Audra sahte bir alınganlıkla, "Drew, sen çok fenasın!" dedi. "Ne yalanımı gördün?"
"Ne doğrumu gördün desen daha kolay cevap verilirdi, Prenses. Bu listeyi sıralamaya günümüz yetmez!"
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Sanırım... sürekli başkalarını kurtarmayı düşünerek büyümenin yan etkisi bu. Herkes için o kadar endişeliyim ki, içimde kendim için bu duyguya yer kalmadı."
"Neler yaşadıklarını gördüm, Drew," dedi Audra. "Ben başa çıkabiliyordum, ben direnebiliyordum. Onlar direnemiyorlardı. Ağladım, kendim için değil. Onlar için. Her gün daha çok güçlenmek için çalıştım, onları kurtarmak için. Çoğu bunu bilmeden öldü. Bekle diyorlardı, başlangıçta bu kelime umut doluydu. Sonra ise... Kulağa bir küfür gibi gelmeye başladı. Bize bunları yaşatanlar, bizden olanlardı. Aynı kandandık, eskiden birdik. Ufak bir sınır, insanları birbirine nasıl bu kadar düşürebilir? Nasıl bir öfke, hırs kocaman adamları, küçücük çocuklara düşman edebilir? Hiç anlamadım. Hala anlayamıyorum."
"Yolun açık olsun kızım," dedi. "Şans senden yana olsun çünkü ihtiyacın olacak."
Audra gülümsemekle yetindi, eğer işi şansa kaldıysa bitti demekti. Çünkü Audra bir şeyden emindi; şans ona hiç gülmezdi.