poena, bir alıntı ekledi.
7 saat önce

bir tabut gibi çöker omuzlarıma
bir ölünün iççekmesi olur rüzgar
hüzünle düşünürüm uzaktaki bir evi
yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
hasreti bir ben bilirim

Sevdadır Şiirler, Arkadaş Zekai ÖzgerSevdadır Şiirler, Arkadaş Zekai Özger
Deniz, Ateş ve Buz'u inceledi.
9 saat önce · Kitabı okudu · 13 günde · 6/10 puan

Bu kitap ..nasil desem benlik değildi. Uc yakin arkadaş ve ask hayatlari isleniyor genel anlamda kitapta fakat kitap oyle klişelerle dolu ki sıkıldım açıkçası okurken.kliseleri yazar güzel yazarsa bayilirim ama bu olmamış bence.Bir de kitaptaki erkek karakterlerin bazi cumleleri ve kelimeleri öyle gercek dışı ve komikti ki bunu yabancı filmlerde bile gormemistim.Cinsellik sahneleri cok cok fazla cogu yerde atlayarak okudum.Bi yerden sonra da bayıyor insanı.Emege saygi bu puani verdim ama begendigim bir kitap olmadı.

Lütfen okuyalım bir seferlik.
Sevgili arkadaşlarım, iyi iletişim kurabilen bir insanım ve sizlerle gülüyoruz eğleniyoruz sizlere yakın davranıyorum falan ama özellikle de yorumlar gibi kamuya açık alanlarda haddinizi aşmamanızı öneriyorum. Sizlerle iyi arkadaş olabiliriz ama bu bana özellikle ve özellikle kamuya açık alanda saygısızlık edebileceğiniz anlamına gelmez. Burada sizleri güldürmeye eğlendirmeye ve kültürlendirmeye ( ki pek umursamıyorsunuz) çalışıyorum ben de eğlenip güzel vakit geçiriyorum ama bu benim buradaki kimliğim ve çoğu zaman kanınızı donduracak kadar ciddi bir insanımdır. Saygısızlık yapıldığını gördüğüm anda yorumlarda engeli basarım. Şaka maka bir yere kadar. Kaldı ki cahil ve kültürsüz insanlar gibi düşüncelerimi değil bizzat şahsımı eleştiren ezikleri de zorla tutmuyorum. Doğa böyle oldu doğa şöyle ayak tırnağından saç ucuna kadar doğa olmuşlar zaten. Neyse dediğim gibi kırmızı çizgilerimi aşmadan haddini bilerek seviyeli bir şekilde yorum atanlara kalp atarken diğer türlüsüne engel atıyorum. Bu sizin umurunuzda olur olmaz o önemli değil ama uyarmak benim vazifemdir.

Not olarakta şunu eklemek isterim bilmediğiniz konular hakkında yorum yapmayın sonra rezil oluyorsunuz. Hem bilmiyorsunuz, hem bilmediğinizi bilmiyorsunuz hem de biliyormuş gibi konuşuyorsunuz. İki kulak bir ağız vermiş allah bilmiyorsanız bilen insanları dinleyip bir şeyler öğrenin.

Hepinize sevgiler.

poena, bir alıntı ekledi.
11 saat önce

ey kanımda tefler çalan mevsimle gelen
sesimi çakallarla boğan gece
hüznüme vur acımı soy
beni de kuşat

Sevdadır Şiirler, Arkadaş Zekai ÖzgerSevdadır Şiirler, Arkadaş Zekai Özger
poena, bir alıntı ekledi.
12 saat önce

geceyse
tükenmişse güneşin güçlülüğü
gök gözlerinin buğusunu yansıtır
senin acın acıların ölümüne gebedir

Sevdadır Şiirler, Arkadaş Zekai ÖzgerSevdadır Şiirler, Arkadaş Zekai Özger
Abdullah SAFİDEMİR, bir alıntı ekledi.
14 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ey arkadaş! Asılsız şeylerin mekânını bırak,
Hakikatler ülkesinde olmaya bak.

Farabi, Fahrettin Olguner (Sayfa 12)Farabi, Fahrettin Olguner (Sayfa 12)
poena, bir alıntı ekledi.
15 saat önce

beni solduran akşamüstleridir pencerelerde
çünkü hüznü hüzün besler yalnızca

Sevdadır Şiirler, Arkadaş Zekai ÖzgerSevdadır Şiirler, Arkadaş Zekai Özger
poena, bir alıntı ekledi.
17 saat önce

dinmez gökyüzünün avuçlarında ellerim
büyümeye korkulu topal bir sancı
korkudan başkaldırıya gelişen
kaskatı tanrısal bir acı
bakardık bakardık imrenmeye korkardık
en özentisiz şeylereydi açlığımız
ölüme bir vardı süreç
dinmedi dinmedi acımız

Sevdadır Şiirler, Arkadaş Zekai ÖzgerSevdadır Şiirler, Arkadaş Zekai Özger

“Sizi birer kıvılcım olarak gönderiyoruz. Gür alevler halinde dönmelisiniz”

ATATÜRK’TEN BİR SES

1924 yılı Ekim ayındaydık. Büyük Zafer’den sonra Atatürk iki girişimde bulunmuştu. Birisi İzmir’de topladığı İktisat Kongresi ki “Milli Ekonomi” sözü tarihimizde ilk defa bu kongrede ortaya atılmıştı. İkinci hareket Avrupa’ya ilk öğrenci kafilesinin gönderilmesidir. Bu ilk kafilede Avrupa’ya gitmek üzere 150 arkadaş başvurmuştu. Son derece sıkı bir eleme sınavı geçirdik, bir süre sonra sonuçlar ilan edildi.150 kişiden 13 kişi seçilmişti. Şimdi bu gruptan hatırlaya bildiğim; Suat Hayri, Burhan Toprak, Namdar Rahmi, Vildan Aşir, Cemil Sena ve Necip Fazıl bulunuyor.

Benim ismimin yanına Atatürk, “Berlin Üniversitesi’ne gitsin” diye yazmış. Yola çıkacağımız gündü. Berlin’e Balkanlardan ve Polonya’dan geçen bir trenle gidilirdi. Vakit geldi, Sirkeci Garı’ndayım ama kafam çok karışık.

Gitsem mi, kalsam mı?

Beni orada unuturlar mı?

Para yollarlar mı?

Tam gitmemeye karar verdiğim, geri döndüğüm sırada bir posta müvezzininin sesini duydum: “Mahmut Sadiiii!... Mahmut Sadiii! Bir telgrafın var.”

Elime bir telgraf tutuşturuldu. İmza Milli Eğitim Bakanı’nındı. Atatürk’ün emri ile çekilmişti. İçinde hatırımdan çıkmayan şu cümle vardı:


"Sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz."

Mustafa Kemal

Telgrafı okuyunca düşündüklerimden olağanüstü utandım.

“Şimdi gel de gitme, git de çalışma, dön de bu ülke için canını verme” dedim. Düşünün... 1923’te o kadar işinin arasında 11 öğrencinin nerede, ne zaman, ne hissettiğini sezebilen, ona göre telgraf çeken bir liderin önderliğinde bu ülke için can verilmez mi?

Gittim, çok çalıştım, çok başarılı oldum.

Ülkeme “alev” olarak döndüm.

Önce İstanbul Üniversitesi Genel ve Beşeri Fizyoloji Enstitüsü’nü kurdum. Kürsü başkanı oldum. Daha sonra ülkemin başbakanlığını yaptım.

Ben kim miyim?

Ben sadece iki satırlık bir telgrafın yarattığı bilim adamıyım...

Hangi derse girsem, hangi imtihana çıksam kulaklarımda bu cümle çınlardı. Yol boyunca içinde alevden bir şevk ve omuzlarında dağlar gibi bir sorumluluk taşıyordum.


Bu ses artık ömrüm boyunca beni hiç bırakmayacaktı.

Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak