nasıl bişey biliyor musun;
Kocaman bir kayayım ben;
önce onun gelişini görüyorum; güneş gibi parlıyor, parlatıyor da beni.
Elinde uzun kılıç gibi bir keski var, kayanın kalp denen bölgesine yavaşça çakmaya başlıyor ki ben beni şekillendirsin diye zaten kabulüm.
Bu böyle tatlı tatlı bir süre acıtarak devam ediyor sonra keski artık çıkmayacak anlıyorum. O arada bir balyoza abanıp vurmaya başlıyor ben durur muyum ben de vuruyorum kalbimdeki keskiye balyoz gibi düşüncelerle. Keski kalbi tam olarak böldüğünde artık onu çıkarmanın hayatı parçalayacağını biliyorum, o da biliyor..
Duruyoruz, keskiye vurmuyoruz, geri de çekemiyoruz.. sonra o gidiyor.. ben benle ve içimde beni bölen kocaman bir demir yığını ile yaşamaya çalışıyorum... Ara sıra gelip bir iki küçük darbe vuruyor o gidince ben de.
Şimdi o koca demir orda paslanıyor çeksek ölcem,
kalsa ölcem..
İşte ölcem yani..