"Allah'ım! Sana olan sevgimi, bana bağışla. Sevdiklerinin sevgisini de kalbime koy. Öyle yap ki, ben senin layık bildiğin, sevdiğin işlerin uygulayıcısı olayım. Öyle yap ki, senin sevgini benim için, bana, aileme ve servetime olan sevgimden üstün eyle."
Sayfa 25 - hadis·Kitabı okuyor
1000Kitap
KENDİNE HOŞ GELDİN ALINTI 8
Ve şunu da mutlaka kendi kendine tekrarla: "Şikayet ettiğim hayatım, belki de başkasının hayali... Özür dilerim Allah'ım..."
Sayfa 29 - İndigo Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Her ilim, her şeyi öğrenmek muhakkak önemli veya faydalı olsaydı Hz. Peygamber Efendimiz (sav) "Allah'ım, fayda vermeyen ilimden sana sığınırım." diye dua etmezdi.
şimdi gelecek, veya bugün... Hüküm başkasının elinde, sizin elinizde değil. Neyiniz varsa hepsi iğretidir, asli değildir, geçicidir. Çocuklarınız, sıhhatiniz, boş zamanınız, hayatınız geçicidir; işlerin en önemlisi ile uğraşın. Vah sana! Kendin sabırsızın biri iken, başkasına sabırlı olmasını nasıl söy lersin? Sen şükrü bırakmış iken, başkasına şükretmesini nasıl öğütlersin? Sen hoşnutsuzluk içerisinde iken, başkasından kadere râzı olmasını nasıl beklersin? Sen dünyaya meyletmiş ve âhirete karşı isteksiz iken, başkasına dünyaya karşı zähid olmasını ve âhirete yönelmesini nasıl emredersin? Allah'a mütevekkil olmayı emrediyorsun, ama kendin O'ndan başkasına mütevekkilsin! Ve sen Cenâb-ı Hak ve melekler indinde iğrençsin. Sâlih ve sıddık kulların kalpleri de senden iğrenmekte! Her tarafın iftira! Her şeyin nifak! Zarar yok, Allah katında sivrisineğin kanadı kadar dahi değerin yok ya! Cehennemin en aşağı derekesinde münafiklarla berabersin. Sözlerimi, sohbetimi dinlemeye devam etmek îman alâmetidir. Sözlerimden kaçış ise nifak alâmetidir. Allah'ım! Bize tevbe nasib et.
İslam
Sizce?
Profesör, her yanıtta, dev dalgalarda oradan oraya savrulan tekneler gibi dağılıyordu. Düşünceler, sorgulamalar zorluyordu yılların kemikleşmiş öğretilerini. Bilinç barajının içi suyla doluyordu. Su biriktikçe, kendisini kaldırıyor, nefes almaya başladığını duyumsuyordu. "Aman Allah'ım!" dedi içinden. Mutluluk, anlık duyguların coşmasıydı sadece. Sürekli mutluluk olamazdı ki. Huzurdu onun adı. Yıllarca peşinden koştuğu ve aradığı şey mutluluk değildi. Tabi ya, sadece Huzurdu. Peki, huzur neydi?" diye sordu kısık sesle kendine. Gülümsedi. Ve anladı ki huzur; mutluluğun ya da acının olmadığı Araf'tı... [Acı, ancak, anımsadığında duyumsanıyorsa unutulmuş demektir. Huzur da anımsanmayan acıların yaşandığı süreçtir. Acı ya da mutluluğun hissedildiği anlarda, huzur ortadan kaybolur. Diyeceksiniz ki, insan, mutlu iken huzurlu değil midir zaten? İçten içe bilir insan! Mutluluğun biteceği endişesinin yarattığı korku, huzuru huzursuz eder.]
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam