Bu kitabı sadece bir roman olarak okumak yetmez. Şimdilik birinci cildin sonlarına yaklaşmış olsam da, kitabı tam bitirdiğimde çok daha muhteşem bir eser olarak anacağımdan şüphem yok. Bu şaheserde hem Fransa tarihi, savaş tarihi, bir kısmında dinler tarihi ele alınırken bir kısmında dinin değil, dindarların yozlaşması, toplumun çürümesi bağlamında kapsayıcı bir gözlemcilik kendini gösteriyor. Bir roman olarak çok akıcı, cezbecidi, bazen karamsar, bazen umutverici oluşuna ilaveten insanda araştırması gereken çok fazla konuya merak uyandırıyor. Bu da bir okuyucu için çok önemli bir özellik. Okumanın devamlılığını artıran, kitapdan tiksindirmeyen bir özellik söz konusu. Roman okumayı seven birine tarih araştırmayı, medeniyetlerle tanışma merakı uyandırmayı başaran bu eser diğer taraftan dinlerin sadece kısıtlamalar için var olduğunu iddia eden din karşıtı söz toplularının safsatadan ibaret olduğunu, aynı ölçüde yaşamın yalnızca dinden ibaret olduğunu söyleyen vaizlerin boşboğazlıklarını kavramaya açık bir dehliz bırakıyor. Fikir dayatmıyor, düşünme fırsatı veriyor olması çok mükemmel.
Kısacası, hikayesinden bağımsız olarak mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum ve şiddetle tavsiye ediyorum.
Ve kitabın sonuna geldim. Son dediğim 1 kez okumak değil, her anını gözümün önündeymiş gibi canlandırmak için 1 cümlesini bile canlandıramadan atlamayarak okumaktan söz ediyorum. Bu kitap bunu sonuna kadar hak ediyor. 10 puan verdim ama 10 üzerinden değil, 1 üzerinden 10. Belki bundan sonra hiç bir romanı böylesine severek, bazen başaramasam da her şeyden uzaklaşarak okuyamayacağım.
Bu güzel, belki de ömrüm boyunca özel olarak kalacak 3 aylık süreci bana yaşattığın için sana teşekkür ederim Sayın Victor Hugo!