• ''Önce, büyük büyük düşündüm.
    Sonra, büyük büyük yaşadım.
    Ne varsa, onlar aldı.
    Şimdi, bana – küçük / bir ölüm kaldı.''

    Nasıl mıyım?
    Bunu bir mektup gibi farz et. Gitmesi için yazılmış ama gitmesi gerekene hiç ulaşamayacak bir mektup gibi..
    Ben kaç gündür sadece dua ediyor ve yazıyorum başka yapacak hiç bir şeyim yokmuş gibi. Aslında gerçekten de yok.. Aa dur bi tüm duygularımı toparlayıp geleyim, bekle beni hemen gitme e mi diyorum tıpkı eskisi gibi..
    Geldim, nerede kalmıştım? Dur bi bakayım. Başlayamamışım bile, sona giden biri için başlayan olmak ne tuhaf bir kelime şimdi fark ettim bunu.
    Merak etme sana öyle içini karartacak şeylerin dolu olduğu bir mektup yazmayı düşünmüyorum. Defalarca silip tekrar yazdım bu satırları, baktım bir çok şey iç karartıyor yaşadıklarımda yazmak mı yazmamak mı dedim.
    Evet en iyisi en başından anlatmak herhalde..
    Dürüst, masumiyet besleyen ve samimi bir yazı olmasını diliyorum.
    Öyle ilginç bir tanışma öykümüz de yoktu aslında. Nerede nasıl tanıştık hiç hatırlamadık. Sanki gözümüzü birlikte açtık yıllarca hep beraber yaşamışçasına. Farklı zamanlarda farklı mekanlarda doğmuş olsak da . Her ailenin çocuğu gibi yetiştirilmedin fırsatın olmadı aslında ve suçlamadın da kimseyi boşu boşuna.
    Eylülü çok seven ben sevmeyen ise sen oldun. Büyüdükçe anladım ki kızının seni kaybettiği yaşta ,anneni kaybettiğin karanlığın idi eylül ayı. Sonsuza kadar karanlıkta kalmadın belki de ama eylül senin için yaşamını yitiren tüm sevdiklerinin sanığı oldu.
    Büyüdük koca koca insanlar olduk, ayrı yerlerde yaşasak da sık sık buluşurduk. Karşılıklı yapılan kahvaltılar, içilen kahveler, ilk aşk heyecanları ilk tek edilişler atılan bol kahkahalar…
    Peki ne oldu da böylesine güzel bir şey son buldu?
    Dün akşamdan beri gideceksin diye ; senin hediye ettiğin kitabı fırlatıp hele de kitabın içindeki defalarca gülümseyerek baktığım notu okuyamamak koyuyor.
    ''Kolay mıdır bir anda her şeyden vazgeçip gitmek?
    Yoksa gitmekten vazgeçip, sevmek mi gerek?''
    Çok tanıyorum zannederken birlikteyken farkına varamadığım şeyleri şimdi öğrenmiş olmak koyuyor.
    Acaba en çok ihtiyacın olduğun zamanlar yanımda olmadın dediğin anlar oldu mu? Olmadığım o zamanlar koyuyor.
    En çok ama en çok ne koyuyor biliyor musun?
    Dünden beri yattığın yoğun bakımda, çaresizlikten hiçbir şey yapamamak , elini tutamamak ve son sözlerini duyamamış olmak koyuyor.
    Kendini ölüme teslim ettin, yarın mezar seni sevgiyle kabul edecek. Sana emanet verilen ne varsa iade ederek acılarından hatta tüm zevklerinden vazgeçeceksin. Ailen, dostların sevdiklerin , nefretlerin arzu ettiklerinden de feragat edeceksin . Cesedinin üzerine toprak dökülecek , yeniden doğacak ve gerçek olacaksın.
    En başta dedim içini karartmayacağım diye, ''geldim veda edip gideyim bırak artık beni'' dediğini duyar gibiyim. Niye yazdım ki tüm bunlar hiçbir fikrim yok. Gücüm kalmadı dünden beri.
    Nasıl mıyım?
    Sana yüzümde hiç de sevimli olmayan bir tebessümle veda ediyorum.

    Çok eksiğim.
    Keyifli okumalar.
  • Ben Robot
    Asimov/248
    Ateş Geçitleri
    Steven Pressfield/397
    Polikuşka
    Tolstoy /81_pdf
    Adı Dilimin Ucunda
    Pascal Quignard/84_pdf
    Gömüyü Arayan Adam
    Ali Nesin /168_pdf
    Neden
    Bernhand /91_pdf
    Kiler
    Bernhard/92_pdf
    Nefes
    Thomas Bernhard /77_pdf
    Dünyanın Bütün Sabahları
    Paskal Quingnard/46_pdf
    Kuzgun
    Poe/64
    Reading Zindanı Baladı
    Wilde / 96
    Soğuk - Bir Soyutlama
    Bernhard/74_pdf
    Yaşlı Denizci
    Coleridge / 145
    Doğdum
    Perec/ 54 _pdf
    Dinle Küçük Adam
    Wilhelm Reich / 160
    Kum Kitabı
    Borges /92_pdf
    İvan Denisoviç'in Bir Günü
    Soljenitsin/155
    Çocuk
    Bernhard /92_pdf
    Mavi Gözler Siyah Saçlar
    Duras /125
    Z Raporu
    Ali Lidar /154
    Moğol Kurdu
    Homeric / 456
    Goethe Öleyazıyor
    Bernhard /56_pdf
    Ödüllerim
    Bernhard/74_pdf
    Anneme Mektuplar
    Cengiz Dağcı/448
    Bir İdam Mahkûmunun Son Günü
    Victor Hugo/136
    Buzda Yürüyüş
    Herzog /79_pdf
    Aslında Herkes Haklı
    Ali Lidar / 122
    Gelmiş Bulundum
    Edip cansever /100_pdf
    Üvercinka
    Cemal Süreyya /48_pdf
    Bağbozumu Şarkıları
    Şükrü Erbaş /41_pdf
    Yaşıyoruz Sessizce
    Şükrü Erbaş /21-Pdf
    Denemeler
    Montaigne/272
    Kemik İnadı
    Asuman Susam/22_pdf
    Hakkari'de Bir Mevsim
    Ferit Edgü /198
    Buzdan Kılıçlar
    Latife tekin /156
    Mor Balonlar Uçurdum Sana
    Arzu Sanlı /96
    Çamur Prenses
    Nada/32_pdf
    Her Şey Ayartabilir Beni
    Yeats /35_pdf
    Lavinia
    Özdemir Asaf/78_pdf
    Sana Bakıyorum - I Look at You
    Maram/18_pdf
    Bütün Güzel Çocuklar Şüpheli
    Umay umay/71_pdf
    Hasretinden Prangalar Eskittim
    Ahmed Arif /59_pdf
  • Ben cehennemde aynı yastığa baş koysam senle,
    Hiç uyanmam kalkayım da cennete geleyim.

    Muhammed Hüseyin Şehriyar
    Manzum Çeviri: Arzu Özdemir
  • ''Bir seviyi anlamak bir hayatı harcamaktır,
    harcayacaksın.''
    ÖZDEMİR ASAF
    Yıl 1925,haziran ve gün ,belki de tarihin en güzel günü takvimin en güzel yaprağı. Günlerden 15 Haziran. Bir cevher dünyaya gözlerine açtı. Kim bilebilirdi ki onun bu denli önemli bir isim ,dev bir düşünür,yaşamlara dokunarak ,insanların hayatında iz bırakacağını.
    O bebek büyür ,yaş olur 16.. Yer ; İzmir Atatürk Lisesi. O kanı deli genç ,aşık olduğu kıza Nâzım Hikmet şiiri yazdığı için okuldan atılır. İki ay hapisin ardından ,özgürlüğe kavuşan ,özgürlük düşkünü bu delikanlı ,bu davanın peşinden giderek içindeki yazın savaşına yenik düşer ve başlar yazmaya.
    Merak edilen o isim ,biraz daha merak ediledursun,biz yaşamına devam edelim. Bir kopya verelim arada ,en azından delikanlı yerine ona daha çok yakışan bir sıfat olsun. Kaptan diyelim.. Onu lakabı ile çağırmaya özen gösterelim biz de.
    Kaptan,liseden atıldıktan ve okula geri döndükten 5 yıl sonra CHP'nin yapmış olduğu bir şiir yarışmasına katılır ve ikincilik elde eder. Şu satırlardan bakalım tahmin edebilecek misiniz Kaptan'ı ;
    ''nisan ayı içinde donanır dağlar
    donanır yeşilinden alından...''
    Hâlâ edemediniz mi yoksa? Size biraz daha yardım edeyim o vakit. Şair bir şiirinde öyle çok sevmiştir ki.. Şu sözleri damlatmıştır kaleminden kan yerine;
    ''Ne vakit bir yaşamak düşünsem
    Sus deyip adınla başlıyorum '' hâlâ mı cevabınız yok? Merak etmeyin şimdi bileceksiniz o kadar insanın hayatına dokunan,kalbine giren ve onların sevgisini kazanarak ,onlara sevmeyi öğreten Kaptan'ı. Hazır mısınız ? O halde sizden yüksek sesle duymak istiyorum bu ismi.
    ''çünkü ayrılık da sevdaya dahil
    çünkü ayrılanlar hala sevgili'' .
    Evet, o isim Attilâ İlhan.. İlk şiir kitabı , Duvar'a ismini veren Duvar şiirinde şöyle diyor;
    ''ben bir duvarım hiç güneş görmedim''. Ben de şairi tanıyana kadar böyleydim. Hani Turgut Uyar diyor ya;
    ''Başka hiçbir şey sızamazdı padişah karanlığıma
    Şimdi bir senin yanında iyi oluyorum
    Başka hiçbir yerde değil ...'' Ben, Kaptan'ın şiirlerini okuyunca kadar, padişah karanlığıma bir güneş doğacağını düşünmemiştim. Nasıl olur da bir insan diğerinin duvarlarını yıkabilirdi? Bunu düşündüm sürekli ve bu soruyu çözmemde bana yine Kaptan yardımcı oldu. Nasıl mı? İşte şöyle ;
    ''Böyle bir kız değildin sen eskiden
    Sana ne yaptılar, sana ne yaptılar?
    Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken ''.. O an anladım ki ;
    ''Hayatında nelere sahip olduğun değil
    Kiminle olduğun önemli. '' Ben artık Kaptan ile yol alıyordum. Onun sanki bana bırakmış olduğu günlüklerdi bu şiirler. Hiç çocuğu olmamıştı ama sanki bu şiirleri günlük niyetine çocuklarına bırakmak için yazmıştı. Ben ki, onu her günüme taşırmış,geride bıraktığı günlüklerine sahip çıkmak için kendimi hırpalıyordum. Buna adı ile başladım. Nerede olursa olsun şairin adını Atilla yazan herkese ve her şeye tepkili oldum. Neden mi?
    ''Bak evladım iki 'T' ile yazılıyor ve 'a'nın üzerinde şapka var.'' Yıllar önce bir imza kuyruğunda adını bir türlü doğru yazamadığını söyleyen okuruna böyle bir cevap veriyor üstad. Aslında ısrarı idi bu. Çünkü o Türk diline çok önem veriyordu. Türkçeye olan bir sadakat ve bağlılık idi onunkisi. Eski eşi Biket İlhan bir röportajında Kaptan'dan şöyle bahsediyor;
    “Ben onunla Attilâ İlhan olduğu için değil ,Attilâ olduğu için beraber oldum. Bu çok farklı bir bakış açısıdır. Hatta ben onun ne denli önemli birisi olduğunu da zamanla yaşayarak, dışarıdan gördüklerimle öğrendim. Benim için hep çok değerlidir. Onun yanında büyüdüm. Yirmili yaşlarımda tanıştık. Kırk küsür yaşıma kadar da birlikte olduk. Çocuk sahibi olmayı arzu ettiğim için ayrılma kararı aldık ama dostluğumuz hep sürdü. Her zaman işbirliğimiz oldu. Birbirimizden hiç vaz geçmedik. Elbette ondan çok etkilendim. Attilâ İlhan çok özel biri, ama ben hep Attilâ’nın eşi olarak yaşadım. Attilâ İlhan’nın değil… O da bana öyle davrandı. Hep derdi ki; ‘bana Attilâ İlhan olduğum için gelmeyen tek kadın sensin.’ Bundan da çok mutlu olurdu. Kimse beni kızlık soyadımla kabullenemedi. Bu ad bana kaldı. Devam etti. O da soyadımı taşımandan onur duyarım dedi. Bu da güzel bir anıydı.” (Yeni Düzen Gazetesi)
    Biraz da şiirleri üzerine konuşalım. Herkesin dilinde dolanan ama şairini sorunca bilemedikleri , Üçüncü Şahsın Şiiri'nden başlayalım buna.
    Hani demiştim ,şair çok sevdi diye. Bakın sevgisini nasıl naif dile getiriyor;
    ''gözlerin gözlerime değince
    felâketim olurdu ağlardım
    beni sevmiyordun bilirdim
    bir sevdiğin vardı duyardım''.. Bir sevdiği olduğu halde ona olan sevgisinden vazgeçmeyen ama üzülmesin diye, o kişiden uzaklaşmamak adına şair susmuş. Kim yapar ki bunu? Şair yine o sevdiği kadına sesleniyor;
    ''... ben sana göre değilim.
    Benim için kirletme aydınlığını,
    hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim '' .. Seviyor ama ondan gitmesi için adeta yalvarıyor. Neden dersiniz? Sevilmeye mi değmez Kaptan? Hayır! Kaptan sevilmeye değer lâkin kendinde bulunan birtakım kötü özellikleri yüzünden kendisini seveni üzmemek adına ondan gitmesini istiyor. Fedakârlık .. Sevilmeye değer bir özellik değil mi sizce de? Kesinlikle değer!
    ''Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Uykumun arasında çağırdığım
    Çocukluk sesimle ağlayarak ''... Çocuk sevgisi kadar saf olan sevgisini kaybetmeyip hâlâ o masumiyette seven birisini düşünün. İşte tam olarak Kaptan'a çıktı yolunuz..
    ''kavgalı olmasaydık belki seni düşünürdüm
    çocuk sıcaklığına sığınıp uyumayı''.. Bile derken dahi düşündüğünü gizleyemiyor şair. Düşünüyorum seni ama kızarsın belki buna ,o yüzden seni düşündüğümü açıkça söyleyemiyorum ama bil ki yine seni düşünüyorum demeye çalışıyor sanki.
    Peki sadece şair midir bu eşsiz değer? Tabii ki hayır! Hani o Şoför Nebahat Ablanız var ya ,işte tam olarak Attilâ Beyefendi'nin kaleminden düşmüştür. Kartallar Yükseklerden Uçar,Yarın Artık Bugündür,Yıldızlar Gece Büyür... Daha niceleri..
    Takvimler 10 Ekim 2005'i gösteriyor ve şair bize sanki bugünü yıllar önce şu dizeler ile anlatmış;
    ''İnsan bir akşamüstü ansızın yorulur...'' Kaptan için veda vakti gelmiştir. Akşamüstü sularında ansızın yorulan kalbi,Kaptan'ın saatini durdurmuş ve bize vedasını ,yağmurun ardında bıraktığı toprak kokusu ve ebemkuşağı gibi şiirlerini armağan ederek aramızdan almıştır.
    Saygı,sevgi,rahmet ve hasret ile Kaptan...
  • Ona hitap ederken siz’li öznelerle başladığı cümlelerin yüklemine sen’li ekler bitiştiriyordu.
    Kadın adama bunun nedenini sorduğunda adam şöyle dedi: Elimde değil, eyleme yaklaştıkça samimiyet artıyor.
  • Öğretmenimle sohbetin sonunda bana uzattığı bu kitap Zihni’mde iz bıraktı. Güzeldi ve bitti ...mi? Hayır. Küçük denilemeyecek kadar derin bir felsefenin üzerine kurulan bu küçürek hikayeleri insanın başını aklından alıyor ve izin verdiğinizce size bir kaç küçük iz bırakıyor. Pişman olmadan okuyacağınıza kesinlikle inanıyor ve küçük ama derin okumalar diliyorum.