İhsan Öğretmen'in bahsettiği gibi "umudu hatırlamaya" ihtiyacımız var. Sonsuz karanlığın içinde "aklın, bilginin ve vicdanın ışığı" ile bir şeyleri güzelleştirmeye devam etmemiz gerektiğini fark ettim biraz daha. Bu kitap ne zaman ümitsizliğe kapılsam içimi ısıtacak bir sığınak olacak.
Okula buz tutmuş saçları ile binbir güçlükle yolları aşıp gelen bir oğlandan karlı havada giyecek botları olmadığı için incecik ayakkabıları ile peteğin dibinde ısınmaya çalışan kız çocuğuna, zamanında maddi durumu iyi olmadığından öğretmeni tarafından yoksayılan bir öğretmen adayının anısından öğrencisinin kardeşi olacağını bir şekilde öğrenip gönlünü incitmeden ona iki torba bebek kıyafeti veren öğretmenin o öğrencisinin yıllar sonra öğretmen olup bu paylaşımı yapmasına kadar birçok gerçeklikle karşılaşacaksınız sayfalar boyunca. Açıkçası başlarda bana fazla romantik gelmişti okuduklarım fakat ilerledikçe gündemdeki meselelerin de ele alınması kitabı gözümde çok farklı bir yere koymamda etkili oldu.
Tüm acımasız ve akla hayale sığmayacak olaylara rağmen halen "buradayım, öğretmenim! " diyen herkese anlamlı bir okuma olacağını umuyorum.