• Clary başını iki yana salladı. “Durma, devam et. Sanırım başkaları da var... Ne? Vampirler, kurt adamlar, zombiler mi?
    “Elbette var,” dedi Jace. Ama zombileri genellikle güneyde, uzaklarda bulursun, çünkü voodoo rahipleri orada yaşar.”
    “Ya mumyalar? Onlar da sadece Mısır’da mı takılıyor?”
    “Saçmalama. Kimse mumyalara inanmaz.”
  • Hani boyle evde bir yemek yersin ya.
    Cok sevdigin bir yemegi yersin evde. Onu cok seversin.
    Tadini da bilirsin onun. Sonra disari gidersin.
    Ayni yemekten disarda da yersin. Aynidir yani.
    Malzeme aynidir. Hersey aynidir. Yagi aynidir. Ama tadi ayni degildir.
    Bakarsin eksik bir sey mi var dersin. Eksik bir sey de yok.
    Hersey tamam. Ama tadi ayni degildir ya. Ben acaba o tadi mi bulamiyorum.
    https://youtu.be/ZBfNZTOiAro?t=284
  • Mahallenizde biri size İngiltere Kralı olduğunu söylese ciddiye almazsınız. Daha da ısrar ederse tımarhaneye kapatılır. Ama aynı kişi İngiltere Kralı değil de, İngilizlerin seçilmiş bir ırk olduğunu, bütün dünyanın İngiltere'ye düşman olduğunu, arkadan işler çevirdiğini, buna karşı savaşmak gerektiğini, çünkü İngiliz ırkının tanrının seçtiği bir ırk olduğunu; dilinin, dininin, cinsinin ulu olduğunu söylerse, aynı kişi yine deli olmasına rağmen bu sefer ya siyasi ya da dini lider olur.

    (B. Russell)
  • Acaba günün nasıl geçecek? Diye düşünüyorum... Hatta bu mevsimin içimde oluşturduğu sıkıntı,dert,keder ve üzüntü var. Insan kendini bazen hasta bazen kırgın bazen de melankolik hissediyor. Duygular mantıkla birleşmiyor. Mesela sonra bir sıcaklıkta yok ne içimde ne de bulunduğun ortamda(oda!) Garip bir duygu anlatmak yetmiyor hissetmek gerek sonra bir de başın ağrımaz mı üzerine...bu kadar olumsuzluk bu kadar olumsuz düşünceyi beraberinde getiriyor işte. Herkese her şeye küsüyor insan kendini bırakıyorsun anlamsız her şey. Mevsim dedim ya sonra güneşin açtığını görüyorsun duyguların kabarıyor çok seviniyorsun acaba diyorsun tekrar günüm nasıl geçecek! o zaman kendinde bir iyilik hali buluyorsun her şey güzel olacak tabi kıpırdamadan lazım ama henüz enerjin yok o zaman içinden bir kahvaltı şart hemde güzel bir kahvaltı diyorsun. Hayat tempolu ya aylardır güzel bir kahvaltı yapmamışlık hissi. Farklı duygular... sonra bugünkü başlangıç noktası güzel sözcüğü üzerine kurulu olmalı ta ki gün sonlanana kadar...
  • Nietzsche ile, Nietzsche Ağladığında kitabı ile tanışmıştım ve bunu takip eden on yılda hiçbir kitabını okumadığım halde kendisine aşırı sempati duyuyordum. Bu muhabbetin üzerine nihayet eserlerini okumaya başladığımda ise en düz söylemle şok yaşadım. Bu adam deli, fazla İncil'e maruz kalmış kendini peygamber sanıyor, narsist, herhalde ironi yapıyor ciddi olamaz dedim.
    (Nietzsche Ağladığında'yı okuduğumda uzun uzun onunla muhabbet etmeyi arzulamıştım) eğer bu Nietzsche arkadaşım olsa her sözüne kahkahalar ile gülebilirdim diye düşündüm, her ne olursa olsun kafası böyle (içmeden) güzel bir arkadaşa asla hayır diyemeyeceğimi fark ettim ve onunla arkadaş oldum. Artık sözleri deli saçması değildi ironik bir yaklaşımı vardı ve ben onu anlıyordum tabii bu anlayış sadece bir sezişten ibaretti. İki kitaptan sonra sezgilerimi kendime saklayıp hakkında bilgi sahibi olup okumaya devam etmenin daha verimli olacağını düşündüm ve kilit fikirler kitabını okudum. Yazarın da Nietzsche'ye özel bir sempatisinin olduğunu öğrenmek daha başlangıçta beni doğru kitabı seçtiğim konusunda ikna etti. Şimdi Nietzsche'yi okuma yoluma yeni tanışan ve her sözüyle arkadaşını daha çok tanıma gayreti sarf eden bir acemi gibi değil, eski bir dostun keyifli muhabbeti gibi devam edicem.

    -spoiler içerebilir-
    Kitap'tan öğrendiğim üç şey ekstra dikkatimi çekti; iki artı bir eksi.
    1. Tanrı öldü sözüyle tanınan Nietzsche'nin bütün öfkesinin hristiyanlığa olması ve İslam'dan sempatiyle bahsetmesi. -hatta benim gibi biriyle arkadaş olmak isteyecek kadar, üzgünüm Nietzsche ama ben senin olmayı hayal ettiğin çağda dünyaya gözlerimi anca açabilmiştim-

    2. Daha o günden yeni yeni yeşermekte olan moderniteye sövgüler dizmesi.
    3. Kadınlara sövgüler dizmesi. -Kitaplarından kadınlara pek sempati duymadığını anlamıştım ama bu kadarı da üzdü. Yine de kadınların sana çektirdiklerini göz önünde bulundurarak ve söylediklerini o günün (ya da bu günün fark etmez) feminist kadınlarına ithafen yazmış olduğunu düşünerek dostluğumuzun bundan zarar görmemesine özen göstereceğim-
  • Yoksulluğumun sebebi her ne olursa olsun ölsün istiyorum.En yakınımızdaki 5 kişinin ortalaması kendimizi veriyor diye yakınımda 5 kişi bile yok.Ömrünün resmi olarak 2-3 kişiyle oturmuş bir sohbette göremezsiniz mavisi net hikayeleri.Aslında mavisi net hikayeler göremez kendini.Manayı bulunca bıraktım.Sonra tekrar tekrar devam ettim.Tırtıla övgüler dizenleri tırtılla beraber itici buldum.Tırtıla sevdalandım devamında.Manayı tırtılda buldum.Bıraktım, kalkıp devam ettim.Kelebeğin ömrü ne ki kelebeklerle dolu bir hikayesi olsun.Işık inancı sana soy tanır.Ben kelebeği tanımıştım o güneş cambazı olurken.Cambaz olmak süreklilik ister.Benim kalkıp kalkıp devam etmelerim de ona gözlerimi kırpmadan bakışımdan.Tırtıla bakmıştım kelebeği tanımadan önce.Soy neye yarar ömrüne bedel biçmeyenin mana ne.Mana köksüzün hayatına sebep, soy net maviye.Ben bir çiçek olmak istedim herşeyi mahvetmeden önce.Kime seslendiğimden emin değilim ama şunu sorabilirim her kimse.Devam etmek tekrar mı eder devam etmek tekrardan mı ibaret ? Uykularımızı kaçırırdık birbirimizin 'Bak burada çok akıllıca tuzaklarım var.Aklın kendisi en büyük tuzaktır.' diyen kitaplarla.Kırk bin diyardan tattım bazen.Bazen Taklamakan Çölü'nde, kapattım kendimi taşın içine günde bir avuç kuru üzüm bir bardak suyla.40 günümü 40 günde anlatamam.Bazenlerim bana en güzel serap oldu kendime sonunda ödül vaat ettiğim sürgünlerimde.Ben hala Taklamakan diyorum içinde Doğu Türkistan'ın diye.İrkiliyorsun ya da hala önyargıdasın Türklere, öyle görüyorum.Ben sana Kürt de olabilirdim Alevi de.Bunları yazarken gülüyorum biliyorsun.Sen bir tırtıl olarak kalsaydın eğer ben maviye kök salabilirdim.Nerede kimle olduğumuzun bir anlamı olmazdı anla işte.Ben binbir yalan içinde kaldım.Yalanlar içinde en güzellerini aradım.Manayı gün battıktan sonra buldum.Yalanlar bugün var yarın yok.Güneşten önce de vardı gece.Her insanın Güneşi ölür birkaç kere.Sen Güneşten güç alıyorsun.Bu yüzden benim Güneşe inancım kalmadı.Ne kadar münakaşa ederse o kadar azalıyor mana.Sümer'in Ademi de saçma Doğanın Diyalektiği de.
  • "...yavaş yavaş kendimi bulur gibiyim. Kurallar içinde bulamaz insan kendini, bunu çoktan anladım. Aklın kuralları içinde bulamaz, bunu çoktan anladım.Belki aşkın kuralları içinde bulabilir.
    Ama aşkın kuralı var mı?
    Belki bir yarısını bulur.
    Ya öbür yarısını?
    Dağda mı? Taşta mı? Yollarda mı? Denizde mi?
    Ne bileyim ben! Belki her yerde.
    Belki hiçbir yerde.
    Belki bir başka insanda.
    Başka insanlarda."
    Ferit Edgü
    Sayfa 193