25 yaşına kadar öğrendikleriniz esastır. O yaşlara dek ne okuduysanız, ne dinlediyseniz, ne gördüyseniz, geri kalan hayatınızda temel olarak onları kullanacaksınız. Demek ki çok dikkatli olmanız lazım. O yaşları verimli geçirmelisiniz. Neticede tabiat bunu emrediyor, hücreler bir yaştan sonra ölmeye başlıyor. 50'lerde bu süreç hızlanıyor. Yani o yaşlarda, istisnai bir durumda değilseniz, hafızanızın şu anki kadar keskin olmayacağını bilin. 70'lerde bu kayıp iyice artıyor. Bence insanın 70'inden sonra artık kendini tekrarlama devirleri başlamıştır. Bu yüzden kısa kesmeli, asla "ben" dememelidir. Her zaman arkadan gelenler vardır ve onlar daha iyi çıkabilir, bunu unutmamak gerekir.
Ne demişler; "Eğer gençler bilse, ihtiyarlar yapabilse." Bu sözün anlamı da işte bu bağlamda ortaya çıkıyor. Demek ki belli bir şeyi yapabilecek olanların, onu artık yapamayan ama şüphesiz çok bilenlerden öğrenmesi gereken konular vardır. Bu sayede ortaya güzel eserler çıkar. Yani yaşlı öğretmenlerden ve yaşlı insanlardan, ileri yaş grubundan pek çok şeyi dinlemeniz, öğrenmeniz gerekiyor. Aslında gençlerde de bu yönde tabii bir eğilim vardır. İleri yaşla temas kurmak isterler. Nitekim her zaman kendi akranlarınızla buluşursanız, çok şey kazanamazsınız. Tecrübelileri de dinlemeniz gerekir.
Hayatımız temel olarak dörde ayrılır: 12-25 yaşları arası, 25-40 yaşları arası, 40-55 arası ve nihayet şimdi benimde bir süredir yaşadığım dönem, yani 55 sonrası. Bunlar gençlik, yaşlılıkla ilgili aralıklar değil. Bu aralıklar; bir insanın yetişmesi, olgunlaşması, eser vermesiyle ilgilidir. Şimdi baştan sona doğru bir gidelim. 12-25 yaşları arası öncelikle temel atma dönemidir. Hayatınızı esasen bu dönemde kurarsınız. 25-40 arasında hayata karışır, söz söylemeye başlarsınız. 40-55 arası olgunluktur, otorite olma dönemidir. 55 ve sonrası ise bir dinlenme, demlenme zamanıdır. Bu yaşlarda çok bir şey yapmazsın; yeni şeyler ortaya koymaz, genelde tekrar edersiniz. Bu dönemini sürenler arasında, seyrek de olsa taze eserler verene rastlanır. İşte her birimiz bu süreçlerden geçeriz, çünkü biz bu dönemlerde yaptıklarımızla şekilleniriz.
"Biliyor musun, insan en güzel trende düşünür… Bir konu kafanı kurcalıyorsa; yazmak, anlatmak istediğin şeyleri kafanda sıralamak istiyorsan, hatta yeniden kurmak istiyorsan, bir tren yolculuğuna çıkmalısın. Biliyorum, şimdi bir trene atlamayı düşüneceksin ama iş güç diye bunu erteleyeceksin; sonra da unutup gideceksin. Kafanda tuttuğun her neyse, o da buhar olacak. İyisi mi, al sen o bileti!”