Yunan Mitolojisinin bir figürü olan Narsis ya da dilimizdeki adıyla "Nergis" nehirler tanrısı Cephissus'un oğludur. Narsis insanları hayran bırakacak kadar güzeldir, fakat aynı zamanda güzelliğinden dolayı kibir içinde ve sevmeyi olduğu kadar başkasının sevgisine yönelmeyi bilmeyen bir gençtir. Peri figürü Eko Narsis'e duyduğu büyük aşkla onun her istediğini yerine getirir fakat karşılık göremediği bu aşkın kederleri ile giderek tükenerek ancak duyulabilir bir ses, bir yankı halini alır. İntikam tanrıçası Nemesis taş yürekli Narsis'i cezalandırmaya karar vererek onu durgun bir suyun kenarına gönderir. Su içmek için kaynağa eğilen Narsis sudaki kendi yansımasını görünce onmaz bir biçimde yansımasına aşık olur. Fakat yansısı kendisine dilediği karşılığı veremediği için Narsis de karşılıksız kalan bu aşkı sonucunda tükenik yok olur ve tanrılar onu sonunda sarı bir çiçeğe, bugün de onun adını taşıyan "Nergis" e dönüştürürler.
Alice Miller'ın bu kitabı, insanın geçmişiyle kurduğu ilişkiyi derinlemesine sorgulayan etkileyici bir psikoloji eseridir. Yazar, çocukluk döneminde yaşanan olayların ve özellikle ebeveynlerle
Çocukken annelerinin kendilerine zalimce davrandığını fark edip bu gerçek hakkında açıkça ve dürüstçe konuşan yetişkinler,
terapistlerden de herkesten de hep aynı tepkiyi göreceklerdir: "Evet, ama o da zor günler geçirdi ve senin için çok şey yaptı. Onu suçlamamalısın; her şeyi siyah-beyaz diye ayırmamalı ve tek taraflı bakmamalısın. İdeal anne baba diye bir şey yoktur" vs. Burada edindiğimiz izlenim şudur; böyle konuşanlar, aslında kendi annelerini savunuyorlardır, konuştukları kişi onlara saldırıyor olmasa da.