Türk edebiyatının polisiye türündeki sarsılmaz anıtı ve dahi kalemi Ahmet Ümit’in 1996 yılında yayımlanan, edebiyatımızda ilk kez Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) iç işleyişini, soğuk savaş sonrasının karanlık atmosferini ve bireysel trajedileri merkezine alan çığır açıcı anıtsal eseri "Sis ve Gece", devlet aygıtının acımasızlığını, yeraltı dünyasının tekinsiz labirentlerini ve aşkın o her şeyi kör eden yıkıcı gücünü deşen sarsıcı bir psikolojik ve politik polisiye başyapıttır. Roman; deneyimli bir istihbaratçı olan Sedat’ın, hem teşkilat içi iktidar savaşlarının ve faili meçhul cinayetlerin tam ortasında kalmasını hem de tutkuyla bağlı olduğu genç sevgilisi Mine’nin aniden ortadan kaybolmasıyla başlayan o soluk soluğa, tekinsiz arayışını odağına alır. Ahmet Ümit; 90'lı yılların Türkiye’sindeki o puslu siyasi iklimin, ideolojik çatışmaların ve derin devlet ilişkilerinin paralelinde; bir istihbaratçının kendi mesleki deformasyonuyla, vicdanıyla ve insani duygularıyla yaşadığı o amansız yarılmayı kurguya dâhice entegre eder. Yazar; Sedat’ın paranoid iç dünyasını, Mine’ye olan marazi aşkını ve teşkilatın soğuk çarklarını cerrah titizliğiyle deşer. Ümit’in o ritmi bir an bile düşürmeyen, gerilimi insan psikolojisinin en gizli dehlizleriyle besleyen, her satırında İstanbul’un o karanlık, sisli ve tekinsiz arka sokaklarını hissettiren görkemli dili; bu eseri basit bir casusluk ya da cinayet romanı olmaktan çıkarıp, insanın güçle, sadakatle, devlet kutsallığıyla ve kendi içsel karanlığıyla olan ezeli imtihanını anlatan çok katmanlı edebi bir anıta dönüştürür.
Sis ve GeceAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201324bin okunma
Modern Türk edebiyatında gençlik, gizem ve gerilim türünün en popüler, üretken ve milyonları peşinden sürükleyen dahi kalemi Beyza Alkoç’un bir fenomene dönüşen anıtsal eseri "Karantina: Mahşerin Dört Atlisinin Hikayesi", klostrofobik bir kaosun göbeğinde filizlenen dostluğu, aşkı ve hayatta kalma mücadelesini odağına alan sarsıcı bir psikolojik gerilim ve gençlik başyapıttır. Roman; salgın bir hastalık şüphesiyle dış dünyaya tamamen kapatılan ve karantina altına alınan tekinsiz bir lisede, kendilerini aniden bir cinayetin ve karanlık sırların tam ortasında bulan Zeynep, Onur, Burak ve Mert’in o soluk soluğa macerasını merkezine alır. Beyza Alkoç; okulun o kasvetli, ölüm kokan koridorlarının paralelinde, karakterlerin geçmişten taşıdıkları ruhsal yaraları, ailevi travmaları ve sistemin acımasızlığını kurguya dâhice entegre eder. Yazar; kendilerine "Mahşerin Dört Atlısı" adını veren bu dört gencin, birbirlerine duydukları sarsılmaz güveni, sadakati ve adaleti kendi başlarına arama kararlılıklarını cerrah titizliğiyle deşer. Alkoç’un o son derece dinamik, ritmi ve merak unsurunu bir an bile düşürmeyen, gençlik psikolojisinin en kırılgan katmanlarını fısıldayan görkemli dili; bu eseri basit bir gençlik gerilimi olmaktan çıkarıp, insanın en zor şartlarda bile güvenebileceği bir omuz arayışını, dostluğun o iyileştirici gücünü ve adaletsiz bir dünyayla olan ezeli imtihanını anlatan çok katmanlı edebi bir anıta dönüştürür.
Yunus Emre de uzaktan, ötelerden yüksek sesle Peygamberimizi ne güzel anlatıyor:
"Seyri olmuş iniler o ninni dinler,
Kur'ân kendi olmuş, Kur'ân kendi içinde"
Modern distopya ve genç yetişkin edebiyatının küresel çapta en büyük fenomenlerinden biri olan Amerikalı yazar Suzanne Collins’in dünyayı kasıp kavuran üçlemesinin 2009 yılında yayımlanan ikinci halkası "Ateşi Yakalamak" (Catching Fire), baskıcı rejimlerin doğasını, medyanın bir silah olarak kullanımını ve toplumsal başkaldırının sosyolojisini odağına alan sarsıcı bir macera ve politik kurgu başyapıttır. Roman; 74. Açlık Oyunları’nı zekâsı ve meydan okuyuşuyla kazanan Katniss Everdeen ve Peeta Mellark’ın, Panem’in o acımasız başkenti Capitol ile yoksul mıntıkaları arasında sıkışıp kalan soluk soluğa yaşam mücadelesini merkezine alır. Suzanne Collins; Katniss’in farkında olmadan ateşlediği o küçük isyan kıvılcımının paralelinde, Başkan Snow’un acımasız tehditlerini, diktatörlüklerin hayatta kalma reflekslerini ve halkı köleleştiren o görkemli manipülasyon düzenini kurguya dâhice entegre eder. Yazar; 75. yıl dönümüne özel olarak düzenlenen ve eski kazananları yeniden ölümcül bir arenaya toplayan "Çeyrek Asır Oyunları" (Quarter Quell) üzerinden, sadakat, fedakarlık ve özgürlük gibi kavramları cerrah titizliğiyle deşer. Collins’in o heyecanı ve ritmi bir an bile düşürmeyen, karakterlerin psikolojik travmalarını en çıplak haliyle yansıtan görkemli dili; bu eseri basit bir gençlik macerası olmaktan çıkarıp, insanlığın faşizme, adaletsizliğe ve köleliğe karşı verdiği o ezeli bağımsızlık imtihanını anlatan çok katmanlı edebi bir anıta dönüştürür.
Ateşi YakalamakSuzanne Collins · Dex Kitap · 202024,1bin okunma