(Bu arada çorbalarının üzerinde duman tütmekteydi ama ikisi de içmeye yeltenmemişlerdi.)
Adam birden durdu, konuşmasını kesti. "Afiyet olsun!" dedi. İkisinin de elleri kaşıklarına uzanmadı. Belli ki söylenen sözler daha sıcak, daha doyurucu gelmişti.
"Hadi!" dedi adam, bir süre sonra.
Elleri titriyordu kadının. Kaşığında çorba dalgalanıyordu. Belli ki içine dokunmuştu adamın söyledikleri. Alabora olmuştu yüreği. Belki de kendisinin yeni düştüğü bu uçurumda, uzun zamandır debelenen birini görmenin korkusu sarmıştı içini. Kim bilir?
Adam düşünceliydi. Kendini deşiyor, belki de uzun süredir anlatmak istediklerini duyabilecek kulaklar bulduğu için yakaladığı mutluluğun hazzını tadıyordu.
- Hayat da bu çorba gibi! Sıcacık oysa. Ellerimiz titremeseydi, biz de içerdik kana kana. Şiir gibi oldu diye düşündü içinden. Hemen devam etti konuşmaya.
- Günler peşi sıra akarken, nefes alıp vermek gibi istemsizce, alışılagelmiş ve öylesine ıskaladığının farkındasındır yaşamı ama elinden de hiçbir şey gelmez. Tül perde arkasından kendini izlemek gibi! Gölge oyunundaydım sanki. Çoğu kez son vermek istesem de bu oyuna, çiçeğim vardı beni merak edecek, bir de her sabah kapımda bir lokma ekmek bekleyen sokak kedisi. Onların hatırına dedi ve yutkundu.
Gözyaşlarına emirler yağdırıyor, akabinde akmaması için yalvarıyordu. Bu arada kadın çorbasını bitirmiş, arkasına yaslanmıştı. Gözlerindeki hüzün ve gönlündeki taze kırıklığın izleri okunabiliyordu.
Bir balo bu,
Maskeli balo!
Şıkır şıkır giyinmiş tüm davetliler,
Parıldıyor ellerindeki mücevherler.
El ele tutuşmuşlar,
Maskelerinde devasa bir gülümseme,
Herkes herkesi seviyor,
Herkes kıymetli ötekinin nazarında!
Birisi çıkarıyor maskesini bir sessizlik anında,
Yüzünün dalgalarında alabora oluyor tüm hüzün gemileri,
Elleri bomboş,
Ve elleri kopuk tüm parmaklarından…
Bir yana dönüyor — dostluk ve ihanet yan yana
Öbür yana dönüyor — aşk en umulmaz kucaklarda
Önünde dikilip duran — diğerkâmlık siluetinde bir devasa bencillik
Ardında, ardı sıra dizilmiş — yalanlar, dolanlar, daha neler neler…
Tutup maskesini olanca gücüyle fırlatıyor davetlilere,
“Ben buradayım tüm gerçekliğimle, tüm acılarımla,
İşte buradayım kopmuş parmaklarımla!”
Sözlerini haykırıyor sağır kulaklara,
Haykırışın yankısı dolaşıyor salonu boydan boya,
Dönüp vardığı yer, yine maskesizin dudakları…