Nora üniversite birdeyken okuduğu Aristoteles’i hatırladı. Mükemmelliğin tesadüfi olamayacağı fikri biraz canını sıkmıştı. Mükemmel sonuçlara ancak “bir çok alternatif arasından bilgece seçimler yaparak” ulaşılabilirdi. Şimdi bu bir çok alternatifi deneyebileceği ayrıcalıklı bir konumdaydı işte.Bilgeliğe , belki mutluluğa da ,kestirmeden gidebilirdi. Bu kez bunu can sıkıcı bir yük değil , değerli bir armağan gibi gördü.
Olmadığınız bir şey olmayı hedeflerseniz başarısızlığa mahkumsunuz. Kendiniz olmayı hedefleyin.Kendiniz gibi bakmayı davranmayı ve düşünmeyi hedefleyin. Kendinize en sadık versiyonunuz olmayı hedefleyin. Kendiniz olma haline kucak açın. Kendinizi onaylayın. Sevin.Bunun için çok çalışın insanlar sizi küçümsediğinde ve sizinle alay ettiğinde onlara kulak asmayın. Dedikodu çoğu zaman üstü örtü bir kıskançlıktır.Oyalanmayın.Direnme gücünüzü koruyun. Yüzmeye devam edin…
“Benim burada ne işim var?” diye düşündüğünüz oldu mu hiç?
Bir labirentin içindeymişsiniz ve kaybolduğunuzdan eminmişsiniz de, her bir dönemeçi kendiniz yarattığınız için bu tamamıyla sizin suçunuzmuş gibi hissettiğiniz? Üstelik dışarı çıkmanızı sağlayacak birçok yol olduğunu da biliyorsunuz çünkü labirentten çıkmayı başarmış, dışarıda gülüşüp oynayan insanların seslerini duyuyorsunuz. Çalı çitlerin arasından arada bir görüyorsunuz onları. Yaprakların arasından gelip geçen şekiller halinde. Öyle mutlu görünüyorlar ki onlara değil, bu işi onlar gibi yapamadığınız için kendinize kızgınsınız. Oldu mu hiç? Yoksa bu labirentte kalan bir tek ben miyim?
Ne kadar çok olasılık varsa o kadar çok hayatın vardır.Farklı seçimler yaptığın hayatların vardır.Yaptığın farklı seçimler farklı sonuçlara yol açar.Tek bir şeyi bile farklı yapmış olsan, farklı bir yaşam öykün olacaktı.Gece yarısı kütüphanesinde bu öykülerin hepsi mevcut.Hepsi de bu yaşam kadar gerçek.