Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenme sabrını, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesaretini ve her zaman aradaki farkı anlayabileceğim bilgeliği bahşet.
"Bir insan beyniyle bir şempanze beynini karşılaştırarak farkı anlayamayız. Aradaki farkı şempanze beynini, milyonlarca insanın kuşaklar boyunca oluşturduğu kolektif beyinle karşılaştırdığımızda, ancak o zaman kavramaya başlarız."
Bir dünya düşünün. İçinde ağaçlar, kuşlar, denizler, dağlar ve sayısız canlı türü olsun. Aslında bugün yaşadığımız dünyadan pek farklı olmasın. Fakat tek bir şey eksik olsun: bilinç sahibi
"Allah'a giden yollar insanların ruhları kadar çoktur" (Et-turuku ila'llahi ke-nüfusi benî Adem). Görüldüğü gibi, "yollar" çoktur; çember üzerindeki hareket noktaları açısından birbirine ne denli yakın düşünülürse, kendi aralarında o denli birbirinden farklıdır, ama amaç birdir; çünkü sadece bir tek merkez ve bir tek hakîkat vardır. Gerektiğinde başlangıçtaki bu farklar, bizzat "benlik/şahsiyet"le (individualité) (ene'den türemiş olan el-inniyye) birlikte ortadan silinip kaybolmaktadır, yani varlığın yüksek hâllerine ulaşınca veya kulun oldukça sınırlı olan sıfatları, sadece Allah'ın sıfatlarına yer vermek (bekâ') üzere ortadan kalkınca (fenâ') ve kul, kendi "kişiliğinde" ya da kendi "zat"ında bu sıfatlarla özdeşleşince, aradaki farklar bütünüyle kalkar.
Johan Vilhelm Snellman, devletin özü hakkındaki kitabında; devletin ne olduğunu, nasıl oluştuğunu, gücünü nereden aldığını ve bu gücün nasıl elde edildiğini çok güzel bir şekilde parçalayarak