• Kitabın yarısını döne döne üç kere okudum. Dördüncüde tamamladım. Okuması biraz uzun sürdü anlayacağınız. Ali Teoman'ın usta bir yazar olduğu su götürmez.Bu ilk romanında da değişik bir yazım tarzı denemiş. Roman kahramanlarının ancak kitabın son sayfalarında isimleri geçiyor. O ana kadar kimin kim olduğunu anlamak biraz yorucu oluyor. Bazen iç sesleri, bazen anı, bazen bir senaryoyla karşılaşıyorsunuz. Araf'ta olan erkek ve kadınları baz almış. İnsan ruhunu iyi anlatıyor. Felsefi çözümlemeleri de çok iyi. Fakat kullandığı Latince sözlerin anlamını-çevirisini- dip notlarda belirtseydi,
    benim gibi felsefe konusunda zayıf insanlar için büyük kolaylık olurdu.
  • Ali Teoman tarafından yazılmış, okuduğum üçüncü kitap "Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı " yazarın ilk yazmiş olduğu kitap olma özelliğinin yanında kitabı "Nurten Ay " takma adıyla yayınlanıp 1991 yılında Haldun Taner Öykü Ödülünü kazanmış.

    Diğer okumuş oldugum iki kitabına nazaran yazar' ın bu kitap da yer alan üç hikâyesinde fazla anlaşılır, okunması kolay , olması nedeniyle okuduğum andan itibaren garipsememe neden olsa da hikayelerin de ki masalsı anlatımı, naif seçili cümleler eşliginde ilerleyen hikâyelerin, bu hikâyelerin içinde yer alan karakterlerin ruh hallerinin anlaşılmasına okuyucusunu kolay adapte etmesi , şaşirtici derecede tahmin edilemez hikâyelerinin sonlarıyla kitap beğenimi kazandı.

    Kitabın içinde yer alan üç kısa hikâyede Ali Teoman İstanbul ' da geçmişte yaşanan yaşanmışlıklara dair , bilinmeyen yıllarca saklı kalmış gizleri , sırları ortaya çıkartan olaylar örgüsüyle her bir anlatılan yaşamların çok gerilerde kalmış bir dönemine ışık tutarken , gelecekte bu kahramanlarinin yaşayışlarinda ki caresizliklerine , bilinmeyen dünyasına hikâye değil de , sanki suç ortağı,ya da ona yardımcı olacak bir dost şeklinde hikayenin içinde okuyucusuna da yer vererek anlatıyor.

    Daha önce Ali Teoman ' ın hiç kitabını okumamış birine rahatliklikla bu kitabından başlamasını tavsiye ederim. Ama bir şartla; diğer kitaplarında bu anlatımı beklememesi şartıyla. Sonuçta burada ki anlatımı diğer iki kitabında bulamadım. Sanirim bunun en buyuk nedeni Nurten Ay imzası adı altında yayınlanmış olması, bilemedim. Kafam bu yüzden çok karıştı ama diğer taraftan da okumadığim diğer kitaplarını büyük bir merakla okumaya devam edeceğim.
  • Hayat tecrübesi olanlar , samimiyeti ,muhabbeti, herşeyden üstün tutulan bir dost tarafından uğranılan sadakatsizliğin hassas bir gönülde en derin yaraları açtığını gayet iyi bilirler.
    Ali Teoman
    Sayfa 55 - Yapı Kredi Yayınları
  • Ama baktım ki mektuplarıma cevap namına hiçbir şey gelmemekte, vazgeçtim çaresiz. İnsanın kendisini adeta duvara karşı konuşuyormuş gibi hissetmesi fena şey.
    Ali Teoman
    Sayfa 55 - Yapı Kredi Yayınları
  • Uzun zamandır soluksuz okuduğum ilk kitap oldu. Aslında itiraf etmek gerekirse biraz ön yargım vardı ve okumakta tereddüt etmiştim.Kitap kargodan geldi, kapağını okudum, sonra sayfalarını çevirmeye başladım.Bir de baktım ki bitmiş.
    Kitabın konusu ilgi çekici.Yazarın dili yalın, cümleler kısa ve anlaşılır.Bu ikisi birleşince de hemen bitiveren bir kitap çıkıyor karşımıza.Yeraltı edebiyatına daha yakın tür olarak.Cümleler bana yer yer Chuck Palahniuk yer yer Bukowski kimi zaman da Ali Lidar ve İlhami Algör okuyor tadı verdi ve bundan da çok keyif aldım açıkçası. Karakterler ve olay örgüsü yoğun olmasına rağmen dinamikleri sağlam bir kitap olmuş. En çok etkilendiğim kısım Bay Şair ile Teoman arasında geçen konuşmalar oldu.
    Başarılı bir kurgu, kitabın da yazarın da yolu açık olsun.
  • Kur’an-ı Kerim’de zikrolunan peygamberlerden biri. Yahudiler ‘Zaharya’ derler. ‘Vaftizci’ tabir edilen Hz. Yahya’nın pederi ve Hz. İsa’nın büyük amcasıdır. Zekeri âdeta bir yılan gibi ince uzun ve eğri büğrü olduğu içün kendisine ‘Zekeriya’ ismi verildiği söylenir (Ar. Zeker-ül-yâ: ‘yâ’ harfi gibi [ } ] tavil ve yılankavi olan zeker). Misli görülmedik bu zekerin tûlü, bir rivayete göre ise yarım kulacı mütecaviz imiş. Lakin kaderin garib bir tecellisi neticesinde, zevcesinin kısır olması sebebiyle, Hz. Zekeriya’nın uzunca müddet çocuğu olmamışdır. Ancak ihtiyar zemanında duaları kabul olunmuş ve melekler kendisine Hz. Yahya’nın tez vakitde doğacağı müjdesini vermişlerdir. Oğlu Hz. Yahya’nın katlinden sonra, Kral Hârûd’un kendisini de sağ komayacağını anlayan Hz. Zekeriya, kaçub ulu bir ağacın kovuğuna saklanmış, lakin entarisinin altından çıkan zekeri kovuğun kenarından sarkarak onu ele verdiği içün, peşindeki askerler tarafından yeri bulunub içine saklandığı ağaç destereyle ortadan ikiye biçilmek suretiyle şehid edilmiştir. Bu esnada zekerin de ikiye biçildiği ve vücuddan kopub serbest kalan parçanın yılan misali yerde sürünerek oradan uzaklaştığı rivayet olunur. ‘Kör yılan’ nam zâhife, işte bu kesik zekerden türemişdir. (nigâ. yılan) Hz. Zekeriya, zekerinin fevkalade tavil oluşu sebebiyle, tıbkı Yunan esatirindeki Pîr-i Yâpus gibi, bir tarafdan zürriyet timsali addedilir ve bilhassa gelinlik çağa erişen genç kızlar ile kısır kadınlar kendisine adaklar adarlar; fakat diğer taraftan hem oğlu Hz. Yahya, hem yeğeni Hz. İsa, hem de bizzat kendisi fecî şekilde katledildikleri veçhiyle, bu tarz tavil zekerin nuhs alameti sayıldığı da olur. Zevcesinin kısırlığından ve kendi zürriyetinin bolluğundan mütevellid, Hz. Zekeriya’nın etrafındaki kadınlara ve bu meyanda vesayeti altındaki yeğeni Hz. Meryem’e tasallud etdiği yolunda rivayetler de vardır ki, bu sebeble kendisi zenperestlerin pîri addedilir. Hz. İsa’nın babası olub olmadığı hususu ise meşkukdur. (nigâ. İsa, Meryem, Yahya, zeker)
  • ‘Tahlil-i ruhiye’ metodunun mucidi Viyanalı meşhur ruhiyat âlimi Zigismund Füreyd’in bir nazariyesi. İşbu nazariyeye göre, kız çocuk büluğa erdikde, kendisinde zeker bulunmadığını, dolayısiyle vücudunun natamam olduğunu tahteşşuur hisseder ve muhtelif erkeklerle cima edüb onların zekerlerini sahiblenme ve bu hal ile de zemanla kendisine bir nevi hayalî zeker kolleksiyûnu ihdas etme yoliyle bu eksikliğini ikmal cihetine gider. ‘Karadul’ nam meş’um dişi ankebudun, zifaf akabinde erkeğini öldürüb yemesi, aynı hadisenin hayvanat âlemindeki tezahüründen ibaretdir. Nadir olmakla beraber, bazı kadınların, tıbkı mezkûr ankebut gibi, cima etdikleri erkeğin zekerini, muhtemelen bir cinnet neticesinde hakikaten kestikleri veyahut ısırub kopardıkları da görülmüşdür. Bu tarz ruhî buhrana, ‘karadul kumpleksi’ adı verilir. (nigâ. zeker)