• 168 syf.
    Selamün aleyküm güzel insanlar Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun :)
    Hepimizin yaşadığı gibi acaba bu sefer hangi kitabı okusam diye düşündüğümde karşıma bu kitabın çıkmasıyla başladı. Karşıma çıkaran Rabbe şükürler olsun. Neyse çok konuşmadan sadede gelelim :)
    ilk defa inceleme yazıyorum hatlarım olursa af buyurun.
    Hz. Aişe annemiz anlatıyor: " Hz. Peygamber gece namaz kılmak için iki ayağı şişene kadar ayakta dururdu. Kendisine "Ya Rasulallah! Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamıştır. (Fetih 48 /2) buna rağmen ibadet konusunda niye kendini bu kadar zorluyorsun?" denilince, " Ben Allah'ın bu mağfiretine karşı şükreden bir kul olmayayım mı?" cevabını verdi.
    Fark ettiniz mi? Ayakları şişene kadar namazda duran bir peygamber(s.a.v)' in namaza ihtiyacı yokmuş gibi yaşayışı, sözde TERTEMİZ bir kalpleri vardır.
    Bir vakit namazını kaçırdıysan otur bir düşün! Bugün ne yaptım da Rabbim beni huzuruna istemedi, diye. Ya sen namaz kilmadan senin cenaze namazını kılarlarsa?
    Bu kitap çok şey düşünmemi ve bilmediğim çok şeyin olduğunu gösterdi. Yazar çok güzel yerlere değinmiş. Alıp okumanızı, hatta okumakla kalmayıp bizzat yaşamanızı ister bu kardeşiniz. Umarım bu yolda birilerine vesile olurum...
    Allah'ım bizleri ibadetsiz yaşatacak kadar inançsız, inançsız kardeşlerimize de kendi yolunu bulduracak güzel imanlar nasip eylesin...
  • “Her yeni eskiyecek ve herşey fenâ bulacaktır.
    Ben de öleceğim, fakat gam yemem, temiz bir çocuk
    Doğurdum, dünyaya büyük bir hayır bırakıyorum!”
  • Biz kendimizi bilelim, iyiliğin şerefini göğsümüzde taşıyalım ve en önemlisi, yitirmeyelim umutlarımızı! Bir kadın ille de annemiz, kız kardeşimiz, karımız değil diye yerden yere vurmayalım onu. Saygıyı aileye hürmet, hoşgörüyü de bencillikle bir tutmayalım.
  • Küçük bebekken, yalnızca kendi bedenimiz ve annemizin memesi vardır bizim için. (Önceleri bu ikisini bile birbirinden ayıramaz bebek.) Sonra kendimize dünya içinde bir yer edinme çabasına girişir, bazı şeylere ''sahip olmayı'' istemeye başlarız. Önce annemiz, babamız, kardeşlerimiz oyuncaklarımız vardır, onlara ''sahibizdir''. Ardından bilgi ''kazanma'' süreci gelir. Daha sonraları, bir iş yerine, bir mevkiye, bir eşe, çocuklara, yaşam sigortasına ve son arzumuzu dile getirdiğimiz bir vasiyetnameye ''sahip oluruz''.
  • 248 syf.
    ·3 günde·8/10
    UYARI !!!
    Öncelikle bu kitap çok sigara yaktırır söylemeliyim. Sigarayı bırakmış veya bırakma düşünceniz varsa hemen elinizden sakince bırakın bu kitabı okumanın hiç zamanı değil.

    O kadar çok yaktı ki kahramanımız sigarayı eminim okuyan bir çok kişide onla birlikte yakmıştır.
    Zaten bu sigara böyle bir şey kelebek etkisi misali biri yaktımı sende yakmadan duramıyorsun
    Her neyse kitaba gelecek olursak okuduğum her sayfa da bana Erdem Bayezid in
    Bu memlekette insanlar belki de en çok baba sancısıyla inliyor, en çok baba deyince aklımıza gelir çocukluğumuz!
    Mazinin araladığı perdeden sızıyor eski günler!
    Onlarla kavgalı onlarla sevdalı olduğumuz!

    Mısraları çınladı kulağımda
    Hasan Ali Toptaş ın uslübu dili bu kadar güzel kullanışı bunları anlatmama bile gerek yok zaten o kadar çok inceleme yazılmış ki bu konuları anlatan.

    Aziz Bey'in eşinin ona bakması inceliği sevgisi oğullarının sabrı yanında olmaları bana aceba hala kaldı mı böyle insanlar dedirtti
    Sorsak tabi herkes babasına eşine bakarım der ama hangimiz bayramlarda tatile gitmek yerine ailemizle vakit geçiriyoruz ki?
    Bitmeyen işlerimizden kafamızı kaldırıp annemiz babamız nasıl diye hatrını sorabiliyoruz?
    Biraz da insanın kendisiyle iç hesaplaşması gibi geldi bana bu kitap

    Yazarımız ne kadar ince naif bir anlatımda anlatsa da tokat gibi vurdu yüzüme eksiklerimizi en azından ben böyle hissettim
    Hasan Ali Toptaş okumamışsanız bu kitabıyla başlayabilirsiniz
  • Günlerden öyle bir gün hayal et ki
    O gün bizim en mutlu olduğumuz gün
    Kavuşmamızın günü
    O güne kadar neler yaşadık hem birlikte
    Hem de ayrı ayrı
    Ama kalplerimiz hiç bırakmadı sevmeyi
    O güne kadar sabrettik
    Vuslata erebilmek için
    Haramdık birbirimize nikahımız olana kadar
    Sevdik ama Allah rızası vardı sevgimizde
    Sevdamıza haram bulaşsın istemedik
    Bekledik o güne kadar sabırla
    Dualarımız hep birdi bir olabilmek için
    Çok zorlu yollardan geldik bir olana kadar
    Farklı memleketler farklı insanlar
    Ama nasipmişiz ya birbirimize o kadar uzaklığın içinde yakın olduk
    Biliyorduk ki kalplerimiz bir olduktan sonra
    Bu mesafelerin farklılıkların önemi yoktu
    En başta Allah rızası için sevmiştik birbirimizi
    Peygamberimizin Hz. Aişeyi sevdiği gibi sevmiştin beni
    Kördüğüm gibi
    Görmeden sevmiştik biz birbirimizi
    Kalplerimiz ısındırılmıştı birbirine
    Kilometrelerce uzaklığa rağmen
    Çok engelleri aştık kavuşmak için
    Başta sevmiyordum seni
    Çok kırdım beni seven kalbini
    Gözlerim kördü sevdana
    Ama sen hep sabreden taraftın
    Bekledin sana gelmemi
    Seni sevmemi
    Dua etmiştin Allaha bizi birbirimize hayırlı eyle diye
    O kadar içten etmiştin ki duanı Rabbim cevap verdi hemen
    Ama sen bilmedin fark etmedin
    Rabbim gerçekten ben miyim diye sınamıştı seni
    Benim kötü hayatımla gafletimle
    Fark etmeden cevap vermiştin yine de o diye
    Sevgin o kadar büyüktü ki gururuna yediremesen de kabullendin
    Ama ona kadar çok ağladın
    Ölmek istedin acıdan kurtulmak için
    Kaç defa hastanelik etti sevdan seni
    Çok sınandık ikimizde
    Sonunda bulduk birbirimizi
    Kalplerimiz bir atmaya başladı
    Mutluluğumuz başladı
    İşte böyle yollardan geçtik huzura kavuştuk
    Hz. Ali ve Hz. Fatıma annemiz gibi olmak istedik evlilikte
    Rabbim nasip etti bizi birbirimize
    Eş olmuştuk hem bu dünyada hem ahirette
  • içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
    varsın gemilerimizi taşıyamasın sular
    varsın yarı yolda uyuya kalsın
    bize gönderilen bahar

    içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
    varsın gölgemiz olsun hüzün
    dilediği gibi uzatsın canevimize ayaklarını
    varsın annemiz olsun tütün
    hayat daha sert vursun yumruklarını
    -İbrahim Tenekeci-