alyoşa

alyoşa
@alyosaaa
Ne var ki ben, kendimle ilgili bazı meseleleri hâlâ çözebilmiş değilim.
İşveren efendi olmak istiyordu ;kadın ve erkek işçiler de bunu, düzenin değiştirilemez, tanrısal bir kuralı olarak kabul ediyorlardı.
Reklam
Ayrıca, özellikle çocuk yaşta bu fabrikaya girmiş olan kadın işçilerin, en muhafazakar olan, her türlü dayanışma çağrısına en kapalı tutumu alan işçiler olduğunu görüyordum. Kendi elleriyle yarattıkları zenginliğin, ne kadar azının kendi paylarına düştüğünü görmeksizin kendilerini fabrikanın bir parçası olarak görüyorlardı.
Yokluğun en kötüsüne alışık olduğum için şimdi beslenmeye daha fazla para ayırmak müsriflik olacaktı. Benim için açlık hissi duymamam yeterliydi,besinin ne olduğu önemsizdi. Tek istediğim güzel giyinmekti. Pazar günü kiliseye gittiğimde kimse benim bir fabrika işçisi olduğumu anlamamalıydı. Çünkü işçiliğimden utanıyordum.
Başka çocukları coşturan, sevinç çığlıkları atmalarına neden olan şeyleri ;bebekler, oyuncaklar, masallar, abur cubur ve Noel ağacı... Ben bunların hiçbirini bilmedim. Bildiğim tek şey, içinde çalışılan, uyunan, yemek yenen ve kavga edilen o büyük odaydı.
Yalnızca çok yakıcı bir arzu hep yeniden benliğime hakim oluyordu;Bir kez olsun doya doya uyuyabilmek. Kendiliğimden uyanıncaya kadar uyumak istiyordum ;bunu dünyanın en harika, en güzel şeyi olarak hayal ediyordum. Arada bir uyuyabilme şansına eriştiğim zaman, bu öncelikle bir şans olmazdı. Çünkü o zaman ya işsizlikten ya da hastalıktan dolayı uyuyabiliyordum.