Abdullah SAFİDEMİR, bir alıntı ekledi.
11 May 15:22 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Aklıma şu Alman atasözü geldi: Herkes ölçüyü kendi ayakkabısına göre alır.

Yaşamla Yazışma (Mektuplar), Albert Einstein (Sayfa 35)Yaşamla Yazışma (Mektuplar), Albert Einstein (Sayfa 35)

#SAVAŞAHAYIR
Savaş, kan, yıkım ve gözyaşıdır. Yoksulluk ve sefalettir. Sonu gelmez bir nefretin yükselmesidir.

Savaşlar kimsenin çıkarına değildir, sadece silah tüccarları, kan emiciler ve savaştan siyaset üretenler, dünyayı sömürenler karlı çıkar. Savaş hiçbir halkın çıkarına değildir.

Savaş, yoksulluktur, zamdır, açlıktır, göçtür, hastalıktır, sakatlıktır. çocuk ölümüdür, ana ölümüdür, baba ölümüdür.

Savaşın iyisi, barışın kötüsü yoktur. (Benjamin Franklin)

Birisi barışı başlatmalı, tıpkı savaşı başlattığı gibi. (Stefan Zweig)

Tüm savaşlar iç savaştır, çünkü tüm insanlar kardeştir. (François Fenelon)

Savaş; kimin haklı olduğuna değil, kimin güçsüz olduğuna karar verir. (Bertrand Russell)

Kötü bir barış, iyi bir savaştan daha iyidir. Galip gelseniz bile! (Gaius Cornelius Tacitus)

Bütün savaşları, dövüşemeyecek kadar korkak olan, bu yüzden de kendileri adına dövüşmek için dünyanın gençlerini cepheye süren hırsızlar çıkarır. (Emma Goldman)

Savaşı zenginler çıkarır, savaşta ölenler ise yoksullardır. (Jean Paul Sartre)

Savaşı sonlandırmazsanız, o sizi sonlandırır. (Herbert George Wells)

Barışta evlatlar babalarını, savaşta babalar evlatlarını toprağa verirler. (Herodot)

İnsan savaşın ne olduğunu, ancak bittiği zaman anlar. (H. N. Brailsford)

Savaş ülkeyi üç orduya terk eder; sakatlar ordusu, yas tutanlar ordusu ve hırsızlar ordusu. (Alman atasözü)

Savaşın sonunu sadece ölüler görür. (Platon)

Savaşta verilen ilk kayıp, gerçektir. (Aeschylus)

Barışın hiçbir maliyeti yoktur. Ya savaşın maliyeti! (Thomas Paine)

Silahlı milyonlarca adamla barışı gerçekleştiremezsiniz. (Lloyd George)

Savaş bir macera değildir. Bir hastalıktır, tifodur. (Antoine De Saint Exupery)

Savaş; korku ve sefaletten başka bir şey veremez. Yakar, yıkar, öldürür, yok eder. (Nazım Hikmet)

Eğer askerler düşünmeye başlasaydı, ordu diye bir şey olmazdı. (Büyük Frederik)

Savaşta haklı bile olsa, her zaman kaybeden taraf suçludur. (Adolf Hitler)

Savaş barışın sorunlarından korkakça bir kaçıştır. (Thomas Mann)

Ben öküzlerden korkarım, çünkü onların boynuzları var ama aklı yok. (İbni Sina)

İnsanoğlu savaşan bir hayvandır. (A. Huxley)

Bu adil bir barış olmayabilir ama süren bir savaştan daha iyidir. (Aliya İzzetbegoviç)

Savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunu anlamak için savaşmak zorunda değiliz. (Kazım Koyuncu)

Barış, savaşın yokluğu anlamına gelmez; o bir erdem, bir ruh hali, bir iyilik, itimat ve adalet duygusudur. (Spinoza)

Göze göz, dişe diş düşüncesi bütün dünyayı kör edecek. (Mahatma Gandhi)

Eğer herkes başka bir televizyon seti almak yerine barış isteseydi, o zaman barış olurdu. (John Lennon)

Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik. Ancak bu arada çok basit bir sanatı unuttuk; kardeş olarak barış içinde yaşamayı. (Martin Luther King, Jr.)

Savaşa, doğuştan insan yıkıcılığının neden olduğu tezi saçmadır. (Erich Fromm)

Savaş; yüreklilik değil, korkaklıktır. (Edmund Burke)

Savaş, siyasetin ve ticaretin başka yoldan devamıdır. (C. Clausewitz)

Sen beni öldürmek için elini kaldırsan da, ben seni öldürmek için elimi kaldırmayacağım. (Habil, kendisini öldürmeye kalkışan kardeşi Kabil'e... "Maide-28" ayette geçiyor.)

Savaşma biliş! (Zavallı Metin)

Tilki vaaz vermeye başladığında gözünüz tavuklarda olsun."

Alman Atasözü

Alman Atasözü
Sürü içinde yol almak istersen, hayatın boyunca sadece kıç görürsün.

*Alman Atasözü

Büş, Oblomov'u inceledi.
11 Oca 21:16 · Kitabı okudu · 25 günde · Beğendi · 10/10 puan

Oblomov’u Oblomov yapan şey aslında doğup büyüdüğü Oblomovka’ydı. Burası öyle bir köydü ki insanların hırsızlıkla bile derdi olmazdı. Çünkü oblomovka da hırsızlık olmazdı. Buradaki insanların yüzünde kırışıklık bile çıkmazdı çünkü hayatın sıkıntıları onları bulmazdı. Burada insanlar hasatını yapar( o da artık zorunlu olduğu için) günlük işlerinin bitirip bir an önce rahat etmeye bakarlardı. Oblomov’un büyüdüğü çevre rahatına düşkündü anlayacağınız. Hele ki öğlen kestirmeleri pek güzel olurdu burada. Oblomov’un bundandır bu kadar günde 3 öğün uykuya düşkün olması.
Bir de nenesinin anlattığı masallarla büyüdü Oblomov. Hayal dünyasını o masallarla , efsanelerle oluşturdu ve gerçeğin masal , masalın gerçek olmasını istedi. Bu yüzdendir topluma karışamaması, kafasında hep kurduğu şeyler olması. Büyüse de okula da gitse bu masalların etkisinden kurtulamadı. Gerçi hortlaklara daha az inanır oldu ama yine de o korkma hissi hiç gitmedi üzerinden.
Oblomov’un hepsinden öte bir yakın arkadaşı vardı Şzolt. Şzolt babası serseri bir Alman, annesi ise soylu bir Rustu. Babası Şzoltu kendi gibi dayanıklı, gözü açık, elinden her iş gelen bir erkeğe çevirmek istiyor; annesi ise tam aksine oğlunu bir prens gibi soylu, elbiseleri tertemiz , tertipli bir erkek olmasını istiyordu. Ne var ki Şzolt babasına çekti! Tabii bunun vermek istediği Rus mesajı anladınız siz.
Çalışmak çalışmak çalışmak!
Her neyse Şzolt , Oblomov’u ziyarete geliyor. Geldiğinde ne görsün Oblomov hizmetçisi Zahar ile kavga ediyor. Zahar da Oblomov gibi tembel bir hizmetçi. Oblomovkalı ne yapsın! Tembellik kanında var. Üstelik çocukluğundan beri bu aileye hizmet etmiş. Konumuzdan sapmayalım.
Oblomov’u bu yatış ve tembellik halinde bulan Şzolt, Oblomov’u zorla dışarıya çıkarıyor. Oblomov’un ertelemeye çalıştığı işleri ona zorla yaptırıyor. Yapmak istemediği işler için bulduğu bahanelere, Oblomovun dünya görüşüne ise “Oblomovluk” adını veriyor. Ve son bir uyarıda bulunuyor.
“Ya şimdi, ya hiç!” Bu cümle Oblomov’un hayatının yönünü değiştiren ana cümle oluyor. O dönemde yaşayan Rusların bunu atasözü , dövme hatta kamyon arkası yazısı yaptığına eminim :D .
Kitap aslında Rus halkına bir sesleniş niteliğinde ayrıca parti yalakalığı da yapıyor bir nevi. Oblomov’un yazılma amacı da biraz bu zaten. Halkın ders alması! Hatta kitapta atasözü niteliği bulunan bir sürü cümle var ve Rusların idealize karakteri Şzolt bu cümlelerin çoğunun kurucu durumunda. Roman da sürekli olarak hayatın bir eğlenceden ibaret olmadığını , hayatın amacının çalışmak olduğu mesajı veriliyor.
RUSLAR ÇALIŞIN! Rihanna’nın da dediği gibi : “WORK WORK WORK!”
“Kim demiş hayat zevk ve mutluluktur. Ne saçma fikir! Hayat hayattır, bir görevdir. Görev dediğim de çetin bir iştir.” Bu alıntıdan da görüldüğü gibi her şeyi işe bağlayan , aşkı bile yapılması gereken bir iş olarak gören ve bunu haklı sebeplere bağlayan İvan Gonçarov Partinin ve Rus halkının takdirini kazansa da hayatı bu kadar iş , görev diyerek nitelendirmesi bakımından bende sınıfta kalan bir görüşe sahip.
Buradan sonrası SPOİLER! İçerebilir!
Şzolt sayesinde bir aşk belası da Oblomov’u ağına düşürür. Olga! Asil, gururlu, güzel ve zeki Olga!
Oblomov’u kabuğundan çıkaran Olga , Oblomov’u değiştiren Olga ya da değiştirdiğini sanan hatta değiştirmesine ramak kalan Olga! Bu ilişki uzun sürmüyor tabii. Sonrasında ise olay Kavak Yelleri dizisine bağlanıyor. Ben anlatmayayım, siz okuyun. Hayatımdan bir Oblomov geçti ve tavsiyem şudur ki hepinizin hayatından geçsin. Bu kitabı mutlaka OKUYUN!