Sene 2009
17 yaşındaydım bizim mahalleye yeni bir aile taşınmış... Tabi o zamanlar mahalleye taşınan kişiyle gidip tanışılır, hediye verilir, sohbet edilir... Mahallede apartmanın önlerine masa sandalye koyulur, çekirdek yenilir, sohbet edilir falan... Güzel zamanlar tabi :) Yeni taşınan ailenin iki çocuğu var, biri 19 yaşında adı Mert, tabi o gün onun benim hayatımın anlamı olacağından bir haberim :) diğer çocukta 5 yaşında erkek adı da Murat. Mahalleye kızlarla buluşmaya çıkıyorum bir öğle vakti Murat koşarak yanıma geliyor tabi baya zaman geçti annesiyle Murat bize gelirlerdi muratla oyun oynardık. Selin abla kapıyı çalıyorum açmıyor annem dedi bana. Uyumuştur diye düşünüp muratla onların evine çıktık kapıyı çalıyorum açan yok tabi. Komşulara söylüyorum Murat'ın annesi Hatice ablayı telefonla arıyolar zil sesi evden geliyor o sırada mert geldi bakındı önce sonra sordu noldu diye. Hatice abla kapıyı açmıyor dedim. Gözlerime baktı birkaç saniye... Sonra kapıyı çaldı açan yok endişelendi hemen cüzdanından kart çıkardı kapının arasına sokarak açtı kapıyı. Mutfağa girdik bir baktık Hatice abla yere yığılmış. Nefes almıyor... O gün ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Mert kucakladı annesini ağlaya ağlaya ölmedi diyor. Ben hıçkıra hıçkıra ağlayıp Murat'ı sakinleştirmeye çalışıyorum. Mert arabasına bindiriyo Hatice ablayı muratla bize de binin diyor. Biniyoruz öne Murat'ı oturttum, arkada ben, Hatice ablanın kafası kucağımda... Saçlarını okşuyorum, ağlıyorum dünya dar geliyor. Hatice ablanın kocası murat 1 yaşındayken ölmüş. Hatice ablanın kalbine, nabızına bakıyorum atmıyor... Hastaneye varıyoruz mert delirmiş durumda, murat perişan. Murat'ın elinden tutuyorum Hatice abla sedyeyle alınıyor. Ah hatırlayınca her seferinde ağlama tutar beni. Her neyse Hatice abla öldü. Cenazesi