Baba
Yalnızlığımdır hep bıçakların kestiği
akşam çayında galetalarla yenen
koyu atlar götürür terkisinde
ne kadar kaçkın varsa evden
uykumdur sokaklarda sürünür
ya da düşer bir kadının elinden

yorgunluğumdur daha çok aşk
gelip gider o şehrin gemilerinden
esmerdir akşamlarda babam
çok esmer güler resimlerden
o kadar yakın bilmediğim
ölüme çok uzak günlerinden

ellerimdir dalgınlığında hep
hep bardaklarda, sular dururken
sürahilerde - akşam vakitleri
akşam çayına gelmiyen
bir baba, aydınlıksız odalarda
çok esmer güler resimlerinden.

Ali püsküllüoğlu

Li-3, Yaşar Kemal Sözlüğü'ü inceledi.
26 Mar 21:48 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi

Nasıl oldu da bunu atladım!
Sözlük okuma sapıklığımın bir parçası olan bu kitap hakkında bir kaç kelam etmek isterim.

Yaşar Kemal hakkında sayfalar dolusu yazıp söyleyebiliriz. Ama bu sözlüğün farklı bir yanı var. "Yaşar Kemal Sözlüğü". Başka bir yazara özel hazırlanmış bir sözlük var mı bilmiyorum.
Bu sözlüğü edindiğimde, İnce Memed de geçen bilemediğim kelimelere tekrar tekrar bakmak oldu ilk işim.

Kelimelerin tamamı Yaşar Kemal kitaplarında bulunan kelimelerdir. Üstelik sözlüğün yapısı enfes. Hangi kelime hangi kitapta, hangi yayın evinde hangi basımda hangi sayfada geçmiş, nokta atışı yapmış sayın Ali Püsküllüoğlu. Üstelik ilgili cümleyi de eklemeyi ihmal etmemiş.

Kelimeler büyük çoğunlukla Çukurova dolaylarına özgü. Kalıplar, deyimler birbirinden güzel. Zaten Yaşar Kemal okuyanlar şakkadanak anlayacaklardır bazı kelimeleri. Hatta çoğusu ağzınıza yuva bile yapacak. Keşke kelimesi artık dimağımdaki yerini "keski" ye bıraktı mesela. Keşke kullanmıyorum her nedense.

Sözlük okuma adeti olan olmayan her Yaşar Kemal severin okuması halinde, müthiş yararı olacağını düşündüğüm kitap/sözlük.
Ali Püsküllüoğlu'na bu değerli çalışması için teşekkür ederim.
Okuyacak olanlara iyi okumalar dilerim.

Yener TAN, Anadolu Söylenceleri'ni inceledi.
11 Mar 19:33 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 6/10 puan

Anadolu’daki efsaneleri şiir şeklinde ele almış yazar. Kitabı beğendim özellikle portakal ağacının çocuğu Tur ile limon ağacının kızı Unç’un söylencesi gerçekten çok güzeldi.

Li-3, bir alıntı ekledi.
01 Mar 21:34 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi

tavşan öldüye vurmak : (deyim) Ölmüş gibi hiç ses soluk vermeksizin yatmak, ölmüş numarası yapmak.
Örnek: Kendini yere attı. Tavşan öldüye vurdu.
(Ortadirek - Ant yayınları 1968 2.baskı sayfa 95)

Yaşar Kemal Sözlüğü, Ali Püsküllüoğlu (Sayfa 86 - Arkadaş Yayınevi)Yaşar Kemal Sözlüğü, Ali Püsküllüoğlu (Sayfa 86 - Arkadaş Yayınevi)
Li-3, bir alıntı ekledi.
27 Şub 23:54 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi

cıcığı çıkmak(deyim): iliklerine değin ıslanmak, sırılsıklam olmak, çok ıslanmak.
"Bir anda ikimiz de sırılsıklam olduk, cıcığımız çıktı."
Deniz Küstü - Toros Yayınları 1982 2. baskı sayfa 87

Yaşar Kemal Sözlüğü, Ali Püsküllüoğlu (Sayfa 42 - Arkadaş Yayınevi)Yaşar Kemal Sözlüğü, Ali Püsküllüoğlu (Sayfa 42 - Arkadaş Yayınevi)
Li-3, Türkçenin Argo Sözlüğü'ü inceledi.
 19 Şub 21:35 · Kitabı okudu · 5 günde

Argo: dilimize Fransızca yolu ile girmiş olduğunu söylüyor kaynaklar. Fransızca biçimi "argot", söylerken sondaki "t" ünsüzü söylenmiyor imiş.
Argo için The Oxford Universal Dictionary (1967) şu bilgileri vermiş; 1890 dan beri kullanılıyor.Fransızca ve kökeni bilinmiyor.Jargon, slang ya da hırsız, serseri sınıfının özel söz dağarcığı.
Bizde ise şu karşılığı bulunmakta;
Toplum içinde bir kesimin ya da öbeklerin farklı bir biçimde anlaşmayı sağlamak amacıyla oluşturduğu bir özel dil.(Prof. Dr. Doğan Aksan, Her Yönüyle Dil TDK Yayınları Ankara 1977).
40 yılı aşkın zamandır sözcükler, sözlükler ile ilgili çalışan Ali Püsküllüoğlu'nun bu sözlüğü, dilimizde bulunan argo kelimeler ve kelime gruplarının anlamlarını, kökenlerini bize sunmakta(hangi dilden dilimize karıştığı anlamında).
Aslına bakarsanız hepimiz bir şekilde argo ile ilişki içindeyiz. "Boş vermek" mesela. Çok sık kullandığımız bir grup. Bu da aslında bir argo kullanım imiş(ben de yeni öğrendim).

Argo deyince ister istemez akıllara kaba saba konuşan, cinsel içerikli şakalar, senli benli saygısız konuşmalar, sokak ağzı, serseri, pis sapık ahlaksız... gibi kavramlar geliyor. Kelime anlamından yola çıkarsak bu fikrin yanlış olduğunu da görüyoruz.Örneğin, 1950 li yıllarda "hıyar"ın kansere iyi geldiği söylentisi üzerine İstanbul'daki taksi şoförleri kanser ilaçlarına "hıyar" demeye başlamış. Bu arada argonun gelişiminde en büyük pay sahibi İstanbul. Her kesimden her halktan insanlar olunca bu durum şaşırtıcı olmasa gerek.
Sözlüğe baktığımızda hepimizin kullandığı kelimeler ve kelime grupları bulunmakta. Ama büyük çoğunluğu tahmin edersiniz ki belden aşağı kullanımlar. Aslında bunların da çoğunu kullanıyoruz, özellikle erkekler olarak.

Pek çok masum kelimenin, kendilerinden beklenmeyecek şekilde çok farklı anlamlara geldiğini görüyoruz. Bu anlamların ise kadına yönelik, betimleyici, belirtici, nitelendirici ve yer yer rencide edici olması beni rahatsız etti açıkçası. Bir kadına kullanılmaması gereken ne varsa argoda var. Gerek mecaz gerek ise gerçek anlamında.Bu açıdan bakıldığında, argonun toplumda, özellikle daha eğitimli kesimlerde pek sevilmemesinin nedenlerinden birisi bu olabilir diye düşünüyorum.Ama dil zenginliğimiz açısından bir nebze de olsa katkı sağlamış gibi görünüyor. Aşağıda bir kaç "temiz" kelime örneği veriyorum:

matiz : sarhoş
Marsilya'ya vali olmak :(tavlada) mars olmak
maval okumak : asılsız konuşmak, uydurmak
kaşarlanmak : bir konuda uzmanlaşmak
faşo : faşist (faşo ağadan akılda kalmış :D )
ipi kırmak : savuşmak, kaçmak
arazi olmak : tüymek , kaçıp saklanmak

Bazı kullanımlar -cinsiyetçi aşağılamadan ve ayrımdan arındırıldığında- cidden konuşma esnasında cuk oturuyor ve kullanımı insanlar tarafından komik karşılanabiliyor. Bu açıdan bakarsak, gündelik konuşmalarda, dost meclislerinde işimize yarayabilecek bir kaynak. Örneğin Ağır Roman kitabında ve filminde geçen argo kullanımlar, bu sözlükte mevcut.

Oturup sözlük okur musunuz bilemem ama ben okurum, hoşuma da gider. Bu yüzden naçizane bilgilendirme yapmaya çalıştım. Son olarak Ali Püsküllüoğlu'nun kitabın ön sözündeki bir cümleyi paylaşacağım:

Argo, genelikle "edepsiz" sözcükler, deyimler yığınıdır. Onun daha çok bu yönüyle gençlerin ilgisini çekmesi doğaldır. Ayrıca argonun, genç insanlara bir gülmece tadı sunduğu da bir gerçektir. Argonun bu özelliğini "keşfeden" kitle iletişim araçları, onun yaygın biçimde kullanılmasını özendirmeye teşvik etmiştir. Bunun, Türkçe için yararlı olduğunu söyleyemem. Argonun, dilin bir olanağı olduğunu düşünsem de...

Ali Püsküllüoğlu

Okuyacak okurlara keyifli okumalar dilerim.

Li-3, bir alıntı ekledi.
18 Şub 10:43 · Kitabı okudu · İnceledi

Abayı yakmak(birine): çılgınca aşık olmak

Türkçenin Argo Sözlüğü, Ali Püsküllüoğlu (Sayfa 19 - Arkadaş yayınevi 2012)Türkçenin Argo Sözlüğü, Ali Püsküllüoğlu (Sayfa 19 - Arkadaş yayınevi 2012)
Li-3, bir alıntı ekledi.
18 Şub 10:41 · Kitabı okudu · İnceledi

Örneğin "boş vermek" deyimini kullananlar, bunun bir argo söz olduğunu düşünmez bile.

Türkçenin Argo Sözlüğü, Ali Püsküllüoğlu (Sayfa 11 - Arkadaş yayınevi 2012)Türkçenin Argo Sözlüğü, Ali Püsküllüoğlu (Sayfa 11 - Arkadaş yayınevi 2012)
Li-3, bir alıntı ekledi.
15 Şub 00:21 · Kitabı okudu · İnceledi

kantin atmak : Yalan söylemek, gerçekdışı şeyler uydurmak.
kantinci : uydurukçu, yalancı

Türkçenin Argo Sözlüğü, Ali Püsküllüoğlu (Arkadaş Yayınevi 2012)Türkçenin Argo Sözlüğü, Ali Püsküllüoğlu (Arkadaş Yayınevi 2012)
İklim, bir alıntı ekledi.
13 Şub 21:43 · 9/10 puan

Yaşar Kemal diyor ki ;
“Aynı biçimde yazılacak bir roman , aynı dil kullanılacaksa , niçin yazılmalıydı iki , üç roman ? Bir roman yetmez miydi ? Her konu , her atmosfer yeni bir dil getirmeliydi. Bu bende gençliğimden bu yana bilinçli bir uğraştı. Yazı dilinde olmayan birçok sözcük de getirmiştim dile. Anadolu’da kullanılan , yazı diline girmemiş sözcükler , deyimler. Sonra da bir uzman , Ali Püsküllüoğlu , Yaşar Kemal Sözlüğü diye bir sözlük çıkardı. Benim yaptığım önemli iş bu değildi. Bu benim için bir gereksinmeydi. Yalnız , yeni bir yazı dili , roman dili yapmak , dilin derinliğine inmek , anlatımın bütün olanaklarını denemek , dilde yeni nüanslar bulmak , yeni bir dil atmosferi yaratmak ; bence iş buydu işte. İşin özü , dili de yaratmak gerekti. Romanın dünyasını , kendine özgü dünyasını yepyeni , kişilikli yaratır , kurarken bir yeni yazı dilini de yaratmalı , kurmalıydı.”

Sözcükler Dergisi - Sayı 71, Kolektif (Sayfa 25 - Özdemir İnce)Sözcükler Dergisi - Sayı 71, Kolektif (Sayfa 25 - Özdemir İnce)