Bir milletin gelenek göreneklerini, dini inançlarını, kendisine özgü dilini ve toprak bütünlüğünü elinden kaybetmesi demek, o milletin tarihten silinmesi demektir.
Bir millet bütün eziyetlere, baskılara ve her türlü mezalime sabır, sebat ve metanetle direnmeye çalıştığı zaman gayretlerinin meyvesini toplayacakları bir gün gelir ve yaşayananlar küllenir, gider. Ancak o topluluğun gençliği bozulduğu zaman, onların ahlakı, beden ve fikir sağlığı çürüdüğü zaman o toplumun kaybetmesi ve yok olup gitmesi de kaçınılmaz olur.
Ellerimizden su gibi akıp giden bir ömrümüz var. Tutmak isteyip de tutamadığımız yağmur taneleri gibi. Veya seyrine dalıp gittiğimiz kar taneleri gibi. Daima bir süreklilik içerisinde devam eden ama durdurulamayan ve özellikle de geri getirilemeyen bir akış. Evet, bir akıştır hayat.