dipsiz kuyu

Gökyüzünü öpmek isterdim Ömür hanım, gözlerimle değil dudaklarımla. Yoruldum bulutları kirpiklerimde taşımaktan. Delilik mi dedin? Kim bilir... Belki de yerde sürünmenin bir tepkisidir bu, ya da ne bileyim bilinçsiz bir aykırı olmak duygusu. Gökyüzü de olmak isteyebilirdim değil mi? Kim ne diyebilir ki... Şükrü Erbaş
Edebiyat
Reklam
Sars aklımın cılız ayaklarını, kuşat beni. Değişik şeyler söyle ne olur, yeni bir şeyler söyle. Yıldım ömrümün kalıplarından. Beni duy ve anla. Yağmur dindi Ömür hanım. Gökyüzü masmavi gülümsedi yine. Doğa aynı oyununu oynuyor bizimle. Umudun ucunu gösteriyor usulca, iyimserliğin ışığını süzüyor mavi atlasından. Ne aldanış! Bulutların rengi mavi-beyaz mıdır, kurşuni-külrengi mi yoksa? Şükrü Erbaş
Edebiyat
Oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. Öyle bir tüketmek ki, sonucu yepyeni bir “ben”e ulaştırırdı beni, kederli dalgınlığımdan her döndüğümde... Bir ben ki tüm ilişkilerin perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay yakınlıklarına insanların. Kim kimi ne kadar anlayabilir Ömür hanım? Şükrü Erbaş
Edebiyat
Öyle bir ağlasam, Öyle bir ağlasam ki çocuklar Size hiç gözyaşı kalmasa... Öyle bir ölsem, Öyle bir ölsem ki çocuklar Size hiç ölüm kalmasa... Aziz Nesin #ikranur
Edebiyat
Dönüşü olmayan biricik şeymiş zaman, Yaşamak meğer ne büyük bir kazançmış. Kavradım acılar içinde kaybede kaybede... Şükrü Erbaş
Edebiyat
Reklam