Gizem Altuğ

Gizem Altuğ
@altugizem
30 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Bana acıdan kurtulmak için üç anlayış anahtarı verdi. İlki, asla gördüğümüz dünyanın kurbanı olmadığımız. Korkularımızı belirlediğimizde bunların bizim algımızın gerçeğini bozduğunu fark ediyoruz zira korkularımız illüzyondan başka bir şey değil. Kısacası, algımızın kurbanıyız. İkinci anahtar, hiçbir şey hakkında varsayımda bulunmamak. Elle tutulur bir açıklama elde edinceye kadar her türlü yorumdan kaçınmak gerekiyor. Üçüncü anahtar ise hiçbir şeyi yargılamamak. Eleştiriden kurtulduğumuzda ve karşımızdaki kişiyi olduğu gibi kabul ettiğimizde varlıklar arasındaki bağlantı yıkılmaz oluyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kendine karşı çok acımasızsın. Bugüne kadar yaşadıkların sayesinde bu farkındalığa ulaştın. Sen aynı kişisin, kalbin yine eskisi gibi atıyor, sadece görüş alanını genişletiyorsun. Olağanüstü geçmişin seni bugün olana hazırladı. Kâhin değilim ama ben de buna benzer şeyler hissediyorum. Değişimi hissediyorum ve buna hazırım. Evrene güveniyor ve kontrolü elden bırakıyorum. Olmamız gereken yerdeyiz. Hiçbir şey elde etmeye çalışmadan, geleceği düşünmeden olacaklara kulak kabartmak yeter; zira sanırım gösterinin büyüklüğünü tahmin etmemiz dahi imkansız
İnanç sistemimizi aldığımız eğitime, kültürümüze ve deneyimlerimize bağlı olarak oluşturup güçlendiriyoruz. Bize söylenen sözleri gerçek kabul ediyoruz: 'Hayat çok zor ve çok adaletsiz, 'Hayatta daima savaşacaksın'... Otomatik bir biçimde hareket ediyoruz. Hiç durmadan geçmiş döngüleri tekrar ediyor ve sürekli gelecek için endişeleniyoruz. Zihnimiz bizi sürekli şimdiki zamanın dışında tutuyor.
Refleks inançlar; elimizdekini kaybetmek, asla tatmin olmamak, diğerlerinin sahip olduklarına gıpta etmek gibi daha başka korkuları besliyordu. Güven hâlinde olduğumuzda ise tam tersine, hayatımız, verdiğimiz ölçüde zenginleşiyordu. Paylaşmanın zevki başka hiçbir şeyde yoktu. Sevgi bizi fakirleştirmez, aksine verdikçe çoğalır, asla tükenmezdi. Zamanımızı, gülümsememizi, paramızı paylaştığımızda evrenin sonsuz kaynağına ulaşırdık. Kısacası güven hâli, berekete dayalıydı ve kaynağını bizden alıyordu; buna karşın refleks inanç, yoksunluk korkusuna dayalıydı ve dışarıdaki kalıntılardan besleniyordu.
Mutsuz olmak için harcadığın tek bir an sana geri gelmeyecek. Yaşamının ne zaman başladığını biliyorsun, ama ne zaman biteceğini bilmiyorsun. Yaşadığımız her saniye bize sunulmuş bir hediyedir ve onu ziyan etmememiz gerekir. Mutluluk şimdiki zamanda yaşanır. Eğer burada oluşunu bir zorunluluk olarak görüyorsan ileriki saatlerde zor anlar yaşarsın.