İnsan Kendini Dinler mi?
Bazen küçük bir soru, insanın zihninde uzun bir yolculuk başlatır.
Ben de bugün kendime ve size böyle bir soru sormak istiyorum:
İnsan kendini dinler mi? Ya da dinlemeli mi?
Çoğumuz bu soruya tereddütsüz “Evet, buna ihtiyacımız var” deriz.
Ama hayatın hızına, sorumlulukların ağırlığına ve zihnimizin hiç susmayan sesine bakınca şunu fark ederiz:
Kendimizi dinlemeye çoğu zaman vakit bulamayız. Hatta bazen bunu nasıl yapacağımızı bile bilmeyiz.
Peki, kendini dinlemek nedir gerçekten?
Yarın yapacağımız işleri planlamak mı?
Akşam ne pişireceğimizi düşünmek mi?
Evin kalan işlerini zihnimizde sıralamak mı?
Bunların hepsi hayatın bir parçası, evet.
Ama kendini dinlemek bunlardan ibaret değil.
Kendini dinlemek; yapılacaklar listesinin ötesine geçebilmek, zihnin gürültüsünü bir anlığına susturabilmek, kalbin ne söylediğini fark edebilmektir.
Belki de kendini dinlemek, gün içinde telefonumuzdan birkaç dakika uzaklaşabilmektir.
Belki sadece nefesimizi fark etmek…
İçimizdeki duygunun adını koyabilmek…
Yorgun muyuz, kırgın mıyız, yoksa sadece sessizliğe mi ihtiyacımız var?
İtiraf etmeliyim ki ben bunu hâlâ tam anlamıyla başarabildiğimi söyleyemem.
Bu benim eksikliğim.
Ama belki bu satırları okuyanlardan biri bunu başarabilir.
Belki birinin bugün kendine ayıracağı birkaç dakikalık sessizlik, gerçek bir başlangıç olur.
Ve belki…