yeryüzünün ve gökyüzünün belki de tek hakikati olan ölüme direnmek için yapılabilecek üç şey vardı çünkü:
ya âşık olacaktık ya bir kutsala bağlanacaktık ya da sanat gibi gereksiz bir ayrıntıya omuz verecektik.
ki üçü de aynı kapıya çıkıyordu aslında.
misak-ı milli sınırları dahilinde büyük yazar olmanın vazgeçilmez ölçülerinden biri de yazdığı dili iyi bilmemekti.
en azından, herkesin içindeki gizli romancı bir yanardağ gibi patladı patlayalı böyleydi bu.
zaten bu nedenle, bir süredir türkçe özürlü büyük ve mühim yazarlar memleketi haline gelmiştik.