Kendimden ağan gövdemle ekşi bir nara vardım,
Dedim; bir zeytnin kucağında eskir belki ahlarım,zeytinin gövdesi eskimeyendi,dalgınlığım..
Sonra bir kuyu buldum,saldım kederimin küfünü üstünü taşla örttüm,iflah olmaz bir sesle o kuyu muydu soluğudan ruhuma çalan
Tırnakları üstünde titreyen kara bir köpeğin kahrında boğuldu soluğum
Ah kedere kabe olmuş ruhumla taşın soluğunda kırılandım,
Yetim bir gülüşle
Kendine suç ömürle kaldıydım bu el almaz sundurmanın eşiğinde.
Dînek*