Alyssa, son kâğıdı da okuduktan sonra açık açık ağlıyordu.
“Düşersem beni tutacak mısın? Oysa benim kanatlarım da şendin.
Onları kopardıktan sonra düşmememi nasıl beklersin? Üstelik beni tutmak için orada değilsin! Sen de bana seni sevmek için pek çok sebep verdin! O zaman neden beni itiyorsun? Neden seni sevmeme izin vermiyorsun
Görünmeyen varlıklar tarafından saldırıya uğramış gibi...
Gülmek için kıvrılan dudağını engelleyen Alyssa, yeniden daha sert bir sesle, “Şimdi, kızgın boğa gibi üzerime nefesinizi üflemeyi bırakın da geri çekilin. Sizinle uğraşacak zamanım yok! Biz zavallı ayaktakımımn sizin gibi aylak aylak dolaşacak zamanı yok. Bazılar ımız çalışalım ki sizlerin bitmeyen buyruklarınız yerine gelebilsin, değil mi?” dedi.
Edenberg'ün dördüncü prensesi Alyssa, bizzat kendi kız kardeşi tarafından üzerine atılan suç iftirası yüzünden acı verici ve küçük düşürücü bir ölüme mahkûm edilir. Ama istediği tek şey huzurlu
Ufak kasaba... Sınırlı karakterler... Geçmiş ve gelecek arasında gel-gitler... Bir çift, romantik bir nehir gezisinde şans eseri genç bir kızın cesedini bulurlar. Olayı üstlenen dedektif Kay Sharp otopsi sonucunda maktulün kimliğini öğrenir. Genç kızın boynunda ise tahta bir madalyon vardır. Araştırma derinleşince kurbanın neredeyse 14 yıl önce kaybolan birisi olduğu ortaya çıkar. Fakat DNA tespiti yapıldıktan sonra eşleşmelerde bir yanlışlık olduğu saptanır ve genç kızın Alyssa Cadwell olduğu anlaşılır. Dedektif Kay'in içi yine rahat etmez çünkü Rose ve Alyssa arasında sadece 4 aylık bir süre vardır ve iki kızın da benzerlikleri son derece dikkat çekicidir. Maktulün ailesi ile görüşüp sırları aralayan Kay'in tek derdi bu da değildir çünkü teşkilatın içinden birileri de Kay'i sonsuza dek ortadan kaldırmak istemektedir. Gömülü aile sırları + ufak kasaba + sınırlı karakterler+ beklenmedik son: muhteşeme yakın bir roman.