Artık kimsenin okumadığı kitapların kapakları arasında, nemden çürümüş elyazmalarının içinde mora çalan kurşun rengi bir çiçek açmıştı ve bir zamanlar evin en temiz havalı, en aydınlık yeri olan bu oda, çürümüş anıların yüzdüğü ağır bir havayla dolmuştu.
Zamanın, evi nasıl kemirdiğini, köhneleştirdiğini, anılarını kafasından silip atmamış biri için bunca zaman sonra felaket diye nitelendirilebilecek bir duruma getirdiğini fark etmedi.