Adi sani bilinmeyen bir ulkede yani yazari baz alirsak ispanya olabilir, trafikte kirmizida bekleyen bir kisi bir anda kor oluyor. Ama daha once bize soylenen korlukler gibi karanlik olmuyor.
Daha sonra onu muayene eden doktora da bu korluk bulasinca bunun bir salgin oldugu anlasiliyor. Bu andan itibaren ilk kor ve karisi, doktor ve esi sekilinde surekli gelen korler ortaya cikiyor.
Bu korler eski bir akil hastanesinde karantinaya aliniyor. Devlet soz verdigi gibi ya da bakmakla yukumlu oldugu vatandaslarina olmasi gerektigi gibi bakmiyor.
Aclikla birlikte insanlarin neler yapabilcegi, ahlaki erozyonun ne seviyelere ulasacagini ancak boyle ogreniyorsunuz.
Kitapta bir bolum var ki... Bu kadar kotu olunmaz diyorsunuz. Cunku ac korler, baska korler tarafindan zulme ugruyor. Devletin sundugu yemekleri para yani degerli esya ile oteki korlere satmaya kalkan ahlaksiz kor grubu degerli esya bulamayinca kadinlari aliyor. Iste kitabin da en kotu hissettiren yeri burasi. Iciniz cekiliyor adeta.
Her okudugum sayfada zihnimde o anlar canlandi. Ilk defa bir kitap beni bu kadar etkiledi. Hadi ilk demeyelim. Dokuzuncu hariciye kogusunun kasvetli hastane duvarlari da etkilemisti.
Kitap bize iki tur korlugu ogretiyor. Birisi gozlere inen bir digeri ise vicdana. Doktorun karisini saf bir insandan canavarlarin ancak yapacagi bir katliam iste bu korlesmis vicdanin urunudur.
Okurken uzuleceginiz ama iyi ki okudum boyle bir kitabi diyerek mutlu hissedeceginiz bir kitap.