NİCE “BEN, BEN” DİYENE SİNEK ÜŞÜŞTÜ
Kendinden başka kimseyi düşünmez! Böyle yüksek yerde durur, aşağı inmez! Nice tahta çıkanlar yere düştü Nice “ben, ben,ben” diyene sinek üşüştü neyse.... Beni hor görme kardeşim Sen altınsın, ben tunç muyum? Aynı vardan var olmuşuz. Sen ? Ne var ise sende, bende Aynı varlık, her bedende Yarın mezara giren de Sen toksun da ben aç mıyım? Kimi molla,kimi derviş Allah bize neler vermiş! Kimi arı, çiçek dermiş Sen balsın da ben çeç miyim? Topraktandır cümle beden Öldür nefsini ölmeden Böyle emretmiş yaradan Sen kalemsin, ben ucu muyum? Tabiata Veysel âşık Topraktan olduk, kardaşık Aynı yolcuyuz, yoldaşık Sen yolcusun, ben baç mıyım?
Hurafeler dini yaşantımızı adeta çepeçevre kuşatmış. Hurafeler öylesine yerleşmiş, kökleşmiş ve kabul görmüş ki bunların dinden olamayacağı hiç hesaba katılmıyor ve çoğu kişi dinden soğuyor. Halbuki arı-duru dini arayıp bulmak çok zor değil. Bu alanda yazdığım ve çok beğenilen bir kitabım. İçindekileri inceleyin lütfen. Herkese tavsiye ederim.
Reklam
Ben şîşeyi çaldım taşa nâmûs u ârı neylerem
1000Kitap
Arıların sultanı dağların kadını Bulut denizinin altında hırçın bir vadi ve sarp kayalıkların arasından göğe doğru tırmanan dağ lazları Altıparmak dağlarının kokusunu fırtına deresine ulaştıran zigam deresinin oluşturduğu vadi rizenin ihtişamı Atlas sayı 103 ekim 2001 Kul Nefsani seyyah olmuş karış karış Türkiyeyi geziyordu bugünkü mola yeri dağ lazlarının evlerine konuk olmaktı denizleri aştı hırçın vadilerde dolaştı azgın suların sesini dinledi ve rizeye ulaştı sisli bir dağ ve kafkas ari saf ırk arılarının yaptığı o balların kokusunu içine çekti arıların yuvasına izinsiz girince arılar kimdir acep diyip üzerine saldırdılar her yanı balon gibi şişmeye başlamıştı Nefsanini nefsine yenilip izinsiz bahçeye girenin cezası ya taşlanmak olur yada ikramı az olur diyordu dağların bekçisi Aysel hanım o da dağ lazlarındandı dağlarda yetiştirdiği arılara bekçilik ediyordu yıllardır Altıparmak dağlarının sınırında olan zigam deresinde arı yetiştiren bu Anadolunun nene sultan kadını lazdı gürcistan topraklarından rizeye göçüp gelmişti ne acılar yaşamıştı Bak evladım dedi biz lazların soyu lazika krallığına dayanır ha bu dedelerimiz var ya perslerle bizanslılarla hep savaşmış kimisi şehit olmuş kimiside ecel gelince buyur rabbim diyip ilahi emirle ahirete intikal etmiş seyrü seferden seyrü süluka doğru bu laz kadını yaşayan bir efsaneydi halk dilinde masalları dilden dile anlatılır dolaşırdı kökeni antik çağa dayanan dağ kadını bir yufka ekmek açtı kaymak sürdü bal kaymak şifa kaynağı buyur ye dedi
Duygu ve Düşünce
"Birinin kelebeği olmak zorunda değilsin. Ari ol. Kendi işine bak, balını yap ve gerektiğinde insanları sok."
Alıntı
Birinin kelebeği olmak zorunda değilsin. Arı ol. Kendi işine bak, balını yap ve gerektiğinde insanları sok.
Reklam
Reklam