Duygusal ikna söz konusu olduğunda onların zihni, karışıklığı reddeden ve fikirlerin çapraz toslaşmasını imkansız kılan siyah-beyaz düşünce sistemini benimser.
Danışanlarımın birçoğu, hasta olduklarında aileleri tarafından çok iyi bakıldıklarını hatta onların dikkatini çektiklerini, hediyeler aldıklarını ve sevdikleri yemeklerin hazırlandığını hatırlarlar. Ancak ebeveyinlerinin bir anne baba gibi davranmaları, onların hasta olduklarına emin olduktan sonra gerçekleşen bir şeydir. Onlar bu tür bir ilgiyi, hasta olduklarında ebeveyinlerinin sevgisinin bir kanıtı olarak deneyimliyorlardı.
Duygusal olarak olgunlaşmamış birçok insan, yaşamlarının erken dönemlerinde çok sınırlı bir kabul edilebilirlikle büyütülerek adeta budanır. Onların kişilikleri, doğal olmayan şekilde büyümek için yetiştirilen bonzai ağaçları gibiydi. Bu kişiler, ailelerine uyum sağlayacak şekilde büyümeleri gerektiği için kendi doğal gelişimlerine göre büyüyemezler.
Bir kadın annesine babasının eleştirilerini dinlemenin ne kadar incitici olduğunu söylediğinde annesi " Sana anlatmazsam, bu konuyu konuşabileceğim başka kimsem kalmaz. " demişti.
' Kendi düşüncelerine dalan ' ve 'narsist' gibi ifadeler bu tür insanların her zaman kendilerini düşünmekten memnun olduklarını düşündürebilir ama aslında bundan başka seçenekleri yoktur. Bir insan olarak kendi değerleriyle ilgili şüpheleri vardır.
Empati kurma eksikliği, kişinin kendini geliştirme eksikliğine işaret eder. Ebeveynlerin, çocuklarının neler hissettiğini tam olarak hayal etmesi için öncelikle kendi duygularının farkında olacak kadar kendilerini geliştirmeleri gerekir.