Pencerenin Önünden Pencerenin Arkasından
Sonsuz bir pencereden bakıyorum sana
Ve sonsuz bir yol giriyor aramıza.
Bağdatı arayan kavuşuyor da Bağdat'a
Ben sora sora kaybediyorum ya seni ya kendimi.

Yola ekleniyor attığım her adım
Daha da uzuyor aramıza giren yol.
Hiç gitmediğim bir hakikate
Soru sormadan gitmem bekleniyor.

Cevaplar bir mayın tarlası şimdi
Varmadan menzile vakitsiz hepsi.
Hangisine bassam ayağımı
Kesilir adımlarım hiç olma korkusu ile.

Yoldaşlarım var, yol göstersinler diye
Kimisi bir mayının üstünde,
Kaybolmamak için hiçlikte
Kesmiş adımlarını, sorularını
Ve sığınmış "işte menzil burası" diye bir yalana.

Kimisi bandajlı gözleriyle elleri önde
Bir kör ebe oyunun kör ebesi gibi
Karanlığı tarıyor. Tanımadan güneşi;
Aydınlığı arıyor, umut içinde ümitsiz kalıyor

Meczup koyuyor adını ebenin, mayın üstündekiler
Yalana davet buyuruyorlar.
Tut şu can simidini daha boğulmadan
Ümitsizlik denizinde diyorlar.
Kimisi var biad ediyor.
Kimisi var boğuluyor.

Sonsuz bir pencereden bakıyorum sana
Ve sonsuz bir yol giriyor aramıza.
Ya yanlış yerinde duruyorsam pencerenin
Ya Ters bakıyorsam tüm hakikate.

Kendi gerçeğime mazharım sonunda
Tüm sorular, tüm cevaplar fuzuliymiş
Hiç gidilmemesi gereken yeri terk etmişim
Varacağım yer, yola çıktığım yermiş

Soru da benmişim cevap da ben
Yol sana uzanmıyor bana uzanıyor
Baktığım sensin bakmam gereken ben
Çünkü sen bensin ben senim

Tüm hilesi hayatın
Olduğundan fazla olma arzusu.
Yanılsamalar hep nefisten.
Kaybetmeden değeri, kavrayamaz beşer
Bu ilk ve tek gerçeğimiz ademden.
Şimdi anlıyorum işte meçhulde ki fazileti.
Bir ömür hamal gibi aradığım menzili,
Üzerimde gezdirmişim.

Sonsuz bir pencereden görüyorum seni
Baktığım yerden ve gördüğün yerden.
Ve içimize uzanıyor şimdi tüm yollar.
Bağdatı arayan Bağdatı bulur
Seni arayan kendini.
Saadet olduğu gibi kabul etmektir.
Ramazan Kudat

Hiç söylenmemiş sözler söylemeli..
El değmemiş,duru sözler sevdiğim için..
Sevdiğim..!

Şehir giysilerini kıskanır
Ve bu yüzden bürünür geceye
Güneş gözlerinden beslenir
Ve saçlarını kollar görmek için...

Sensizken, şehrin boş meydanlarında yürüdüm
Kalın puntolarla
İri laflar ettim,
Öfkemi saldım,
İri dişli postallar üzerine...

Sevdiğim ...
Vera..!
hangi çocuğu okşadın..?

ellerinde gülden kokular,
dilinde aşk nağmeleri

Söylesene Vera,
Hangi çocuğun adını andın..?

Sahi Vera,
En son ne zaman görmüştük Sena'yı
Hatırlasana deli kız sana emanet etmiştik o bombaları

Sevdiğim..!
Bak;
Umut kan pıhtısı rengine döndü

Sen Vera,
Filistin'den geçerken sakın eteklerini toplama
Biraz kan bulaşmış şekilde çık karşıma

Ve sakın unutma
O ilk çocuğumuzdur..
Asırlardır dillerde olan Leyla'dır..

Meryem'in suskunluğunda can bulan gözleri vardı Züleyha'nın
Daha düşmeden, kirli kelimeler diyarına...

Bilirmisin Vera, bu kaçıncı çocuk
bu kaçıncı kertik yüreğe atılan..

Artık eskisi gibi değil, daha da sancılı
Artık daha da sancılı

Asırlardan uzat ellerini Vera,
Ellerini bulur ellerim bir Grozni kuşatmasında...

Dağları görüyormusun Vera..?

Her bir dağa bir çocuğumuzun adını koymuşlar
Murat'ım... Metin'im... Berat,ım...

Hani omuz omuza vermiştik ya bir namaz kıyamında..
Hani beraber açmıştık orucumuzu...
Kimi Marmara'da, kimi Yıldız'da..

Koş Vera koş..
Ülkemin sürgün yerlerine koş..

Ağlama deli kız, ben ağlarım..
Seni böyle görmemeli her okul kapısında türkümüzü söyleyen kızlarımız.

Ve annelere de söyle,sakın ağlamasınlar..
Ve onlara sakın ölüler demesinler..

Söylesene Vera,
Çocuklara sıkılan hangi kurşun kahpece değildir.?

Öfkemiz taş doğursun Vera
Taş doğursun..
Yüreklerimizi söksün yerinden..

Bak her tarafta elleri sapanlı Ebabiller..
Ebrehe'nin tanklarına kan kusturur..

Şimdi firavun'u boğan kızıldeniz'i ağlama duvarının önünde görüyorum.

ki;
Asa değil Musa'nın elindeki, çağın sökülmüş kalbidir..

Bir şubat gecesi kaybettik esrarımızı Vera
kendimizi odalarımızda bulduk
Postallı korkularımızla..

Söylesene Sevdiğim...
Hangi rengini çaldılar gökyüzünden..?

Bak zulüm, çin seddini aştı.

Aaaah Sevdiğim..!
İçimizdeki Musalardan ne haber vardır..?
İbrahimlerden.. Yusuflardan...

Yoksa Musa'yı Kızıldenizde yalnız mı bıraktık..?
Kendi ellerimizle mi verdik İbrahim'i nemrutlara..

Şimdi hangi kuyudan gelmede Yusuf'un sesi..

Unutma Vera'm..!
Filistinde doğan her çocuk, ilkin annelerinin göğsüne;
sonra yerdeki taşlara uzanırlar..
Neredesin..!
Ey İsmail'in boğazındaki merhamet..!
Üzerimizdeki bu acıyı kaldır..!
Ya ebabilleri gönder, ya bizi de oraya aldır..!
Her taraftan bana yönelir seni arayan sesim..

Vera benim... Vera benim...

Amine, bir alıntı ekledi.
23 Nis 23:59 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bizi arayan bulur. Bulan tanır. Tanıyan sever. Seven aşık olur. Bize aşık olana biz de aşık oluruz.

Kalbim Kudüs’te Kaldı, Ahmet Turgut (Sayfa 563)Kalbim Kudüs’te Kaldı, Ahmet Turgut (Sayfa 563)
HadRa, bir alıntı ekledi.
22 Nis 13:09

Bizi arayan bulur. Bulan tanır.
Tanıyan sever, seven aşık olur.
Bize aşık olana biz de aşık oluruz.

İlmin Kapısı Hz Ali

Muhammedi Şuur ve Ahlak, Ahmet Turgut (Sayfa 15 - Kapı Yayınları)Muhammedi Şuur ve Ahlak, Ahmet Turgut (Sayfa 15 - Kapı Yayınları)
şükriye tuğçe gümüş, Peri Masalı'ı inceledi.
21 Nis 22:24 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bazı kitapların ruhu iyileştiğini ruhu tedavi ettiğini,ama nokta atışlı olduklarını ve çok nadir bulunduklarını söylemişlerdi.
Ama ben buldum ki..
İşte tam da bu kitap ruhuma bedenime o kadar iyi geldi ki beni o kadar mükemmel yaptı ki anlatacak kelime yok desem yeridir.Zaten "Arayan Mevla'sını da bulur, belasını da" diye boşuna dememiş atalarımız
Çok şükür bulduk Mevlamızı,uzak dursun bela sıkıntı

Bu kitaptan o kadar çok şey öğrendim ki nerden başlasam kelimeleri nasıl dizsem bilemiyorum

Kitap aslında 351 sayfa fakat 239.sayfada bitiyor.Ama okuduğunuz satırların yalın hali ile yani bir 112 sayfa ile yine başbaşasınız.Okuduğunuz o güzel o içten sayfaları tek tek okumak o 21 içsel paylaşım ile tekrardan başbaşa kalmak tek kelime ile harikulade idi.Tek bir sayfasından bile bıkmadan aksine dönüp dönüp okumak tarifsizdi.Evet 21 sayısının uğruna çok inanarım.21 gün ile çok kür yaptım ve başarılı oldum.Buradan öğrendiklerim ve not ettiklerimle bugün sabah itibari buradan öğrendiklerimle yeni kürlere başlıyorummmm

Konusu neydi derseniz ;
Peri Taran'ın 21 içsel paylaşımı ve bu paylaşımlar ile ilgili yaşadığı güzel bi kadar huzur mutluluk verecek birde ders çıkarılacak yaşam yolculuğu..

Kısaca bir hayat daha doğrusu "hakikat" hikâyesi

Kalp denilen şey göğüs boşluğundaki et parçası değildir.

O Hakk’ın tecelligâhı, adaletin menbaıdır.

O yaralı ruhtan ve gönül yarasından haberdar olandır.

O Lisan-ı hafî’den anlayan, o sessizlikten ses duyandır.

Fırtınayı ancak kalbi olanlar kucaklayabilir.

Affın adaletten üstün olduğunu ancak kalbi olanlar bilir.

Bilmek bulmaktır. Arayan bulur.

Kardelen ∵, Sultanı Öldürmek'i inceledi.
 17 Nis 20:58 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bir Tarih Profesörü, Serhazin Ailesinin son temsilcisi Müştak Serhazin'in hikayesi.
"Şahane bir aşk, çoğu zaman harcanmış bir hayat demektir."  diyen ve hayatını Osmanlı tarihine adayıp kariyeri için Amerika'ya giderken kendisini iki satırlık mektupla terk eden sevgilisini unutamamış olan Müştak Hoca'nın hikayesi... Olay İstanbul'da geçiyor. Zaten konu Fatih Sultan Mehmed iken başka bir yerde düşünülemezdi :) Kitabın adı ise ayrı bir düşündürücü; Müştak'ın öldürülen eski sevgilisine hitap şekli olan 'sultan' mı? Zehirlendiği düşünülen 'sultan' Fatih mi?

Kitap, eski sevgilisinin Türkiye'ye döndüğünde kendisini araması üzerine evine gittiğinde; Nüzhet'i boğazında Fatih Sultan Mehmed'in tuğrası bulunan mektup açacağı saplanmış şekilde ölü bulan Müştak'ın psikojenik füg hastalığı(bilinci yerinde olmadan hareket edip sonradan yaptıklarının hiç birini hatırlamama) nedeniyle, Nüzhet'i boğazından hançerleyerek öldürmeyi sık sık düşündüğü için onu kendisinin öldürdüğünü sanıp etraftaki delilleri karartmasıyla ve Ahmet Ümit'in şu cümleleriyle başlar:

"Biri sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız, ama sizi itham eden kişi, bizzat kendinizseniz, ne yaparsınız?"

Kitap, olayın aşk cinayeti mi, yoksa Nüzhet'in son akademik çalışması Osmanlı Padişahlarında baba katilliği konusunu hazmedemeyen tutkulu Osmanlı sevenlerin entrikası mı? sorusuna cevap arayan  polise yardımcı olmaya çalışan Müştak'ın,  zihninde etraftaki insanları, akademik dostları ve öğrenciler arasında olduğunu düşündüğü katili aramasıyla, çoğu zaman da kendisinin öldürmüş olduğuna inanmasıyla devam eder. Olaydan iki gün sonra ise Müştak ve Nüzhet'in sevgili hocaları Tahir Hakkı evinde ölü olarak bulunur. Ayrıca Nüzhet'in öldürüldüğü gece yardımcıları Akın da evinde yaralı bulunmuştur.
 
Müştak Serhazin'in başından geçen dört günlük bu tuhaf  serüven süresince İstanbul kıyılarında fetih gezisine çıkmışcasına canlı, fethini yaşıyormuş gibi detaylı ve heyecanlı bir şekilde olayların içine girip Konstantiniyye'yi zapt eden Ulu Hakan Fatih Sultan Mehmet'i daha yakından tanıdım. Bununla birlikte İstanbul'un fethedilmesi dönemini bir de diğer tarafın gözünden gördüm.

Kapağından ve adından bir tarih kitabı olduğu sanılsa da aslında tarihle harmanlanmış bir polisiye kitabıydı. Okurken ilk 100 yüz sayfada gerçekten sıkılsamda olayların arka arkaya gelmesi gerçekten heyecan vericiydi. Tarih ve polisiye seven herkese tavsiye ederim :)