Büşra

Bir tohum gerek, diyoruz. İnsanın içine düşmeli. Orada yeşermeli. Orada göğermeli. Orada başak tutmalı. Harmanı hasadı insanın içinde olmalı. İnsanın içinde savrulup, içinde ambarlanmalı... İnsan ona değirmen kesilmeli. Bu değirmen bizde çağıldamalı...
Sayfa 88
Reklam
Hem belki de hayat, iki Hadis-i Nebevi'nin ışıklandırarak tanzim ettiği belirli sınırlar arasındadır. “Kuşlar bile kaderlerine göre uçarlar” diyen birincinin kader yolunu, “Sevdiklerinizle haşrolunacaksınız” diyen ikincinin huzur dolu büyük müjdesi itmam ediyor.
Sayfa 85
Dost ol kişidir ki, öldürülmesi muhakkak ve mukarrer olan gecede Peygamber-i Ekber'in yatağında yatar, Şâh-ı Velâyet'tir. Dost ol kişidir ki, mağara arkadaşıdır, Yâr-ı Gâr'dır, Ebû-Bekr'dir. Ve bütün delikleri tıkadıktan sonra, yılan gelmesi muhtemel son deliği tabanı ile tıkar ve oradan O'nu yılan ısırır.
Sayfa 39
Eşrefoğlu diyor ki, “Gökten bela yağmur gibi yağsa”, “Başını ana dutmaktır adı aşk”. Yunus doğru söylüyor, “Aşk gelicek cümle eksikler biter” diye...
Sayfa 39
Peygamber-i Ekber, “Ölüm, insana, gözünün akının siyahına olan yakınlığından daha yakındır.” buyuruyorlar ve asıl daha güzeli yine Peygamber-i Ekber buyuruyorlar ki, “Ölüm, mü'minin tuhfe-i cânıdır.” Sahib'ine, Rabb'ına canını hediye etmesidir, tuhfedir.
Sayfa 37
Reklam