• Masa başında ders çalşan bedenim ile aokaklarda gezintiye çıkan aklım hani amacıda yok ruhu anarşik olmak bu olsa gerek
  • ceza
    bir adam ormanda başka bi ayıya rastlar
    uzaktan akraba çıkar ve biraz laflarlar
    güneş süzüldükçe aşağa boynuzları parlar
    taşağıyla oynar o bi yavşak ve küstah
    ne desek bu garibe büyücü bu pezevenk
    ağzına pelesenk vurmayı mı denesek
    yada günaha girme biz hurmayı mı yesek
    ayı bey akıllanmaz daha ayısı gelecek
    kaldı karanlık mağarada bir başına
    g.tüne yedi tekme o yağlı k.çına
    başını ye puşt kendi elini sik
    yaşın olmuş artık 40 beynin yok yerinde
    benim kuşum öttü diye kıl döndü g.tünde
    ucuzluktan aldım seni gördüm eminönünde
    benden istemiştin s.çtım senin evin önünde
    osurunca yıkarsın dağları koca götünle
    son gül iyi gül hadi kahpe gül
    yüzüme bak ve konuş sen yarım sandevüç
    iadenin sınırı travestiye denk hoştt
    kalitenin hası bu hasımı sen olan puştt
    kaşınır senin gibi bi çoğu verilir ders kakılır başıma
    niye çünkü benim evin delisi
    akıl başa gelmez çünkü bu bana ters
    sakındıkca geldi dert
    belki bu da biter önemi ne ki senin için boşver yolumu kes
    kesebilirsen gücün yeter ise burdayım gel
    çükününü keserim ama kafanı geçerim es
    sen hadi pişi gibi piştin lan et hadi pes - Hemsta - Eğlenceli rapçiler dur bakiyim en komik hanginiz?
    El yakmaz albümünüz rapinizse çok basit.
    aynar pratik lyricler ekonomik olsun.
    Taktik değişti vazgeçtim kolu kopsun.
    Sever hoşuna gider bunların övünce kalkar.
    Tavana vurur g.tleri okşadıkçada yavşar.
    Bunlar 50 kuruşa cover yaparlar.
    Playbackli maymunlarda şurda fındık fıstık atma ha.
    Kolpadan düşüncen.Sansın sen sefilsin .
    Otur seyret belki eğlenirsin.
    Elimde oyuncak eylemimsin.
    Az konuş saygı gösterirsin.
    Duyup dinlersin dinlensin
    yorulanlar önümde sekmesin çekin ipi.
    Bizimkisi eylem ve sinirimiz fiilen
    düşmana el verirse silinir o birden
    ben gelirken sen kaç amin çalar siren.
    Beğenmesende bitti bura bizim mesken Sahtiyan
    NE ISIN VAR ACIZ.NEDE PIRTIN-TOPLA PILINI BOGAZINA KADAR BOKA BATTIN
    SFENKSMI KORUDU TEK MI BORU ?DOLU SORU ISARETI YOLU&YARILA YALAKA KOLU SAG
    ISTE GULUM BIZ EDERIZ OLU TEMIN.BICAK KAVGASINDAYIZ SEN YUMRUKLA GELDIN
    BANA BALIK VERME BALIK TUTMAYI OGRET BANA BI SIK OGRETEMEDIN CENENI KAPA SEYRET
    AZAR AZAR VE YAZAR BU KARAMAMBA
    EN ALTIN ALTINDA MEZARIN altı six beard anda BU GENC RAPIN IBRAHIM TATLI SEKSI CEKTI KOTU ALISKANLIKLARIN HASTA ETTI SENI DAG FARE BENCIL DUSMAN YARATTI
    PORFAVOR DUYGUSAL BOOOOY OTUR AGLA
    HAYAT BITER TEK SART KALEM TUKENIRSE KISILER ONEMSIZ FAKTOR KALEMIM TUKENMEZ!
    SEVMEYIN BENI KABUL TAMAM CAN DOSTLAR BENIM A normal BENIM A sosyal
    SOR BAK ANARSIK NEERE GIDER MUSVIK OLUR DER
    NEDEN SATIRLARIN BUKADAR IRONIK??
    CUNKU DUNDU DUN,ICIN ICINDE KUFURUN,UFURDUKCE UFURUP AHTOPOT GIBI KOPURUN
    STEROID LE ADELE SISER SISIR BENCH PRESS
    BEYIN ATROFI KALITE DUSER,DUSUR,BU STRESS!
    E NEDEN E-KOLAY ONA BUNA SALDIR
    RAP BUMU DEMEK TOPLAN TEKRAR SALDIR!
    KIMININ ICI GIDER KIMININKI MALDIR
    HAYATI AMORTI AMACI SON RAKKAMDIR
    ZAIYAT VERME KOLPA DOST KAYAN YILDIZ
    FOS CIKTI NE BEKLEDIN BAYAN YILDIZ

    https://www.youtube.com/watch?v=KVGUkY3evv0
  • ''Bak oğul 1980'li yıllarda Fatsa'da Halil İbrahim diye biri varmış. Boylu poslu, aslan gibi bir delikanlı. Tahsili de var okumuş görmüş, eğitimli biri Halil İbrahim. Okuduğu okul ve aldığı eğitim başına dert olmuş oğul. Şimdi adı aklımdan gitti, böyle çok ses çıkaran bir çalgı da çalmayı bilirmiş. Fikirlerinden dolayı güç sahipleri sevmemiş onu. Evini elinden almışlar, anarşik damgası vurmuşlar bir de! Amma tüm köy onu çok sever, onun haklılığına inanırmış. Ama zalimliktir işte oğul, doğru olanın inandığı değil güçlü olanın inandığı, onun söylediği oluyor. Bunu iyi bilirmiş o da, geçmişinde yaşadığı olaylar aklına geldikçe yeniden onları yaşamaktan korkarmış Halil İbrahim. Bir gün onun bulunduğu köye gelmişler, bunu fark eden Halil İbrahim, suçsuz yere hüküm giymemek adına kaçmaya başlamış. Dereyi geçmiş, tellerden atlamış, 'Dur kaçma!' diye bağrışlar duymuş arkasından sonra silah sesleri derken ortalık sanırsın kıyamet günü. Tam da bu sırada oğul, Halil İbrahim kayalardan aşağı yuvarlanmış ve ölmüş. Bunun üzerine;
    'Müfreze dağı sarar,
    Dağda kaçaklar arar.
    Geçit vermez kayalar,
    Hızlan be Halil İbrahim...' sözleri yazılmış''

    https://youtu.be/kmzOyu0s-4M
    Aykut Günaydın
    Sayfa 25 - Vaveyla
  • Demirel Hükümeti, her şeyi ters yürütmekte adeta kararlı görünüyor. Her vesileyle anarşistlikten, komünistlikten söz açan, Anayasa haklarının kullanılmasını anarşistlik olarak nitelendiren Hükümet, izlediği bölücü ve partizan politikasıyla, bizzat kendisi anarşik ortam yaratmıştır.
    Mehmet Ali Aybar
    Sayfa 307 - İletişim yayınları
  • -Yaz kış giydiğimiz tek örnek bir pijama üstü ve bir kot pantolon. “Bu iyiliğimi unutmayın “ diyen bir müteahhit tarafından hediye edildi. Çocuklarının eskileriymiş. Başka eskiler de veriliyor, saklıyoruz onları üzerimizdekiler giyilmez hale gelene kadar.

    -Kemerimiz yok ama ipimiz var. İpleri kaldırım kenarında bulduk. Kemer de bulabilirdik gerçi; ah, birkaç kez kemerle dövülmüşlüğümüz olmasa. Bizi dövenler midyeci, simitçi ve kokoreççi. “Uğursuzsunuz” dediler bize, “ sizin geldiğinizi görünce müşteriler uzaklaşıyor.” Bilmezler ki, gözümüzde biriken yaşlar, ruhumuza akıyor…

    – Bir çift kırk üç numara, bir çift de kırk bir numara yırtık ayakkabı. Onları giyeceğimiz güne kadar birer çift terlik. Terlikler yeni değil elbette. Oğlan çocuk doğurmak isteyen bir ablanın sadakası. ”Dua etmeyi unutmayın ha” diye sıkı sıkı tembihlendik.Bir dilek tuttuk içimizden,dedik , “oğlan değil, kız değil, bir can katılsın aramıza.” Sonra yolumuza yürüyüp gittik…

    -Birkaç kilo soğan ve patates. “Bayatlamaya yüz tuttu, aman yiyin hemen” diye nasihat edilerek verildi manav tarafından.Canımız kiraz çekmişti bizim. “Haydi çocuklar” dedi manav, “ kiraz tartmamı istiyor bir beyefendi, çekilin tezgahın başından!”

    –Her gün topladığımız altmış yetmiş tane pet şişe, yirmi otuz tane de cam şişe. Bize konulan kota bu kadar. Daha fazla da toplayabiliriz, ama dövülme riskimiz var. Büyüdüğümüzde kota koymayacağız hiçbir çocuğa. .Keşke hiç çalışmak zorunda kalmasa çocuklar. Ah çocuklar! Sömürülmedikleri , işkence görmedikleri ve taciz edilmedikleri gün , işte o gün mutlu olacaklar…

    -Fırından aldığımız taze ekmeğin kokusu. Paramız varsa fırına gidip sıcacık bir ekmek alıyoruz. Ekmeğimizi kendi aramızda değil sadece, yanı başımıza sokulan sokak köpeğine de pay ediyoruz…

    -Eskici arkadaşlarımızın arada bir bize verdiği anarşik romanlar. Onların “anarşik” dediği romanlarda, biz barışı, özgürlüğü, ve eşitliği öğrendik…

    -Kalitesinden memnun kalınmamış ruj, oje, rimel. Bir gün sevgilimiz olursa, bir gün, belki, ola ki sevdiceğimiz memnun kalabilir. Sevdiceğimiz de biz gibidir; biz nasıl onun elinden avucumuza konulacak ucu kırık bir tarakla tararken saçımızı mutlu olacaksak, onun da bizim elimizin değdiği bir makyaj malzemesiyle, gözleri ışıl ışıl parlayıverir…

    -Bizi her gün kovalayan zabıtanın, “ulan bugün sizi kovalayasım yok, hatta size küfredesim bile yok” deyip sırıtıvermesi…Biz hiçbir zabıtanın annesine küfretmeyiz. Ama onlar hiç görmediğimiz ve çok özlediğimiz annemize küfrediyorlar. Mal varlığımıza bunu da ekleyelim, bir günlüğüne de olsa, annemize küfredilmemesi…

    – Yeni doğum yapan sokak kedilerinin, yavrularına daha güvenli bir yer aramaya gitmeden önce, o güzellikleri bize emanet etmelerinin huzuru…

    -Evet, anamız babamız yok yanmızda.” Ne mutlu size ki, siz Allah`ın çocuklarısınız” diyen dindarlar bir yanda, “sen istemezsen kimse seni ezemez koçum” diyen ağır abiler bir yanda, “herkes yaşam çizgisini kendi belirler” diyen kişisel gelişimciler bir yanda, “senin kurtuluşun devrimde” diyen devrimciler bir yanda… Bir serçenin derdi bizim derdimizdir oysa. Biz ki bir serçeyi düşüneniz bu garipliğimizle, acep biz ne yanda…

    -“Şu önde giden iki dilenci çocuk var ya, Fazıl Say`ı dinleyemeyecekler ömürleri boyunca” diyerek ardımızdan gelen kibirli sesler metropol merkezlerinde, umurumuzda değil Biz dilenci değiliz ki, atık toplayıcıyız. Bir plakçının önünde dinledik Fazıl Say`ın bestelerini. Bizi dilenci olarak görenler geçip gittiler o tınıları umursamadan. Fazıl Say`ın adını anmak onlara düştü, eserleriyle gururlanmak bize…

    -Bir DVD dükkanında, yarım saatliğine seyredebildiğimiz bir İran filmi. Film sürerken, “yaylanın artık, soluklandınız yeterince” diye kovmuştu bizi dükkan sahibi. Cennetin Çocukları`ydı seyrettiğimiz film. Tam cennete girmiştik ki düşlerimizde, cennetten kovuluverdik…

    -Geceleri , bir barakada, üzerinde uyuduğumuz kartonlar. Haftada bir değiştirmemiz gerekiyor kartonları uyku düzenimiz bozulmasın diye! Sizin baza dediğinizin bizdeki karşılığı karton. Ortopedik karton olması için birkaç yılda bir değil, haftada bir değişmesi gerekiyor. Siz marketlere indirimli ürünler için akın ederken, biz kartonun ortopedik olanını seçmek için gidiyoruz…

    -Çöpe atılmış oyuncaklar. Favorimiz peluş ayılardır. Onlara sarılıp öyle uyuyoruz…

    -Güneşi ilk bizim selamlayışımız, üstelik reverans yaparak; nefesimiz kokarken, bitliyken ve hâlâ umutluyken…

    -Becerilmeden geçen her günün sonunda , açlığımızın aklımıza bile gelmeyişi…

    -Hangimiz hastaysa, diğerimizin, elini alnımıza koyarak sık sık ateşimizi kontrol etmesi… Biliyoruz hastamızı iyileştiremeyeceğimizi, ama o elin alnımıza konması mesela, şımarma sebebimiz. Şımarıyoruz birkaç dakikalığına ve mecburuz zaten, iyileşeceğiz eninde sonunda…

    -Kışın -10 derecenin, yazın +40 derecenin hayvanlarla beraber en çok etkilediği canlar biziz. Hayata bağlılığı, dostluğu, dayanışmayı hayvan dostlarımızdan öğrenmemiz ve o güzel dostlarımızdan kendimize bir aile kurmamız…

    -Hor görülüyoruz, evet. Siz bizim güzelliğimizi görmüyorsunuz ,ama çiziklerle dolu bir cep aynasında gülümseyerek seyrettiğimiz yorgun argın güzelliğimiz…

    -Zenginlikten anladığımız çok farklı sizinle. Sizin mal varlığınızda, ne para ediyorsa o var; bizim mal varlığımızdaysa, içtenliğimiz, özlemlerimiz ve geçmek bilmeyen tedirginliğimiz…
  • Kapitalizmden farklı olarak sosyalizm, üretim araçlarında özel mülkiyetin yerine ortak mülkiyetin , kâr için anarşik üretimin yerine, kullanım için planlı üretimin bulunduğu bir sistemdir.
  • Asıl açıklanması gereken, neden aç insanın çaldığı ya da sömürülen adamın grev yaptığı değil, neden aç insanların çoğunun çalmadığı ve sömürülenlerin çoğunun greve gitmediğidir.

    Wilhelm Reich