b

b
@albertcast
kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz, dergi hür tefekkürün kalesi.
3 okur puanı
Temmuz 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
yanmaktayım kolla beni, ölüyorum, görmüyor musun?
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
eğer hayatımı yeni baştan yaşayabilseydim o yaşamda daha çok hata yapardım. o kadar mükemmel olmaya çalışmazdım. daha çok dinlenirdim. bu yaşamda, onca ciddiyetin arasında yapamadığım kadar eğlenirdim. o kadar temiz kalmazdım. daha fazla riskler göze alır, daha çok gezer, daha çok günbatımı seyrederdim, daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim gitmediğim daha çok yere giderdim. daha çok dondurma, daha az bezelye yerdim. daha çok gerçek sorunlarım, daha az sanal sorunlarım olurdu. ben yaşamın her dakikasını gerçekçi ve kitabına uygun yaşayan insanlardan biriydim. elbette mutluluk anlarım da oldu. ama geriye dönüp, baştan başlayabilseydim çok daha fazla iyi anlarım olurdu. çünkü, eğer bilmiyorsanız, yaşam bundan ibarettir, anlar, yalnızca anlar. "şimdi"yi sakın kaçırma. ben, yanında, termometre, bir şişe su ve paraşüt olmaksızın asla bir yere gidemeyen insanlardan biriydim. eğer hayatımı yeniden yaşayabilseydim, çok daha hafif gezerdim. eğer hayatımı yeniden yaşayabilseydim, baharın başlamasıyla birlikte ayakkabısız yürümeye başlar, sonbahar bitimine değin çıplak ayakla devam ederdim. bilinmeyen daha çok yola sapar, güneşin doğuşunu daha çok seyreder, daha çok çocukla oynardım yalnızca bu yaşamda bir şansım daha olsaydı. gel gör ki, işte 85 yaşındayım ve biliyorum ki,
bu hayat denilen bu müzmin hastalığın tek ilacı, bu rüyasız, bu geleceksiz uyku, bu ölüm bizi merhametli ve şefkatli yokluk kucağına almadıkça müsterih ve endişesiz yaşamak mümkün olmayacak ve daima, daima böyle sürükleneceğiz.
Bütün bunlar şimdi gözlerimin önünde canlanıvermişti. Ufacık bir çocukken orada dinlediklerimi, ayrıldıktan sonra orası hakkında evde konuşulan ve anlatılanları hatırladıkça, tekrar oraya gitmek isteği içimde mukavemet edilmez bir hal aldı. Hatta geç kalıp treni kaçırmak pahasına da olsa çocukluğumun bu sihirli köyüne muhakkak gidecektim. Sırça Köşk, Sabahattin Ali.
Bölük (2017)
“bu yazı bir komando er mektubudur ve siz bunu okuyorsanız ölmüşüm demektir. bir ailem olsaydı bu mektubu onlara göndermek isterdim ama yok. ilerde ölürsem diye bir mektup yazmak çok zor, aklına getirmek istemez insan yazdığında ölümü, hani her zaman bir umut vardır ya. askerliğim bittikten sonra yırtıp atacaktım bu mektubu ama şu an okuyorsanız yırtamadım demektir. zaten pek de kalem tutmaz elim, silah tutmayı daha iyi bilirim. kışlada her televizyona bakışımda birbirinizi öldürdüğünüzü birbirinizin canını yaktığını gördüm. müziğin sesini çok açtığı için komşusunu vuranlar, gücü kadına yetenler, cebindeki 10 lirası için adam vuranlar, kız arkadaşına baktı diye alayını bıçaklayanlar bileniniz var mı ben kimi korumak için öldüm? eti az pişmiş diye garsona çıkışan adam sen yatağında rahat yat diye kafamın üzerinde kurşunlar uçuşurken ben dağda her bulduğumu kesip yedim. arabasını solladılar diye levyesini kapıp giden adam, beni bir çöp bidonuna atan anam söylesenize ben kimin için öldüm? yetimhanede ve askerde en güzel şeyin ekmeği bölmek olduğunu öğrendik biz, peki size neyi bölmeyi öğrettiler? sizi önce Allah'a sonra birbirinize emanet ediyorum.”