• ÖLMEYEN
    Sana geliyorum, sana, 
    Beni anla,içimdeki şeytan. 
    Yalnız sensin doğru söyleyen. 
    Gerekince kaçan,gerekince gelen. 

    Denizin yüzünde geceleyin, 
    Karanlıkları işleyen renkleri görmek senden. 
    Senden,bazı kelimelerin farkedilmemiş güzelliğini anlamak, 
    Unutulmuş yaşamaya başlayıvermek birden. 

    Sana geliyorum,doğru sana, 
    Susmamak için. 
    Çünkü sensin dinleyince dinleyen, 
    Bakınca bakan.görünce gören. 

    Sevmesini iyi bilirim,düşünmeyi öğrendim. 
    Duydum nedir can vermeden ölmek. 
    Artık bütün kapıları açıp kapayabilirim. 
    Sen anlarsın bunlar ne demek. 

    Sana geliyorum, yalnız sana, 
    Yalansız,gizlisiz. 
    Olduğu gibi anlatacağım ne varsa, 
    Bil,bilsinler,biliniz. 

    Sen, 
    Vurunca vuran,gülünce gülensin. 
    Sesin,yüzün,ellerin yüzde-yüz senin. 
    Sen ölmeyensin
  • 190 syf.
    ·Puan vermedi
    “Tom amcalaşmak” tabiri yaratabilmiş bir kitap
    Bunda çizdiği portrenin yanında alanında ilklerden olması da etkin tabi
    Malcolm X in bir konuşmasında spikerin’ Martin luther king e tom amca mı diyorsunuz?’ Sorusuna “ Son çıkan yasalara göre birine Tom amca demek suçtur ben o yüzden böyle bir şey söylemiyorum. Ama Martin Amca diyorum” demesi üzerine daha da dikkatimi çeken bu Tom amca kim ola ki sorum yanıtını aldı
    Dil ve olay öyküsü olarak basitçe ifade eden bir kitap olmasına rağmen o dönemde toplumda olan karakterleri yansıtmış
    Bilmeyenlere, Tom Amca elinde İncili ona iyi davranan beyaz sahibine tam itaatkar bir zenci köle. Başına gelen her sıkıntıda inciline sarılıp öbür dünyadaki melekleri hayal eden öyle ki zalim bir efendiye satılıp zulüm gördükten sonra dahi kaçmayı düşünmeyen ona zulmeden efendisine sizin yolunuzda ölürüm diye de bağlılık gösteren bir karakter.
    Kitapta kaçıp özgürlüğü arayan zenci karakterler de örnek veriliyor
    İyi beyazlar var kötü beyazlar var ama Zenci beyazı eşit ve birey olarak hayal edebilen tek kişi küçük bir kız.
    Bunun kulağa ne kadar saçma geleceğinin de farkında, hayalimi size söylesem anlayabilir misiniz Tom amcaya okuma yazma öğretmek istiyorum diye de belki ancak 100 yıl sonra gerçekleşebilen bir şeyi istiyor.
    Beyaz adamı anlamak ve Amerikanın karakterini anlamak için doğru kitap.
  • Bırakmak gerek bugünlerde, işi, gücü, sevgiler,i aşkları, parayı pulu, insanı, insancıkları.. Gözün görmeden, kulağın duymadan ve arkana bakmadan gitmek gerek buralardan.
    Nereye olduğunu bilemediğin yollara, gitmene neden olan sebepleri sahibine bırakarak çıkmak gerek yola. Kimseyi yanına katmadan kendini bile olduğun yerde bırakarak gitmek.

    Gitmek gerek bazen.
    Bazen buralardan
    Bazen bu zamandan
    Bazen bu yerlerden
    Bazen herkesten her şeyden...

    Tanıdık tanımadık her yerden her şeyden gitmek gerek.
    Neresi olduğunu bilmediğin yerlere nereye çıkacağını bilmediğin yollara sapmak gerek. Kaybolunca sormamak gerek kimseye neresi diye. Durunca kalmak gerek oralarda. Ayakların seni götürene kadar kalmak. İçinden yeniden gitmek gelen kadar durmak gerek orada. Kim ne derse desin umursamadan hatta herkese bir şey söyleyerek gitmek gerek "ben gidiyorum" diyerek. Kiminin gözünün yaşına bakmadan kiminin gözünün içine baka baka gitmek gerek.

    Ne kimseden kaçarak ne yaşama koşarak sadece yola çıkmak gerek adı gitmek olsun diye.
    Zaman mekan aramadan yer iz yol sormadan canını savurmak her istediğin yere.

    Gidiş o gidiş olmalı..
    Ağlamaktan üzülmekten çare olmadığını görüp gitmeli neresi olduğunu bilmeden... Hayalini kurduğum sevgilerin yaşandığı, aradığım insanları bulduğum, kaybettiklerimi gördüğüm yerlere gitmeli. Benim olsun olmasın fark etmeyen ama beni koşulsuz sevebileceklerin yanında almalı soluğu...

    Saçımın şekline, gözümün rengine aldırmayanların, görünüşüme değil benim derdime bakanların olduğu diyarlara gitmeli. Para pulun hüküm sürmediği ahbabın eşin dostun önemli olmadığı sadece sen olmanın kıymetli olduğu yerlere gitmeli. "o bu şu ne der" diye düşünmeden "onun bunun şunun derdini tasasını çekmeden" mutluluğun kral olduğu, huzurun hüküm sürdüğü yerlere gitmeli...

    Aslında insandan gitmek gerek.
    En önemlisi insanı bırakıp gitmek.
    İnsanı insandan çok yoran bitiren sindiren başkası var mı? 
    Durduk yere sebep aramadan insanı insanlığından eden var mı?

    Ben gitmeliyim! 
    İnsanı bırakıp gitmeliyim
    En azından gitmeye çalışmalıyım
    Sadece kendimi almalıyım yanıma
    Bazen onu da bırakırım gittiğim yollarda 
    Baktım olmuyor bensiz olmak, geri dönüp alırım bıraktığım yollarda
    Benin dışındaki her şeyi herkesi boş verdim...
    Yoruldum taşıdığım insan yüklerinden
    Yoruldum bana yük olan insan siluetindekilerden.
    Nereye gitsem peşimi bırakmayanlardan
    Peşimde olmasa da izimi sürenlerden.
    Hayatımda olup ta, hayatımı anlamayanlardan
    Gitmeliyim...

    Aslında gitmek hep gerekli, bazen değil.
    Her yere ait olmak gerek, bir yere değil.
    Kendine hesap vermek gerek, etrafa değil. Kendinden sorumlu olmak gerek, herkesten değil.
    Yaşamak için gitmek gerek.
    Yaşamı anlamak için gitmek gerek.
    Anlaşılmak için gitmek gerek.
    İnsan olmak için gitmek gerek.
    Sormayın işte nedenini
    En çok
    Gitmek gerektiğinde gitmek gerek

    Afet Ergü
  • Meğer nasıl yaratıldığımı anlamak için bir adam yaratmaya kalkmalıymışım!
  • ...Bugünün büyükleri dünün çocuklarıydı elbet. Bu husus basit görünmekle beraber, dünyanın dönemsel olarak uğradığı değişimlere bakıldığında ne derece önemli olduğunu anlamak zor değil. Dünya üzerinde çocuklarını doğru eğiten ve reel değerler ile büyüten toplumların ne denli büyük gelişim gösterdiği aşikar. Bizler, çocukları saf hallerinden ötürü eğlendiren, çabuk kırılan ve çabuk kızan yapılarından da kaynaklı varlıklar olarak algılarız. Bu durum bizde onlara karşı ciddi bir duygusal yaklaşıma sebep olur ve çoğu zaman onları bazı konularda yanlış yönlendirdiğimizin ve eğittiğimizin farkına dahi varamayız. Toplum olarak sadece kendi çocuğumuza değil, her çocuğa karşı sorumluluğumuzun olduğu gerçeğini anlamalıyız. Dünyada yaşayan bütün çocukların gelişimi ve eğitimi hepimizi çok yakından ilgilendirir. Bir çocuğu sevmekle asla dünyayı değiştiremezsiniz. Çocukları sahiplenmelisiniz. Bütün çocukların ayırt edilmeksizin gelişimini, sağlığını ve eğitimini düşünmeli, önemsemeli ve bu hususta kendi payınıza düşen etkiyi ve tepkiyi göstermelisiniz. Çocukları koltuklara oturmaya gerek yok, yeri geldiği zaman koltukları elbette ve kesinlikle çocuklar zaten devralır. sizler o oturduğunuz koltukta insanlığın devamı için hayati olan çocuklar için doğru kararlar almak için gayret etmelisiniz. Bundan ötürü; Çocukların sağlıklı yaşamaları, ahlaklı yetişmeleri, yeterli eğitim ile beslenmeleri, geleceğe hazırlanmaları Hususunda en ince ayrıntı göz önünde bulundurularak çağın gereklerine uygun bir biçimde donatılmaları ve gözetilmeleri elzemdir, şarttır. Büyükler çocukları ciddiye almalıdır. Yaşasın çocuk, yaşasın çocuklar, kutlu olsun Çocukların bayramı...
  • Tanrı varsa onu anlamak korkunç derecede zordur. çünkü ne bir taraftadır ne bir sınırları vardır. Bizimle hiçbir alakası yoktur. Dolayısıyla onun ne var olduğunu nede ne olduğunu bilebilecek durumdayız.

    Tanrının varlığı inanç sorunudur bilinç değil. Bu nedenle varlığına inanmamız bize bir şey kaybettirmeyeceği için varlığı üzerine bahse girmek daha makuldür.