Dr. Daniel G. Amen’in nörobiyoloji ile psikolojiyi harmanlayan Âşık Beyin adlı eseri, insanın en yüce ve mistik kabul ettiği "aşk" duygusunu yüksek teknoloji ürünü SPECT (tek foton emisyonlu bilgisayarlı tomografi) görüntüleme yöntemleriyle masaya yatıran modern bir nöro-psikoloji çalışmasıdır. Eser, romantik ilişkilerin evrelerini; dopamin, oksitosin ve serotonin gibi nörotransmitterlerin birer katalizör olarak rol oynadığı biyolojik birer süreç olarak tanımlarken, okuru kalbin değil, gri hücrelerin yönettiği bir labirente davet eder.
Kitapta aşk, sadece hormonal bir esrime hali değil; partnerlerin beyin kimyalarının birbirini nasıl dönüştürdüğünü, yaraladığını ya da şifalandırdığını gösteren evrimsel ve klinik bir vakadır. Amen, beynin farklı bölgelerindeki aşırı ya da düşük aktivitenin ilişkilerdeki bağlanma, kıskançlık, saplantı ve çatışma dinamiklerini nasıl doğrudan şekillendirdiğini bilimsel bir realizmle belgeler.
Aşık BeyinDaniel G. Amen · Pegasus Yayınları · 201040 okunma
Ne kadar sık içersiniz? diye sordum.
"Ah, pek sık değil." diye yanıtladı.
"Ne kadar sık değil?"
"Ah, günde belki üç dört içki içerim."
"Her gün mü?" dedim.
"Evet, her gün. Ama bu asla bir sorun yaratmaz. Asla sarhoş olmam. İçki yüzunden başıma hiçbir bela açılmadı," diye yanıtladı kaygılı bir şekilde.
"Neden her gün içki içiyorsunuz?" diye sordum.
"Oğlumuz üniversite için evden gittiğinden beri, içimde dolduramadığım bir boşluk var. Bara gitmekten ve arkadaşlarımı görmekten büyük bir zevk alıyorum. Sosyalleşiyorum, bilirsiniz işte, Cheers adlı dizideki gibi."
Kalbimizdeki eşsiz sevgili
Güzelliğin bal gibi tatlı
Beni yatak odana götür
Beni büyüledin
Ve şimdi karşında titreyerek duruyorum
Bu bilinen en eski aşk şiirinin baştan çıkarıcı başlangıcıdır. Araştırmalar şiiri yüz yıldan fazla bir zaman önce İrak'ta kumların arasında bulmuşlardır. Şiir MÖ 2030 yılında, Ur şehrinde Sümerli bir kâtip tarafından ıslak kil üzerine sivri uçlu bir kamışla yazılmıştır. Daha sonra kil pişirildiğinde, tutku levhası kırk yüzyıl boyunca muhafaza edilmiştir. Araştırmacılar, bu levhada bahsedilen tutkunun, Mezopotamya'da Kutsal Evlilik adıyla anılan bir bolluk, bereket, doğurganlık ve güç ayinine ait olduğunu söylemektedir.