Aynur Deveci

Bir hocamız daha vardı Gerdankıran hoca Ömer hulusi efendi derlerdi, Bir bacağı doğuştan kısa idi kendine mahsus bir yürüyüşü vardı Bu da çok mübarek bir zattı biz bu zattan hadis ve buhari_işerif okuduk icazet almamıza pek az kalmıştı bilmem ki kim fitillemiş Sultan Aziz -artık saraya gelmesin demiş Zavallı adam çok müteessir oldu kahrından bir tarafı felç oldu bunun neticesinde vefat etti işte bu zat da hiç kendi menfaatini düşünmezdi aldığı maaşı bile karısına verilmiş kendisi daima mütalaa ile meşgul olurmuş Üsküdar’da otururdu vazifesine ve dersine çok bağlıydı hiç bir gün hava çok fena idi Denizde,ne vapur ve ne de kayık vardı Pencerede oturup denizde yuvarlanan koca dalgaları seyrederken gözümüze bir sandal işte hemen Dürbünü aldık Dalgalarla pençeleşen Bu sandala baktık ,saraya doğru gelmeye çalışıyordu biz “ ha battı ha batacak “ diye pencerenin önünde çırpınıyorduk Şamdan yaklaşınca içinde kimi görelim bizim gerdan kıran hoca Ömer Hulûsi efendi değil mi Heden yusufta mı koştuk Kancalar Cankurtaranlar hazırladık sandal yaklaştı biz böyle telaş ile uğraşırken bir de baktık ki hoca sandalda hiç istifini bozmadan oturuyor Sandal güç hal ile yanaştı hocayı sandaldan aldık “ aman hoca efendi bu havada için zahmet ettiniz” dedik,hoca büyük bir soğukkanlılıkla -Bugün deniz biraz sertçe imiş , dedi Ha… Söz nereye gelecekti,evet, İnsan kaç sene yaşarsa yaşasın sonu yine ölüm dünyada kalacak ancak bir nam Sırrıcemal Kalfa da böyledir Eğer bir emri hak vaki olursa çok iyi bir nam bırakarak bizden ayrılacaktır fakat çok üzüleceğiz Az kalsın unutuyordum dün Abdülhamit kalfanın kulaklarının arkasına yakı yapıştırmayı tavsiye ve hatta ısrar etti Doktorlar bunun iyi bir netice vermeyeceğini izah ettikten sonra Abdülhamid şu cevabı verdi -Ben Yıldız’da olsaydım doktorlara
Sayfa 143·Kitabı okuyacak
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
#okudum bitti Mutluluk yaralı büyüyen bir çocuk gibi. Bu yüzden hep tedirgin, hep kaçmaya hazır ,hep ürkek bir misafir Uzun bir ömrün sonuna gelebilenler ve genç hayatlarının bitişine tanık olanlar bu misafirin kıymetini iyi bilir Kendi haline bırakmayı, geldiği vakit korumayı çok üstüne gitmemeyi öğrenmiştir zira. İnsan nasıl yaşaması gerektiğini keşke bu kadar acıya hedef ve tanık olmadan öğrenebilse Yeterince hedef yeterince tanık oldum Ömrümün kalan kısımda mutluluk yanıma ugrarsan üzerine gitmemeye kararlıyım Hoşçakalın 
Sayfa 435
Gülüşleri sahici , özlemleri aynıydı
Sayfa 370
Dönüş düşünüyor: Geceyi gece yapan, güneşin dünyaya arkasını dönmesi midir? Yoksa ayın ışığında parlayan kar,yastığa dökülen gözyaşı mı, gözlerden firar eden uyku mu? Kalbin duvarlarında bir delik ,bir yol arayarak ışığı bulmaya çalışan kırgınlık mı, yoksa akın parmaklıklarını sarsarak firar etmek isteyen öfke mi? Geceyi gece yapan, babanın evlattan, evladın kardeşten ,kardeşin dünyadan sakladığı o gerçeğin karanlıkta yaşamayı sevmesidir belki, kim bilir
Sayfa 328