Miray

Tarih, bunu on yedi bin dilde yazmıştı ki, bazı şeylerin bir saatten sonra davası olmazdı.
Sayfa 38
Reklam
"Müzeyyen," dedim, "sende hicran yarasından derin yara var mı?"
Sayfa 37
"Müzeyyen," dedim fısıldayarak, "Müzeyyen, ben ölüyorum."
Sayfa 34
Uzaklaşan şeylerin gözden yitişini görmemek için, gözlerimizi başka yöne çevirsek bile, yine de ne bok yemeye bir taraflarımızla geyik gibi bakardık?
Sayfa 29
Ne olmuştu da, "Seninle dünyanın her yerine gelirim," diyen Müzeyyen, durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı. Nerelere gidiyordu? Gelirken getirdiği bakışlar ne dalgaydı? Hangisi Müzeyyen'di? Ya da Müzeyyen kimdi? İlk tanıdığım kimdi, şimdiki kim?
Sayfa 22
Reklam