Bir insan ki, kendini zengin görmek için iki yüz elli bin dönüm toprağa ihtiyaç duyar, bana göre o insanın gönlü çok fakirdir. Bir insanın gönlü fakir olduktan sonra, yüz binlerce dönüm toprak almış, neye yarar, yine de fakirdir. Belki de bütün buna karşılık kendini bir türlü zengin duymadığı için, hayata küser...
İnsanın kendisi, bir ülkü uğrunda ıstırap çekmez ve ölmezse korkun, çünkü bu tek nitelik, insanın temelidir ve bu tek nitelik, insanı evrendeki bütün öteki şeylerden ayırır.
Çünkü insan, evrendeki bütün organik ve inorganik şeylerden ayrı olarak yaptığı işin ötesine geçer, kavramın basamaklarını tırmanır, başarılarının üstüne çıkar. İnsanlar üzerine şunu söyleyebiliriz: Kuramlar değiştiği ve parçalandığı zaman; okullar, felsefeler ve düşüncenin ulusal, dinsel, ekonomik dar ve karanlık yolları gelişip dağıldığı zaman, insan ileriye uzanır; ıstırapla, bazen yanlışlıkla sendeleyerek adımını atar. Adımını ileri attıktan sonra geri kayabilir, ama sadece yarım adım, hiçbir zaman tam adım geriye gelmez.
Yola çıkacağın zaman, hiçbir şey düşünme. Bugün, bugünü; yarın, yarını düşün... Sen benim dediğimi yap. Eski adamlar böyle yaparlardı. Yolun ne kadar süreceğini düşünen kimse, kafasını boş yere yormuş olur.