Son aylarda en çok konuşulan yerli romanlardan biri sanırım Annemin Uyurgezer Geceleri oldu. Ben de ilk baskısından yaklaşık yedi ay sonra okudum ve çok beğendim.
Roman, akademisyen Şehnaz'ın yaşadığı takıntılı aşk hikâyesini anlatırken, anne ve anneanne hattında kuşaktan kuşağa aktarılan travmaları da görünür kılıyor. Devir, toplumsal konum ve eğitim seviyesi değişse de kadınların maruz kaldığı istismar ve manipülasyon biçimlerinin büyük ölçüde değişmemesine dikkat çekmiş sevgili yazarımız. Üstelik buna yüksek eğitimli bir kadın akademisyenin de dahil olması, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kişisel başarıyla her zaman aşılamadığını gösteriyor.
Kadın, hangi sosyal konumda olursa olsun, cinsiyetçi yaklaşımların yarattığı kırılganlıklara açık kalabiliyor. Peki ya nesiller arası kader aktarımı? Romanın çarpıcı olan kısmı da sonunda çözümlenen kadersel silsile. Soldan yan bir E gülüşü ve aklıma gelen bir söz: Otu çek, köküne bak.
Kitap dostlarıma selamlar
Uzun bir aradan sonra yeni bir kitabımla sizleri selamlıyoruz.
Okumayı seven,okurken keyif alanlar her kitabın ayrı dokusu,yapısı,karakterleri ve hissini çok iyi bilirler
Mevsimlere benzer,
Annemin yüzü.
Ama en çok da
Andırır güzü.
Gözü değince bana,
Her yanı çiçeklenir.
Gülüşü kelebek olup,
Yüzüne bahar gelir.
Parmağım az acısa,
Korkudan donar kalır.
Soğuk terler dökerken,
Yüzü hemen kış olur.
Tüm çocuklar toplanıp,
Sarınca etrafını,
Yüzü yaz güneşi,
Isıtır her bir yanı.
İlk defa bakıştık... Onun ki kısa sürmüştü. Sanki sadece karşıdan karşıya geçerken arabaları kontrol eder gibi. Kısacık bakıp çekmişti gözlerini ve önüne dönmüştü... Benim ki ise uzun sürmüştü. O