Hacer

Geçmişi bilmeden geleceği, dünü bilmeden bugünü anlayamayız
Reklam
Sevmek gibi bilmek de belâ mı getirir?
Bir insanın fani bedeninden artakalan bir avuç kemikti, yaşamının özeti bir taşın yüzeyine sığmıştı. Oysa adları sonsuza değin yaşasın, hiç olmazsa kendilerinden daha uzun ömürlü olsun istemişti dirilerin çoğu.
Bu kadar işlenmiş bir vahşet için en eğitimli zekâlar kim bilir kaç asır bilenmiş, eğitilmişti? Bir anadan doğmuş insan, öldürmenin ve acı çektirmenin ayrıntıları üzerine nasıl bu kadar dâhice düşünebilmiş, nasıl bu kadar yaratıcı olabilmişti? Basit bir şeydi ölmek. Nasıl böyle karmaşık ve uzun bir şeye dönüşebilmişti? Kim kurmuştu işkence sehpasının bu düzeneğini? Bu ızgaralı demir yatağın ölçülerini hangi zihin oranlamıştı? Kim hesaplamıştı ipi geren bu çarkın çapını? Çarmıh halatını kaydırmak için oluklar açmayı, onları yağlamayı kim akıl etmişti?
Roma hazzı yaşamak ister ama dehşeti seyretmekten yanadır.
Reklam