"Bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak durumundadır. Bu bir çeşit alın yazısıdır. Bu alın yazısı da başkaları tarafından okunamazsa hem ölünür ve hem de dünya bu ölümün anlamını bilmez; bu da bir alın yazısıdır ve en acıklı olanıdır.
Dünya büyük bir aşk Ömür Hanım
Taşlar, dikenler yosunlar
Başka sesler, başka sabahlar
Bozkırın alın yazısı
Camlardaki parmak izleri
Mavi toprak, kırmızı buğday, bekleyiş
Ağzından dökülen nar taneleri
Kaküllerinin turuncu ayini
Tüyden hafif uykudan çocukların
Yalnızlıktan ürperen sokaklar
Deniz bahçeleri, ormanların uğultusu
Arıların su ictigi mezar taşları
Göğsünden yürüyen tomurcuk geceler
Gamze bilek topuk… her şey, her şeyi…
İnsan seni yaşadıktan sonra
Ölümde bir aşk Ömür Hanım
"Bu sıradışı insanların oldukları kişiye dönüşmelerine hangi gücün sebep olduğunu merak ediyordu. Hatalı eğitimin bir sonucu muydu? Kötü çevre miydi? Yoksa doğuştan gelen, değiştirilmesi pek mümkün olmayan alın yazısı gibi bir şey mi?"