Gökten inip insan suretinde büründüğümden beri ancak yarım insan olabildim. Yabancı bir elementtim; insan kılığına girdim, ama hâlâ tüm ağırlığımı ona vermiş değilim: Bir elimle hâlâ ait olduğum Gökyüzüne tutunuyorum, gözlerim hâlâ bütün bu dalgaların yukarısına bakıyor. Maria'ysa Bana insanlığı her şeyiyle kabul etmemi emrediyor; ancak ve ancak, "Ben intihar etmeyeceğim, bu yaşamdan kendim ayrılmayacağım" diyebilen birine insan denir. Peki ya kırbaç? Ya o sırttan kahrolası kamçı yaraları? Ya haysiyet?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şimdi deri değiştirmekteyim. Canım yanıyor, utanıyorum, korkuyorum, çünkü her an bir kuzgun Beni fark ettiği gibi kapıp götürebilir. Sonra cebimde silah varmış, ne fayda? Silahı ancak kendisine de sıkabilen kişi, bir kuzgunun öldürebilir: Kuzgunlar da bunu gayet iyi bilirler ve cebindeki kabarıklıktan taşan çaresizliği hiç umursamazlar bile.
Magnus ona her şeyi anlattı. Maria ise sevgisi üzerine bir daha tek söz etmedi, Bana şöyle bir baktı ve:
— Bana kendinizi öldürmeyeceğinize söz verin, –dedi.