Kadir Aykaç

Çünkü bohem şahsiyet sahibi zekâların hürriyet iştiyakından (arzu) doğar.
Sayfa 139 - Ötüken, 1998·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Eve döndüm. Merdivenleri çıkarken tavanın arasından şarkı sesleri geliyordu. Server Bedi 'kamayı vurdum yere' diye bir şarkı tutturmuştu. Nuşi 'yoy iştenem nagyan seb, diye Macarca taklit ediyordu. İçeri girdim. Server Bedi bir elinde votka şişesi, öteki eli, havada dolaşan muhayyel mevcudiyetleri tutup boğarak, bir ayağını yere vuruyor ve mütemadiyen şarkı söylüyordu."
Sayfa 136 - Ötüken, 1998·Kitabı okudu
Beyazlığından kinaye olarak "Beyza Hanımefendi" diye adlandırılan kokain bohem karargâhı müdavimlerinden çoğunun en büyük tutkusudur. Özellikle Necip Fazıl'ın "kara sevdalı" dediği beş kişi: Eşref Şefik, Fikret Adil, Mesut Cemil, Peyami Safa, Elif Naci.
Sayfa 134 - Ötüken, 1998·Kitabı okudu
Türkiye'de kitap kadar hakarete uğrayan hiçbir mal yoktur. Hamidiye suyu değil, izmarit, kirli paçavra, eski kundura, boş şişe, hatta molozların içinden çıkarılan kırık tahta veya demir parçaları bile, sırasına göre, ham maddesinin tartısından fazla fiyat ve alıcı bulurlar; yalnız kitap kör olası kitap, adı batası kitaptır ki, yerlerde köpek tersiyle (dışkı) bir hizada altına bir bez parçası bile yayılmadan pazara çıkarılıyor (...) Yeni ve eski harf, büyük ve küçük muharrir, doğu ve batı eseri, telif ve tercüme, yazının, imzanın ve kalitenin her türlüsü ayak altındadır.
Sayfa 105 - Ötüken, 1998·Kitabı okudu
Gerçekten o devirde kahve, Akademinin, meslek cemiyetinin, kulübünün, salonun, fikir ve sanat meclisinin bütün vazifelerini küçük tahta masalarının etrafında elinden geldiği kadar yapıyordu. O zaman anladım ki, biz bir kahve milletiyiz. Köyde kahve, mahallede kahve, mektebin önünde, mescidin önünde, cezvesinde bütün milli ve dini şuuru pişiren, ibriğinde kolektif vicdanı demlendiren, tezgahın dibinde halkı ve münevveri birbirine kenetleyen, iptidai olduğu için basit, fakat an'anesi olduğu için derin ve canlı, tek ve tam bir cemiyet mihrakıdır.
Sayfa 84 - Ötüken, 1998·Kitabı okudu