Uzun zamandır, bu ülkede evden çıkıp, tekrar sağ-salim eve dönebilmek bir rutin değil. Gündemimizden acı eksik olmuyor maalesef. Her gün bir cinsiyetten, bir milletten, bir meslekten, bir görüşten, bir dinden, bir mezhepten ... bir acı yazılıyor hanelerimize. Hrant Dink'in öldürülmesinden beri kafalarımıza kazınmaya çalışan bir acı paylaşım yöntemi var. Bir Ermeni öldürüldüğùnde bu acıyı anlayabilmemiz için "Hepimiz Ermeniyiz" pankartları tutuşturuldu ellerimize. Eşcinsellere, transeksüellere şiddeti engellemek için "Velev ki ibneyiz" diye dolandık ortalarda. Aleviler yakıldı,etiketlendi "Hepimiz Aleviyiz" nidaları kazındı kulaklarımıza. Evet, bunlarda farkındalık yaratmak için bir yöntemdi. Ama insanların ölümüne, dışlanmasına, ezilmesine karşı durmak için onlardan biri olmak şart mı? HAYIR !!!
Hayır, ben Ermeni değilim. Bir Ermeni öldürüldüğünde ağlayabilen bir Türk'üm. Herhangi bir milletten hiçbir masum insanın ölmesini istemeyen bir Türk'üm.
Hayır, ben eşcinsel değilim. Bir kız çocuğu olarak dünyaya gelmiş ve bu cinsiyette kalmayı tercih etmiş bir kadınım. Ama farklı tercihleri olan insanlar beni rahatsız etmiyor. Onlara saygı duymak için lezbiyen olmama gerek yok.
Hayır, ben alevi değilim. Ama herhangi bir alevi zarar görsün istemeyen bir sunniyim.
Hayır, ben hristiyan yada yahudi değilim. Ama herhangi bir insan dininden dolayı zarar görsün istemeyen bir müslümanım.
Hayır, ben Kürt değilim. Hayır, ben Laz yada Çerkez de değilim. Ama bu insanların ağıtlarına ortak olmam için aynı etnik kökenden olmama gerek yok.
Hayır, ben Özgecan değilim. Ama bu güzel kızın yasını tutmak için tecavüze uğramama gerek yok.
Şimdi ise başka bir gencin acısı düştü yüreğimize, Fırat'ımızı kaybettik. Hayır, ben ülkücü de değilim. Sizin de olmanıza gerek yok. Ben Angaralıyım ve bizim