BUŞRA UYSAL GÜDER, Cinayet Randevusu'yu inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · 5/10 puan

Bitti !!!
️‍️İlk defa okuduğum bir yazardı. Bu güzel hediye için öncelikle Nuray ablama teşekkür ediyorum.
️‍️Her dedektifin, ister kadın olsun ister erkek, kendine özgü bir araştırma yöntemi vardır. Birbirinden farklı ve sıradışı öykülerin olduğu bu kitapta hikayelerin bazıları dedektiflik öyküsüydü bazıları da alıp sürükleyen gizemli öykülerdi.
️‍️️‍️️‍️En çok beğendiğim öyküler ise Pollensa Koyu’ndaki Sorun, Harlequin Çay Takımı, Köpeğin Ardından ve Manolyalar Açarken öyküleriydi, çünkü anladıklarım onlardıTavsiye ediyorum herkese keyifli okumalar.

Mine Arapoğlu, Nar Ağacı'ı inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Sen öyle çağırmasan ben böyle gelmezdim"

Nasıl başlamalı ki bu kitabı anlatmaya, elimde olsa tüm insanlığa okutmak isterdim belki birilerinin kafalarına 'tek bir masumun öldüğü yerde hiçbir haklı gerekçeden bahsedilemeyeceği' gerçeğini sokabilirdim, bir parça da olsa insaniyet kazandırabilirdim. Tüm insanlığa okutamam belki ama herkese tavsiye ederim, sizlere, akrabalarıma, arkadaşlarıma, öğrencilerime herkese.

Dalı bir ülkede kökü komşu ülkede olan ağacın yıllar yıllar yaşayıp gidişini, iki ayrı ırmağın birbirine doğru olan yolculukları ülkemizin geçirdiği savaşlar, yok olan hayatlar, en güvendikleri tarafından aldatılmış bir yağız delikanlı Setterhan , yazılmamış şiirleri ardında bırakan bir kırık kafiye Ismail, yüreğinin soylu duygularını en naif bir şekilde hisseden yarım kalmış bir resim Celil Hikmet, en sevdiği iki insanı kaybeden muhacir Zehra... Tüm olanlar, tüm yaşananlar Zehra ve Setterhan'ın karşılaşması için... Kaderin üstünde bir kader var Amenna.

Sinematografik bir şekilde ele alınan eserde fotoğraftan zaman yolculuğu yapan anlatıcı kimi zaman Zehra'nin yoluna çıkıyor kimi zamansa Setterhan'ın. Gelecekten gelen biri olarak tüm olacakları bilen ama sesini duyuramayan bir Kassandra laneti ile çevresinde olan biteni sessizce izlemekte olan anlatıcı kâh anneannesinin omzuna başını yaslıyor kâh dedesinin yanında onunla yürüyor.

Kitabın yazılış aşamasında bir doktora tezi yazacak kadar araştırma yaptığını söyleyen Nazan Bekiroğlu dönemin zihniyetini, geleneklerini, insan davranışlarını, mekan özelliklerini başarılı bir şekilde kaleme almış. Okurken sanki ben de tacirin geçtiği cografyadaydım, ben de onunla semaver çayı içtim ben de Zehra ile yollara düştüm. Acıyı da sevinci de taa derinlerde hissettiren bir anlatım sahip.

Tebriz halısının canlı renklerinde kaybolmak, ilmek ilmek dokunan halıların dokunma aşamasına şahit olmak, Tiflis' e, Batum'a, Tebriz'e, Bakü'ye yolculuklar yapmak, Tebriz'de çay ile birlikte siz de demlenmek isterseniz bu kitabı okumalısınız.

Nazan Bekiroğlu'nun dil ve anlatımı önceki eserlerine ziyade Nar Ağacı'nda daha sade, duru ve açık. Eser bir Doğu masalı kadar zengin, hayat gibi gerçek ama güzel bir hayal gibi de etkileyici. Kim istemez ki zamanda ve mekânda yolculuk yapmayı. Bu kitabı ilk okuduğum vakit eski fotoğraflara bakış açım değişmişti. :) Onca yoldan, onca zorluktan sonra karşılaşan tacir ve muhacir yani Setterhan ve Zehra birbirlerini ilk aşkları gibi sevdiler mi sonrasında neler yaşandı kitabın sonunda bunlara yer verilmemiş aslında Nazan Bekiroğlu bir söyleşide aynen şu cümleleri söylemişti: "Ailemizin en yaşlısı benim sevgili teyzem. Büyük heyecanla bekliyor. Biraz hayal kırıklığı yaşayacak sanırım çünkü kurgunun onun bildiği gerçeklerle örtüşmedigi yerler çok fazla. Yine de "Ben romanda doğdum mu? " diye soran teyzeciğime bu metni bir an evvel sunmak istiyorum, onun doğumu bu romana girmemiş olsa da. Ikinci ciltte doğmayı bekliyor." Bu cümlelerden sonra hep bir umudum oldu romanın devamının geleceğine dair.
Umut etmesi bile güzel Nar Ağacı için.

Mustafa Diyar, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Klasikten Çağdaşa Mekik Dokuma=Titiz Tutum
İyi bir araştırmacı, klasik bir yazar üzerine çalışırken gösterdiği özen ve derinleşmeyle, gereken filolojik netlikle çağdaş bir yazar hakkında biçemsel ya da tarihsel bir araştırma sürdürebilir.

Tez Nasıl Yazılır?, Umberto Eco (Sayfa 50 - Can)Tez Nasıl Yazılır?, Umberto Eco (Sayfa 50 - Can)
Ahmet, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okuyor

Her zaman düşünme yeteneğimizi dumura uğratmak, araştırma gücümüzü kırmak için uydurulmuş masallar vardır.

Waldo Sen Neden Burada Değilsin?, İsmet Özel (Sayfa 13)Waldo Sen Neden Burada Değilsin?, İsmet Özel (Sayfa 13)
CEM AKDAG, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Sanatta olduğu gibi bilimsel alanda da nihai sonuca ulaşmak için bir düşünce tek başına yeterli değildir .

Araştırma alanında da gerçek bir yaratım, daima fikrin deneyimle kesişmesi sonucunda gerçekleşir.
Ve ufacık bir tetikleyici unsurla, yaratıcı güç muhakkak açığa çıkacaktır.

Freud ve Öğretisi, Stefan ZweigFreud ve Öğretisi, Stefan Zweig

AH İNSANLAR
Baylar ve bayanlar
İnsanlara çok değer veriyorsunuz
Evet insanlar birer problemdir ama onları matematik problemi gibi değer vererek cözemezsiniz.
Eğer insanları çözmek iatiyorsanız onları aşağılamasıni bilmelisiniz.
Saygılarımla
( Ordinaryus profesör doçent Doktor araştırma Görevlisi Toroman )

Nurhan Bıdıkoğlu, Kendine Ait Bir Oda'yı inceledi.
18 saat önce · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

Üstüne söylenecek o kadar konu ve tartışma var ki, Woolf bunların hepsini bir kitabında toparlamış. Kadının, mutfak ve yatak odası arasından çıkıp, doğurgan bir cinsel obje imajını bozup, dünyaya hatta evrene neden yaratıldığını ispatlaması gerektiğini anlatıyor. Tam bir Feminist Manifesto. evet, kadınların okuyup ilham alarak yeniliklere atağa kalkması gerekiyor ama bana sorarsanız kadından çok benim/erkeklerin de okuması gereken bir manifesto olmuş. Kendine Ait Bir Oda kitabından önce aşk dolu, romantik, politik, savaş, bilim kurgu romanı okuduysanız ve 160 sayfayı çerez gibi yer yutarım diye sanıyorsanız "yanılıyorsunuz" derim. her bir cümlede oturup düşündürecek imgelemler sunuyor yazar. hatta üstüne araştırma ve tartışma yapacağınız, arada soluklanacağınız konular var. 1000 sayfalık kitaplara bedel bir konu ve anlatım tarzıyla anlayışınızı ve bilginizi değiştirmeye HAZIR OLUN.

DeliBilge, bir alıntı ekledi.
25 May 22:13 · Kitabı okuyor

1949 ile 1964 yılları arasında Amerikan psikiyatrisinin en geniş araştırma kurumundan verilen mesaj şu değildi: "Beyinde meydana gelen akıl hastalığına çare bulacağız."
Mesaj şuydu : "Eğer toplumu geliştirirsek, o zaman akıl hastalığının kökünü kazıyabiliriz."

Deli Doktorları, Jeffrey A. Lieberman (Sayfa 105)Deli Doktorları, Jeffrey A. Lieberman (Sayfa 105)
JuvenâL Outsmart, bir alıntı ekledi.
 25 May 16:32

İnsan davranışları ve aldatma hakkındaki en uzun süreli inanışlardan birisi, karşımızdaki kişinin sadece gözlerine bakarak güvenilirliğini doğru bir şekilde saptayabildiğimizdir.

Gerçekte, aldatma alanında yapılan sayısız araştırma, aldatmayı belirlemede gözlerin kullanılmasının güvenilir ve sağlam olmadığını ortaya çıkarmıştır.

Zihin Okuma Teknikleri, Stan B. WaltersZihin Okuma Teknikleri, Stan B. Walters
Mihriban Karadağoğlu, Histerik Bilinç'i inceledi.
25 May 15:04 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İlk baskısını 2006'da yapan Histerik Bilinç kitabında Tura, çalışmasının amacını şöyle açıklıyor: "Bu kitapta bilincin doğa bilimi tarafından ele alınabilir bir olgu, bir doğa olayı olarak düşünülebilmesini sağlamayı hedefleyen öncü çabalara katkıda bulunmayı amaçlıyorum." Kitap oldukça bilgi yüklü ve özellikle deneysel felsefe alanında ilerlediğinden sunulan tezler arasında bir yoğunluk yaratıyor bu nedenle incelemenin daha dertli toplu durmasını istediğimden bölüm bölüm ilerleyerek çalışmanın içeriğine dair özet geçmeye çalışacağım.
Birinci kısımda Chalmers'ın yaptığı gibi bilinç problemine minimalist açıdan yaklaşıyor Tura. Bilincin davranışa yansıyan yönleriyle, bilincin 'ne' liğiyle, bilincin doğabilimsel yanına eğiliyor. İkinci kısımda ise Dennet'ın da yaptığı gibi bilince onun 'nasıl'lığıyla devam ediyor ve doğabilimsel bir olgu olarak ele alınabileceğini göstermek adına tezler öne sürüyor Dennet'dan farklı olarak.

2 Beyin-Bilinç Problemi
Öncelikle "Fenomenal Bilinç" nedir buna bakalım. Fenomenal bilinç bireyin öznel iç yaşantıları olarak duyguları, düşünceleri, rüyaları, hatta algılarıdır. Bununla birlikte aslında şunu deriz, dışarıda algıladığımız şu masa göründüğü gibi ahşap, dikdörtgen ve kahverengi bir masa değildir aslında. Benim onu algılama yolum onun bilincimde temsil ettiği görsel algılar aracılığıyla mümkündür bu da ona atfettiğim özelliklerin aslında masaya ait değil de kendi bilincimde oluşturduğum fenomenlere ait olduğunu gösterir. Peki ya fenomenlerimden hareketle kalkıp masaya dokunursam ve onun tam da orada algıladığım şekliyle olduğunu teyit edersem ona nasıl olur da dış gerçeklik diyemem? Bu fenomenal bir gerçekliktir çünkü dış gerçekliği bilincimde temsil eden bütünsel, holografik ve panaromik bir fenomenal uzam, harita mevcuttur. Bu harita her ne kadar 1/1 ölçekli görünüyor olsa da bu bire bir'liğin içinde gedikler mevcuttur. İçi su dolu bir bardağa kaşığı bırakınca kaşığın kırık bir görüntü aldığını yahut bir doğru üzerinde ard arda yanan farklı renklerdeki ışıklandırmaları nasıl da yol aldıkça renk değiştiren bir tek ışık olarak algıladığımızı düşünün. Peki fenomenal bilinç burada ne tür bir problem oluşturuyor ve onu hangi açılardan ele alacağız? İlk soru, tamamen atomlardan oluşan bir varlıkken ben ve şu masa, neden benim içim de o masa gibi karanlık değildir, neden o da benim gibi acı çekmiyor, aşık olmuyor, neşelenmiyor? İkinci soru ise şu, özgür iradeyle bağlantılı olarak fenomenal bilinç beyindeki maddi-nöral süreçleri etkiliyor mu? Eğer etkilemiyorsa özgür irade büyük bir yanılsama mı?

3 Bir Fenomenal Bilinç Hastalığı:"Gizemli" Histeri
Yukarıdaki soruları cevaplamak adına bilinçdışını göreceğiz burada ve hareket noktamız Histeri olacak. Tura histeriyi çıkış noktası olarak seçmesini şöyle belirtiyor:"Histerik beyin sadece normalden farklı bir şekilde çalışmaktadır ve bu farklılık fenomenal bilincin şu ya da bu şekilde bozulmasına yol açmaktadır. Eğer normal beyin ile histerik beyin arasındaki farkı saptayabilirsek fenomenal bilincin beyinle ilişkisini daha iyi tanımlayabiliriz muhtemelen. "(s. 54) Örneğin histerik körlük vakaları. Eğer bu kişiler hiç bir şekilde görmemelerine karşın uygun şekilde motive edilirlerse kendilerine gösterilen insan yüzlerindeki duygu durumlarını doğru şekilde ifade edebilirler. Nasıl? Histerik bilinçte görsel enformasyonların fenomenal bilinç alanına çıkmadan işlenmesi mümkündür. Yani bu hastalarda örtük bir görme olayı yaşanıp yüz ifadelerindeki duygu durumlar doğru tahmin edilebilse de fenomenal bilinçte bir görüntü oluşmuyor. Neden?

4 Bilinçsiz ve Bilinçdışı
Fenomenal bilince çıkmayan görüntüler Freud'un terimiyle bastırmaya modern nörobilimle ise söndürmeye uğramaktadır. Bu da beynin motivasyon-dikkat sistemleri çerçevesinde dikkatin belli bir psikolojik aktiviteden çekilip başka bir zihinsel aktiviteye yöneltilmesi, böylece ilk aktivitenin bilinçdışı düzeyde kalması biçiminde ifade edilebilir. Bu söndürme olayının nedenini ise kısaca otomatik kaygıdan kaçma olarak söyleyebiliriz.

5 Beyin ve Psikoloji
Beynin psikolojik işlevlerini nasıl yerine getirdiğine dair ganel açıklamalarda bulunur.

6 Loş Bilgi
Beynin nöro-psikolijik süreçleri anlatılmaya devam eder. Şu örneğe bakalım. Sağ beyin yarıküresi hasarlı hastaya her bir elinde bir madeni para olan doktor, karşısına geçip iki elini kaldırıyor ve kişi burada yalnızca sağdaki parayı algıladığını söylüyor. Yani sol uzamla ilgili algı sönmüştür fakat doktor bir elinde madeni para diğer elinde anahtar tutunca hasta her ikisini de algıladığını söylemiştir. Demek ki beyin henüz dikkat yöneltmeden her iki uzamsal alandan da enformasyonlar beyne ulaşırken bunlar benzer özellikler taşıyorsa sol tarafı ihmal etmekte fakat farklılık arz ediyorsa da bunların her ikisine dikkat yönelterek fenomenal bilinç alanına taşımaktadır. Peki ya doktor bu kez bir elinde gümüş çatal tutarken diğer elinde plastik çatal tutarsa? Hasta bu kez de iki çatalı da algılayabildiğini ifade etmiştir. Yani beyin bu loş bilgileri modal özelliklerinin yanında bir de semantik düzeyde işlemektedir. Demekki bilinçsiz bir anlam mümkündür. "Öyleyse beyin birbiriyle yarışmacı, hatta çatışmalı tarzda işleyen, her biri kendi içinde entegre iki zihinsel süreçten birini bilinç alanına taşırken diğerini ihmal edebilecek bir sansür(!) işlemi yapmaktadır. (s. 107). Öyleyse şunları çıkarsayabiliriz;
a) beyin bilinç eşiğinin altında da bilgi işleyebilmektedir.
b) bu işlemin dikkatin yönlendirilmesinde dolayısıyla da bilinç alanının belirlenmesinde önemli rolü vardır.
c) bu dikkat ve enformasyon işleme sürecinin enformatik düzeyi semantik bir düzeye ulaşıyor.

7 Duygular
Önceki bölümlerde dikkati çevresel-bilişsel özellikleri bakımından inceleyen Tura bu bölümde daha ziyade dikkatin bedensel-duygusal-motivasyonel yanına eğiliyor. Aynı zamanda klasik dürtü kuramının eksik hatalı yanlarını da modern nörolojik bulgularla eleştiriyor. Duygu-motivasyon sistemlerini de şu başlıklar altında inceliyor;
Temel duygu-motivasyon sistemleri
a) Araştırma duygu-motivasyon sistemi
b) Öfke duygu-motivasyon sistemi
c) Korku duygu-motivasyon sistemi
Sosyal duygu-motivasyon sistemleri
a) Şehvet duygu-motivasyon sistemi
b) Bakım(sevgi) duygu-motivasyon sistemi
c) Panik duygu-motivasyon sistemi
d) Oyun duygu-motivasyon sistemi
e) Kendilik duygusal-motivasyonel düzenleme sistemi

8 Deney ve Sezgi
Daha önceki bölümlerdeki tezlerin bir aradalığını görebiliriz bu bölümde. "Fenomenal bağlanma"ya dair deneysel sezgiler ortaya konur

10 Madde ve Bilinç

Bundan sonraki bölümlerde psikodinamiklerden ve nörolojik aktivitelerden maddi varlığın fiziksel boyutuyla ilgilenir. Fenomenal bilinç özelliği taşıyabilen maddi varlık bir doğa bilim olgusu halinde düşünülmeye çalışılır. Occam'lı William'ın usturasına göre de yok yere evrendeki varlık sayısını arttırmak gerekir.

11 Birinci Varsayım:Bir Doğa Olayı Olarak Fenomenal Bilinç Nasıl Mümkündür?
Eğer fenomenal bilinç beyin kendisinde geçen nöral süreçleri algılamasıyla oluşuyorsa bütünlüklü fenomenal dünyamız(bilincimiz) beynimizin kendindeki bir yanılsamasından ibaret. (s. 187) Peki ya bilinç zihinsel süreçlerimize etkide bulunuyor mu yoksa yalnızca buna paralel olarak yer alan bir epifenomen mi?

12 İkinci Varsayım:Özgür İrade
Özgür iradeye fizik yasaları müsade ediyor mu acaba? Çift yarık deneyinde ışık nasıl hem dalga hem de foton gibi davranabiliyor? Dalga halinde ilerleyen ışık ekrana foton halinde düşebiliyorsa özgür irade dediğimiz şey kuantum düzeyinde fiziksel belirlenimciliğin ortadan kalktığı bu aşamada mı ortaya çıkıyor. Sonuç olarak Tura şöyle kapatıyor bölümü:"Sonuç itibariyle Pratik Maksatlarımız Gereği ve şimdilik kaydıyla özgür iradenin olmadığı varsayımını güçlü bir şekilde, epifenomenalist varsayımı da zayıf bir şekilde tercih etmeyi öneriyorum." (s. 220)

13 Üçüncü Varsayım:Bilinç ve Zaman
Bilinç fenomenlerinin uzay-zaman fiziği tarafından incelenemeyecek yer kaplamayan sadece zamanda geçen doğal olaylar oluşumlar olduğunu fikrini savunur Tura.

İçindekiler

Birinci Kısım:Uzlaşımsal Yol
1 Giriş
2 Beyin-Bilinç Problemi
3 Bir Fenomenal Bilinç Hastalığı:"Gizemli" Histeri
4 Bilinçsiz ve Bilinçdışı
5 Beyin ve Psikoloji
6 Loş Bilgi
7 Duygular
8 Deney ve Sezgi
9 Birinci Kısmın Değerlendirilmesi

İkinci Kısım:Teorik Yol
10 Madde ve Bilinç
11 Birinci Varsayım:Bir Doğa Olayı Olarak Fenomenal Bilinç Nasıl Mümkündür?
12 İkinci Varsayım:Özgür İrade
13 Üçüncü Varsayım:Bilinç ve Zaman
14 Ne Yaptık:Genel Bir Değerlendirme

Sonsöz
Kaynakça